- Ayrıntılar
- Sefer Ali Demirci
- Siyaset

Bana bir varmış de!
Bir varmış bir yokmuş deme!
İçime dokunuyor.
Can Yücel
“baba-oğul-kutsal abla”…
Kimi tasvirlerde “kutsal ruh” güvercin “donunda” resmedilir (en mühim misyonu, “seçilmiş” fânilere “resul” olacağını müjdelemektir!); kimileriyse işte böyle “abla” kisvesinde arz-ı endam eder..! O sebeple, Hristiyan inancındaki “Baba-Oğul-Kutsal Ruh”tan oluşmuş “Teslis” öğretisi ve uhrevî figürler yakıştırılıyor zahir bu “tablo”ya... “Abla”nın kutsiyeti, vakt-i zamanında devlet baba tarafından “takdis” edilmiş (Noel Baba tarafından “vaftiz” edilmiş olacak değil a!) olmasından ileri gelir, hiç hilafsız… Yani ya demem o ki, “oğul”un “babası”ndan ötürü değil..!
- Ayrıntılar
- Cemal Candaş
- Siyaset
Gezegenimizin, Güneş’in etrafındaki turunu tamamlayarak miladi takvimi kullanan insanlar tarafından başlangıç noktası olarak kabul edilen 1 Ocak’tan itibaren yeni bir tura başlamasıyla 2023’e giriyoruz.
Âdettendir, yeni yıla girerken insanlar bir muhasebe yaparlar. Geride kalan yıla şöyle bir göz atıp önümüze bakmak, gezegenin yeni bir tura başlamasında keramet aramak birçoğumuza iyi gelir. Bu iyi gelme hâlini o derece abartırız ki eğlenceler, törenler yapmanın yanında yeni yıldan dilekler dileriz. Bu dilekler çoğu zaman o güne kadar isteyip de elde edemediklerimizden biri ya da birkaçını içerir.
- Ayrıntılar
- Sefer Ali Demirci
- Siyaset
Engels, Marx’ın “Ücretli Emek, Sermaye” başlıklı broşürünün 1891, Berlin baskısına yazdığı önsöz’de; “[O]kura şimdiden söylüyorum; bu, Marx’ın 1849’da yazmış olduğu değil, 1891’de yaklaşık olarak yazmış olacağı broşürdür.” der; ve… “bu baskı için, belli başlı bütün noktalarda, (…) bazı gerekli değişiklik ve eklemeleri yapmakla, Marx’ın düşünüşüne uygun bir davranışta bulunduğumdan eminim.” diye de ekler.
- Ayrıntılar
- Sefer Ali Demirci
- Siyaset
kellim kellim lâ yenfa*
21 Ağustos tarihli “yazı”da iki satırlık iki cümle her şeyi tanımlıyordu. Ama “açılması”, “açıklanması” gereğine dair “iletiler” de gelmiyor değildi. Ancak bunun “gereği”ni SGB (Sosyalist Güç Birliği)’nin dışından bir ses handiyse gözümüze soktu. Bir videoda**, ne denmek isteniyor, bizi teyit edercesine, ayan beyan ifade ediliyordu. Ve aşağıda yer almakta olan “yazı”nın yazılması da kaçınılmaz oldu…
- Ayrıntılar
- Şükrü Çelikyapı
- Siyaset
* ”Nasıl Darwin organik doğanın gelişme kanununu keşfettiyse, Marx da insanlık tarihinin gelişme kanununu keşfetti; şimdiye kadar ideolojinin kalın örtüsü altında saklı kalan basit bir olguydu bu; insanoğlu siyasetle, bilimle, sanatla, dinle vb. uğraşabilmek için her şeyden önce yemek, içmek, barınmak ve giyinmek zorundadır; bu nedenle, acil maddi yaşama araçlarının üretimi ve dolayısıyla belli bir halkın ulaştığı ya da belli bir çağda ulaşılan ekonomik gelişme düzeyi, o halkın devlet kurumlarının, hukuk kavramlarının, sanatının, hatta dinle ilgili fikirlerinin üzerinde geliştiği temeli oluştururlar ve bunun içindir ki bütün bunlar, şimdiye kadar olduğunun tam tersine, bu temelin ışığında açıklanmalıdırlar.
- Ayrıntılar
- Cemal Candaş
- Siyaset
NATO, başta ABD olmak üzere kapitalist emperyalist devletlerin kendilerine düşman olarak gördüğü sosyalizme karşı kurmuş olduğu siyasi/askeri bir saldırı örgütüdür. Tek hedefi, dünya halklarının emeğini vampir gibi sömüren uluslar üstü tekelci sermayenin çıkarlarını zor kullanarak savunmaktır.
Sovyetler Birliği ve sosyalist sistemin yıkılmasından sonra da bu hedefinden milim şaşmamış, saldırgan ve yayılmacı tutumunu artırarak sürdürmüştür. Hedefine ulaşmak için dünyanın her yanında savaşlar çıkarmaya, bölgesel çatışmaları kışkırtmaya, askeri darbeler kotarmaya, soykırıma varan insanlık dışı uygulamaları gerçekleştirmeye devam etmektedir. Şu anda dünya üzerinde sürmekte olan çatışma ve savaşlarda NATO şu veya bu şekilde etkin bir pozisyondadır. Bunun en son örneği, Ukrayna’da yaşanan insanlık dramıdır.
- Ayrıntılar
- Sefer Ali Demirci
- Siyaset
”Anavatan için öldüğümüzü sanıyorduk.
Çabuk idrak ettik ki banka kasaları için ölüyormuşuz.” (Anatole France)
“gitti…” “gidiyor…” “gidecek…” “gider…” “belki…” “umalım…” S. Beckettvari böyle bir ifade tarzıyla açıklanabilir mi “durum”?.. Yahut Kafkaesk bir tutumla; bir taraftan “gitmesini” şiddetle arzu ederken diğer taraftan da sanki istemiyor gibiyiz..! Yoksa nedir..? Açıklamakta oldukça zorlanmaktayız; “kurtulmak” için bir hareket yeterliyken yerlerinden kıpırdamamalarını insanların… umutsuzluklarını… umarsızlıklarını… nereden bakarsak bakalım, bir türlü anlam veremediğimiz “insanlık halleri”ni...
- Ayrıntılar
- Şükrü Çelikyapı
- Siyaset
TÜİK hesaplamalarıyla 1980 yılında 45 milyon olan nüfusun 25 milyonu (%56) köylerde yaşar; siyasetçilerin en büyük vaadi her köye yol, su, elektrik götürmek iken 2000’de 68 milyon nüfusun 24 milyonu (%35) köylerdeydi. 12 Eylül faşist darbesinden sonraki 20 yıl hızlı bir iç göçe sahne oldu. AKP’nin ilk iktidar yıllarında kırsalda kitleselleşmesini sağlayan en önemli işlerden birisi KÖYDES ve BELDES projeleriyle köylerin altyapı sorunlarında radikal iyileşmeler üretmesi oldu. Ama göç yine aynı hızıyla devam etti ve bugün kırlarda, köylerde yaşayan nüfus 85 milyon içinde %16’ya geriledi. Artık kentliliği de aşan, yarı nüfusu 11 metropole sıkışmış bir ülke burası.
- Ayrıntılar
- Sefer Ali Demirci
- Siyaset
* Her şeyi, her şeyin −olması gerektiği gibi değil de− olduğu gibi kalması için planlamak bilhassa…
Fakat Tarih, “omnia mutantur” (“her şey değişir”) diyor.
* “Hayatın bilinen, bilinmeyen sayısız yolla ve şekilde değiştiğini gördük. Bu hakikati hiçbir mahkeme, hiçbir ceza, hiçbir yargılama yok edemez, Gezi Direnişi’ni ne çoktan yazıldığı tarihten ne geleceğimizden söküp alabilir.”
“Milyonların katıldığı bir direnişi toplumu sindirmek amacıyla, tümüyle hukuka aykırı olarak mahkûm etmeye hiçbir egemenin gücü yetmez, yetmeyecektir.”
- Ayrıntılar
- Cengiz Uzuner
- Siyaset
Kriz emeğiyle geçinenlerin yaşamını derinden etkiliyor.
Krizin sorumlusu kim?
Bu sorunun yanıtı çok net aslında.
Sorumlu belli,
krizden kazanan belli,
krizin bedelini ödeyen belli.