- Ayrıntılar
- Cemal Candaş
- Siyaset
Son günlerde Uşşaki tarikatı şeyhi Fatih Nurullah üzerinden bir operasyon yürütülüyor. Neymiş efendim, tarikatın şeyhi 13 yaşındaki bir çocuğa cinsel istismarda bulunmuş! Sanki daha önce bu ülkede çeşitli tarikatlarda çocuklara cinsel istismarda bulunulmamış gibi.
Her kim ki hafızasını yoklar, tarikatların bu tür sabıkalarına çok sayıda örnek hatırlayacaktır. O kadar ki devletin aileyi −doğal olarak da çocukları− korumakla görevli bakanının çok sayıda çocuğun bir tarikat yurdunda uğradığı cinsel istismarla ilgili haberler üzerine söyledikleri halen hafızalarımızdadır.
- Ayrıntılar
- Mehmet Özgen
- Siyaset
Ferdinand de Saussure paradigmayı, benzer özellikteki öğelerin bir sınıfı anlamında kullandı. Yani birbiriyle antagonist ilişkide olmayan, özdeş öğelerin birliği anlamında. Bir model ya da kuramsal çerçeve anlamında olduğu gibi, genel olarak dünya görüşü anlamında da kullanılır.
Kavramı asıl popülerleştiren Bilimsel Devrimlerin Yapısı adlı eseri ile Thomas Kuhn’dur. Kuhn’a göre paradigma, bir bilim alanını belli bir dönem yöneten ve kuramsal çerçevesini şekillendiren hâkim görüştür. Uzun süre fizik alanında hâkim olan ve evrenin yalnızca kendi tasarladığı türde bir çatı altında anlaşılabileceği iddiasında olan Newtoncu dünya görüşü gibi. Bu paradigma içinde çalışan bilim insanları söz konusu çatıyı daha belirginleştirmek, Newton kuramları ile doğa arasındaki uyumu daha da kesinleştirmek amacındaydılar.
- Ayrıntılar
- Cemal Candaş
- Siyaset
Coronavirüs salgınından sonra dünya eskisi gibi olmayacakmış!
“Eski” dünya nasıl bir yer?
Dünya nüfusunun yaklaşık yüzde biri, toplam servetin yüzde sekseninin sahibi, geri kalanlar bu servetin yüzde yirmisini paylaşmaya çalışıyor.
Dünya nüfusunun üçte biri (2,5 milyar), sağlıklı içme suyuna erişemiyor.
Dünyada silahlanmaya harcanan kaynaklar o kadar devasa boyutlarda ki bu kaynaklar gıda ve beslenmeye ayrılsa dünyada açlık ve yoksulluk kalmayacak düzeyde.
Bu “eski” dünyanın bir parçası olarak Türkiye’de de durum farklı değil.
- Ayrıntılar
- Cemal Candaş
- Siyaset
Şu an itibariyle coronavirüs salgınının ortaya çıkardığı sonuçlardan birkaçı şöyle sıralanabilir:
Ekonomik ve teknolojik açıdan dünyanın en gelişmiş ülkelerinin salgın hastalıkların neden olduğu felaketlere karşı hiç de iddia edildiği gibi “güçlü” olmadıkları anlaşılmıştır. ABD, İtalya, Fransa, İngiltere, İspanya gibi ülkelerin yeterli sağlık elemanı, ağır hastaları yatıracak yatak ve solunum cihazı, insanlara yetecek kadar maskeleri olmadığı görülmektedir.
Cumhurbaşkanı tarafından her ne kadar tersi iddia edilse de Türkiye ekonomisinin iflas halinde bulunduğu, coronavirüs salgını başlamadan önce Hazine ve Merkez Bankası rezervlerinin tamamen boşaltıldığı ortadadır. Bunun en büyük kanıtı, salgının yarattığı ekonomik sorunları aşmak için birçok ülke, halkına para dağıtma yolunu seçmesine rağmen Türkiye’de devletin yardım kampanyası açmak zorunda kalmasıdır.
- Ayrıntılar
- Cemal Candaş
- Siyaset
Coronavirüs salgını dünya çapında bir yönetim krizi yarattı. Gelişme seyrine bakıldığında ne kadar süreceği konusunda farklı öngörüler olmasına rağmen tüm dünyanın, önümüzdeki birkaç yıl boyunca −iyimser bir tahminle− bu salgın ve onun yaratacağı tahribatlarla baş etmeye çalışacağı anlaşılıyor.
Bu krize karşı farklı ülkeler, değişik ideolojilere sahip bireyler, çeşitli alanlardan bilim insanları birbirinden ayrı tepkiler veriyorlar. Tüm ayrılıklara rağmen ortaklaşılan genel kanaat, coronavirüs salgınının tüm insanlığı tehdit ettiği yönündedir. Bu kanaate ciddi bir itiraz bugüne değin gözlenmemektedir.
- Ayrıntılar
- Hüseyin Hasançebi
- Siyaset
“Göç”, toplumsal tarihin yasası gibi işlemiş bir süreçtir; ancak yüklendiği özgün işlev bakımından son 100 yılın (emperyalizm) insan göçlerine ayrı bakılmalıdır. Emperyalist sömürü gelişkin kapitalizm ile gelişmemiş kapitalist dünya arasında öylesine derin bir uçurum yaratmıştır ki, “cennet”-“cehennem” öteki dünya sorunu olmaktan çıkmış, CENNET dünya, kendini CEHENNEMÎ dünyanın istilasından korumak için çevresine yüksek duvarlar örme cihetine gitmiş; 20. yüzyıl göçleriyle 1990 başlarında gelinen dünya bu olmuştur.
Biliyoruz, “bu vahşi dünya görünümünün müsebbibi kapitalizmdir” denilmesin diye kurulan Dünya Bankasının ve BM Kalkınma Teşkilatının (UNDP) uyguladığı yüz binlerce Asya-Afrika projeleri akim kaldığı için kıtalar düzeyinde ayaklanmalar baş gösterince kapitalizmin suçunu örten yeni teoriler aranışı başlamış, tam da bu sıra KÜRESELLEŞME imdada yetişerek Güney-Kuzey gelir uçurumunu dengeye kavuşturacak sihirli bir formül olarak ideoloji ve siyaset pazarına sunulmuştur. Küreselleşme daha beterini yaptı, zengin-yoksul dünyalar uçurumunu 10 kat daha derinleştirdi.
- Ayrıntılar
- Hüseyin Hasançebi
- Siyaset
HDP Kongresi (Şubat 2020) iki noktada dikkat çekti. Biri yeni eşbaşkan Mithat Sancar’ın “Dolmabahçe Mutabakatı ile devam edelim” çağrısı oldu; diğeri de yeniden eşbaşkan Pervin Buldan’ın “HDP ile mutabakat açık ve şeffaf olmalı” çağrısı.
Mithat Sancar’ın çağrısının C.Başkanı Erdoğan’a olduğu besbellidir; kesintiye uğramış “çözüm süreci”nin devamını önermektedir; ancak “açık” olduğu söylenemez; çünkü “Dolmabahçe Mutabakatı” açık değildi, kimin ne alıp ne vereceğini söylemiyordu.
Pervin Buldan’ın çağrısı ise CHP’ye dönükmüş gibi yorumlandı; Mart 2020 yerel seçimindeki “örtülü” mutabakatın “açık” mutabakata dönüştürülmesi şeklinde anlaşıldı. Şuradan bakılmalı: C.Başkanı Erdoğan habire CHP’yi, “HDP ile gizli ittifak kurmakla” suçlamakta, CHP ise habire, ‘HDP ile ittifakı olmadığını’ söylemektedir. Program önceliği “Kürt meselesinin çözümü” olan HDP bu durumda doğal olarak tıkanmaktadır.
- Ayrıntılar
- Cemal Candaş
- Siyaset
Önümüzdeki kısa dönemde yapılması düşünülen erken seçim için kitlelerin zihnini bulandırmak amacıyla piyasaya sürülen bir spekülasyon olsa bile şu “yerli” ve “millî” otomobil ile ilgili bilinenleri özetleyelim.
Bu projeyi gerçekleştireceği söylenen şirketin ortakları tanıdık isimler.
Türkiye'nin Otomobili Girişim Grubu Sanayi ve Ticaret A.Ş. (TOGG) ortakları:
1- ANADOLU HOLDİNG - Tuncay Özilhan ve Yazıcılar ailesi (%19)
2- KÖK HOLDİNG (Kıraça Holding) - İnan Kıraç (%19)
3- BMC - Ethem Sancak (%19)
- Ayrıntılar
- Hüseyin Hasançebi
- Siyaset
İmamoğlu-Erdoğan KANAL kavgası rant paylaşım kavgasıdır.
Kanala itiraz, itirazı siyasallaştırmak ve AKP iktidarına karşı mücadeleye tahvil etmek doğrudur, gerekli politikadır fakat konumuzun dışındadır. Arkasına bakalım.
Dünya Dış Ticareti (ithalat-ihracat) Doğu’dan (Pasifik) Batı’ya (Avrupa) ve Kuzey Asya’dan (Avrasya Ekonomik Birliği) Afro-Avrasya eksenine yoğunlaşıyor. Mal ve insan kütleleri Deniz, Kara, Demir ve Hava yolları ile bu eksenler üzerinde hareket ediyor. Doğu-Batı yolları ileri düzeyde genişledi, yenilendi, modernleşti.
Kuzey-Güney ekseninde de yollar genişliyor ve birbirine bağlanıyor; fakat boğazlarda su yolu hâlâ dar; Ukrayna-Rusya-Kazakistan ile Afrika arası büyüyen ticarete hızlı çalışan geniş yollar lazım. Bugün bir, yarın bir daha, işte İstanbul kanalı bu nedenledir. Kanalı yapmaya, elinde ihraç edecek fon olan herkes taliptir. ABD ilgilenmiyor, Avrupa ilgilenmiyor, Rusya ilgilenmiyor; biz kendi içimizde, “Montrö”, “Cumhuriyet”, “Atatürk”… bağırıp çağırıyoruz.
- Ayrıntılar
- Hüseyin Hasançebi
- Siyaset
Her 28 Aralık günü, “Ağlama Duvarı” önüne dizilir gibi, Ortasu (Roboski) katliamını hatırlıyor; lanetliyor; yüksek perdeden “katliam” diyor; “insanlığa karşı işlenmiş suçtur” diye yazıp, çizip, paylaşıyoruz. Devleti(mizi)n uçaklarının bombalarıyla parçalanmış “nafaka mağduru” Kürt çocuklarına borcumuzu ödeyip kendimizi teselli ediyoruz.
Değeri var yaptığımızın elbette, ama konu bu değil ki. Masum yavrularının birbirine geçmiş et parçalarını öylesine tabutlara dağıtıp mezara taşıyan mahşeri kalabalığın ürküten sessizliğini anımsayın; aklınız paramparça olacak ve anlayacaksınız: “Mağdur” biziz! Bizim özgürlüğümüz öldürüldü.
Roboski çocuklarının anne babaları, çaresiz ve tek silahları “susmak” olduğu için konuşmadılar; çocuklarına “fiyat” biçildi, –biz ‘almadılar’ diye alkışladık– hayır, ANLAMADILAR.