Kızılcık dergisi ilk sayısındaki "Merhaba!" yazısında,

"Kızılcık", Cornaceae familyasından küçük bir ağaç. Kışın yapraklarını döküyor. Ağacın yenebilen sulu ve ekşi meyveleri de aynı ismi taşıyor. Meyveleri olgunlaştığında kızıl, çiçekleri sarı, yaprakları yeşil... Meyveleri taze olarak yenilebildiği gibi reçel, şerbet, şarap olarak da kullanılabiliyor. İshali durdurucu etkisi olduğu biliniyor. Güzel görünümüyle park ve bahçelerde süs bitkisi olarak da kullanılıyor. Dayanıklı odunu baston yapımında elverişli bir malzeme...

Dergimiz, 2000 yılı Ocak ayında yayın hayatına adım atarken, "Kızılcık" yukardaki tarifine denk düşen siyasal bir anlam da kazanıyor. Ülkemizde işçi sınıfı sosyalizminin uzun süren "kış" koşullarında "küçülen ve yapraklarını döken" varlığı "Kızılcık" dergisiyle yeni dönemine taşınacak diye umuyoruz. Dünya sosyalizminin yeniden toparlandığı, yaralarını sardığı, savaşsız ve sömürüsüz bir gelecek umudunun yeniden canlandığı bir çağa giriyoruz. Sosyalizm bir kez daha ve geçmişte hiç olmadığı kadar güncelleşiyor. Gelişkin ve renkli yeni bir toplumsal muhalefet dalgasının bütün emareleri mevcut. "Kızılcık" bu sürece ayak uydurmaya ve ışık tutmaya çalışacak.

... Köstebek yoluna devam ediyor! diyordu.

2014 yılının yaz aylarındaki son basılı sayısında ise "Kızılcık inadı"nı şöyle dile getiriyordu:

Belli fikir, düşünce veya politikaların sürekliliği, "taşıyanı" olmasıyla mümkündür. Kızılcık taşıyıcısı olmaya çalışacağı fikir, düşünce ve politikaların en genel çerçevesini ilk sayısının kapağında Marks-Engels-Lenin-Rosa Luxemburg ve Gramsci'nin fotoğraflarını kullanarak sembolize etmişti. Bu da devrimci Marksizmin, kendi içinde mümkün en geniş çoğulculuğu koruyarak sürdürülmesiydi. Ve bu "tutum", Türkiye'de Marksizmin bizzat Marksistler tarafından saldırıya uğradığı koşullarda benimsenmişti.

Kızılcık baştan benimsediği bu tutumunu 14 yıl boyunca ve "inat" ile sürdürdü. Marksizmin sorunlarını tartışan değerli ve samimi görüşleri bir araya getirmeye çalıştı. Herhangi bir politik aidiyeti benimsemeden solun güncel politikalarını değerlendiren analitik görüşleri azami çeşitliliği ve çoğulculuğu koruyarak yansıtma çabası içinde oldu.

... Bu kadar uzun bir süre ve bu kadar kendiliğindenci ve amatör çabalardan sonra elde kalan nedir diye bakıldığında verilecek tek bir cevap vardır: İNAT! İnat, Marksizmin kendinde olan bir nitelik değil, politikaya ve yaşama aktarılmasında ortaya çıkan bir niteliktir. Siyasi tarihte bunun en yüksek örneği Lenin'dir. Lenin'de en somut ifadesine kavuşan şey "sınıf inadı"dır. İşçi sınıfı inadı diye tanımlanabilecek bir şey varsa, o da "teslim olmamak"tır.

Kızılcık yazıları, inadını 2020 yılında, 20. yılında ve sonrasında kizilcik.org'ta sürdürüyor.

İletişim için e-posta adresi: kızılcık2004@yahoo.com