youn yeni gezegen 1921 detayGezegenimizin, Güneş’in etrafındaki turunu tamamlayarak miladi takvimi kullanan insanlar tarafından başlangıç noktası olarak kabul edilen 1 Ocak’tan itibaren yeni bir tura başlamasıyla 2023’e giriyoruz.

Âdettendir, yeni yıla girerken insanlar bir muhasebe yaparlar. Geride kalan yıla şöyle bir göz atıp önümüze bakmak, gezegenin yeni bir tura başlamasında keramet aramak birçoğumuza iyi gelir. Bu iyi gelme hâlini o derece abartırız ki eğlenceler, törenler yapmanın yanında yeni yıldan dilekler dileriz. Bu dilekler çoğu zaman o güne kadar isteyip de elde edemediklerimizden biri ya da birkaçını içerir.

Yeni yıldan hem kendimize hem de başkalarına (çoğu zaman ülkemize, tüm insanlığa) iyilikler dilemeyenimiz pek azdır. Yeni yıl kutlamaları, −bu konuda olumsuz ekstrem düşünce ve inanışlara sahip olan küçük bir azınlık hariç− milyarlarca insanın ortak ritüeline dönüşmüştür.

Geçmişe kısa da olsa bir göz atmak, bir durum değerlendirmesi yapmak, neleri yapmak isteyip de yapabildiğimizi veya yapamadığımızı gözden geçirmek; gelecekte neler yapabileceğimizi düşünme konusunda çoğu zaman yol gösterici olabilir. Bu durum bir anlamda kendimize ve etrafımıza eleştirel bir gözle bakma fırsatıdır aynı zamanda. Herkes için olmasa bile bu anı bir fırsat olarak görenler için olumlu bir işlevi vardır yılbaşının. Tıpkı doğum günü, evlenme yıldönümü vb. ritüeller gibi.

2022 yılına kısaca bir göz attığımızda çok kestirmeden şunu rahatlıkla söyleyebiliriz: Eğer ülkenin üretilen değerlerinin kaymağını yiyen burjuva sınıfının bir üyesi veya mevcut iktidarın devlet olanaklarını pervasızca üleştirdiği “yandaş” şebekesine kapağı atanlardan birisi değilseniz, berbat bir yıl geçirdiniz demektir. Sizin için daha kötüsü olamazdı herhalde. Gezegenin bir önceki turuna göre 2022 adını verdiğimiz bu tur çok daha kötü geçti şüphesiz. Eğer sömürücü asalaklardan biri değilseniz −ki toplumun çok büyük bir kesimindensiniz demektir− ve bu süreçte bazı iyilikler yaşamışsanız, inanın çok şanslısınız. Müstesnasınız ve bilesiniz ki “istisnalar kaideyi bozmaz!” Bozmaz, çünkü çok çok az yaşanırlar.

Bir de adını 2023 yılı koyduğumuz gezegenin yeni turuna yönelelim. Neler bekleyelim yeni yıldan, 2023’ten… Sağlık, mutluluk faslı çok önemli olduğu için atlamayalım. Kendimiz, sevdiklerimiz hatta tüm insanlık için bu konuda dileklerimizi iletmekte bonkör davranmanın hiçbir sakıncası yok.

Kendi adıma 2022’ye baktığımda tıpkı yukarıda sözünü ettiğim büyük çoğunluk gibi berbat bir yıl geçirdiğimi söyleyebilirim. Ufak tefek şanslar da yakalamadım değil. Ama bu ülkede yaşanılan olumsuzlukların yanında onlar devede tüy bile sayılmaz. Büyük bir çoğunlukla berbat bir yıl yaşadık ülke insanları olarak. Yokluk, yoksulluk, enflasyon, pahalılık, işsizlik, sömürü, adaletsizlik, beceriksizlik, düzeysizlik, yalan, soygun, ayrımcılık, savaş, şiddet, baskı, adam kayırma… Saymakla bitmez yaşanılan olumsuzluklar.

Gelelim 2023’e. Mademki dilek dilemekte kendimizi sınırlandırmamız gerekmiyor, o halde dileyelim yeni yıldan. Önce sağlık ve mutluluk. Sonra da;

  • Tutsak edilen siyasi rehinelerin, gazetecilerin, hukukçuların, akademisyenlerin, öğrencilerin, STK yöneticilerinin özgürlüklerine kavuştuğu,
  • KHK mağdurlarının haklarının iade edildiği, hak kayıplarının devlet tarafından tazmin edildiği,
  • Bağımsız mahkemeler tarafından yargılanarak ceza almadığı halde yerlerine kayyım atanan tüm yerel yöneticilerin görevlerine döndürüldüğü,
  • Düşünce özgürlüğünün önündeki tüm engellerin kaldırıldığı,
  • Hiçbir kültür ve sanat etkinliğinin uydurma gerekçelerle yasaklanmadığı,
  • Yargı bağımsızlığının ve adaletin sağlandığı,
  • Toplanma ve gösteri yapma hakkının hiçbir şekilde kısıtlanmadığı,
  • Üniversitelerin yönetsel ve akademik özerkliklerinin sağlandığı,
  • Her türlü ötekileştirme ve ayrımcılığın yasaklandığı,
  • Kadına, çocuğa, hayvanlara, doğaya ve dezavantajlı gruplara yönelik şiddete karşı açıkça savaş açıldığı,
  • Doğanın her türlü tahribine karşı kesin tutum alındığı,
  • Gelir adaletsizliği ve yoksulluğa karşı devlet tarafından acil ve etkili önlemlerin alındığı,
  • Çok kazanandan daha çok vergi alındığı adil bir vergi sisteminin yürürlüğe konulduğu,
  • Yerel yönetimlerin yetkilerinin artırılarak, halkın yönetime doğrudan katılımını sağlayan bir yönetim anlayışının egemen kılındığı,
  • Sağlık ve eğitim gibi hizmetlerin devlet tarafından ücretsiz olarak herkese eşit bir şekilde sunulduğu,
  • Örgütlenmenin önündeki tüm engellerin kaldırıldığı,
  • Kamu ihalelerinde tam bir şeffaflık sağlanarak halkın çıkarlarının ön planda tutulduğu,
  • Üretim ve tüketim kooperatiflerinin devlet tarafından desteklenerek yaygınlaştırıldığı,
  • Savaş politikalarının terk edilerek yurt içinde ve dışında barış politikalarının hayata geçirildiği,
  • Her yurttaşın ana dilini her alanda özgürce kullanabildiği ve kültürünü koruyup geliştirebilmesi için desteklendiği,
  • Kamu bütçesinin halkın yararını önceleyen bir anlayışla düzenlenip uygulandığı bir ülkede YAŞAMAK İSTİYORUM!

Biliyorum, birileri dileklerimi sınırlı tuttuğumu, insanların gerçek anlamda mutlu olabilmesi için eşitlik ve özgürlük gerektiğini söyleyecekler. Eşitlik ve özgürlüğün yaşanabilmesi için de sınıfsız, sömürüsüz bir dünya kurulması, bunun için mücadele edilmesi gerektiğini hatırlatmak isteyecekler. Biliyorum ve size çok hak veriyorum.

Tüm bunları da gelecek yeni yılda konuşalım, olmaz mı? Nasıl olsa gezegenimiz Güneş’in etrafında tur atmaya devam edecek. Sağ kalırsak bütün bunları o zaman konuşuruz.

Şunu söylemeden bitirmeyeyim: Asıl kurtuluşun ne olduğunu unutmamamız gerektiğini hatırlattığınız için çok teşekkür ederim dostlar. İnanın emekçilerin gerçek dostları sadece sizlersiniz. İyi ki varsınız!

Yeni yılınız kutlu olsun!