Seçimler gündemi ile baktığımda şu sonuçları çıkarıyorum:
1. Sovyetler Birliği’nin dağılması sonrası dünyadaki siyasi mücadele yöntemleri de değişti.
Türkiye’de de birçok parti/örgüt özneleri de ideolojik, politik ve örgütsel değişikliğe uğradılar.
2. Eskiden seçimler, kitlelerin politik duyarlılıklarının en yüksek olduğu tespitinden yola çıkılarak ajitasyon, propaganda ve örgütlenme yapabilmenin fırsatları olarak görülürdü. “Biz seçim partisi/örgütü değiliz…” söyleminin arkasında devrim yapmak, burjuvazinin iktidarını yıkmak hedefleri üzerinden mücadele sürdürülür ve dünya devrimi de bu anlayışla bütünleştirilirdi.
- Ayrıntılar
- Cemal Candaş
- Siyaset
Politikada “sol” ve “sağ” kavramları çok sık kullanılır. Bu kavramlar, bağlamına göre farklı anlamlara gelse de genel bir kategoriyi ifade eder. Kavramı kullananla, karşısındaki çoğu zaman anlaşır, önemli bir karmaşa yaşamazlar.
Sorun daha çok “sol” kavramında yaşanır, özellikle kendisine “solcu” diyenler arasında.
“Solcu”lara göre farklı “sol”lar vardır: Sosyalist/komünist, devrimci, demokratik, özgürlükçü hatta liberal sol…
Bu kadar farklı “sol” olunca da işler sık sık karışır.
- Ayrıntılar
- Şükrü Çelikyapı
- Siyaset
Bir büyük “arayış”! “İnsan”ı, insanın en büyük zenginliği sayan, yeni bir uygarlık arayışı… İnsanın en heyecanlı, en harikulade macerası!.. O “macera” belki iki yüz, belki de üç yüz yıl sonrasının gerçeğini ve insanın geleceğini bugünden aramaktı! Bunun acemi, kırılgan ve zorunlu ve belki de “erken” adımlarıydı; emeklemekten henüz yeni kurtulabilmiş... Bir olağanüstü, cansiperane “arayış”! İnsanlığın bütün birikimi ve aklı ve tarihsel bakımdan haklı olunduğunun bilinciyle...
...günün “manâ” ve “ehemmiyeti”ne binaen*
* K.Marx, Dr. Kugelmann’a yazdığı 17 Nisan 1871 tarihli mektupta; “Dünya tarihi” diyordu, “eğer mücadeleye başlamak için elverişli şartları bekleyerek, hiç sıkıntı çekmeden başarıya ulaşılarak değiştirilmeye kalkışılsaydı, bu gerçekten çok kolay bir iş olurdu.”
Lenin ise 5 Şubat 1907de, “Dr. Kugelmann’a Mektuplar, K. Marx” adıyla Rusça basılan kitapçığa yazdığı ”Önsöz”de; “Durumun bu şekilde ortaya konmasının, değerlendirilmesinin gerekliliği bugünkü quasi-marksistler tarafından kesinlikle anlaşılmamıştır. Bunlar Marx’ın adını boş yere kullanmaktan ve başarılarla dolu geçmişin üzerine oturarak bu ismi ödünç almaktan hoşlanmaktadırlar. Fakat Marx’ın geleceği belirleme yeteneği bunlarda zerrece kendini göstermemektedir.” demekteydi... (İtalikler bizim.)
- Ayrıntılar
- Cemal Candaş
- Siyaset
Cumhuriyet Halk Partisi’nin, TBMM’nin onayına sunulan tezkereye “hayır” diyeceğini açıklaması, yıllardan beri izlemiş olduğu “tezkeresever” tavrını tekrarlayacağını düşünen kesimlerce hayretle karşılandı.
İktidar kanadından CHP’nin bu tavrına gösterilen “HDP ortaklığı” ve “millî olmayan duruş” değerlendirmeleri çok anlaşılır. CHP tabanında yuvalanmış “ulusalcı” kesimin de bu karara mesafeli durması normal.
- Ayrıntılar
- Cemal Candaş
- Siyaset
1989 yılında Bulgaristan’dan ülkemize yaklaşık 400 000 göçmen akın etmişti. Zamanın muhalefeti, Başbakan Özal’a gensoru vererek bu kadar göçmenin ülkeye kabul edilmesine itiraz etmişti. Sosyalist sistemin çözülmesi sonucunda Bulgaristan yönetimi de değişmiş ve gelen göçmenlerin yaklaşık 130 000’i geriye dönmüş, 270 000 göçmen Türkiye’de kalmıştı. Bu insanlar, Türkiye’ye uyum sağlama konusunda çok zorlu bir mücadeleye girmişti ve aradan 30 yıl geçmiş olmasına rağmen bu mücadele devam etmekte.
“Sıma ke teseliya xo ma ra gurete
Meste-birre halê sıma jê halê Hermenian o”
(“Ordu işimizi bitirince yarın sıra size gelecek
Sizin de haliniz tıpkı Ermenilerinki gibi olacak”)
[1938’de Demenan aşiretinin
büyük ölçüde ‘imha edildiği’
Laç Deresi Katliamı’na atıfla söylenen
“Derê Laçi Hawae (Ağıdı)”nda
devlet yanında yer alan aşiretlere
böyle bir gönderme ile seslenilir.]
- Ayrıntılar
- Şükrü Çelikyapı
- Siyaset
* Geçmiş, ondan habersiz olanlar için ne ifade eder bilmem…
Geçmişinden, tarihinden habersiz, sürekli aynı yanlışları tekrarlayan, yarınlarından umutsuz, günü kurtarma peşinde olan, −bir nevi körebe oyunu gibi− kimsenin kolay kolay bir yere varamayacağı, hiçbir amacı olmayan insanlar ülkesidir burası!.. Resmî tarihe kolayca inanan, resmî söyleme kolayca kanan, bir takım paranoyalarla sokulmuş olduğu “korku tüneli”nde güvenle(!) yol alan bir toplum!
Ve bu kör itaatkârlığın özgürlük aksiyonu için endişe verici boyutlarda bir tehlike içerdiği gerçeği…
- Ayrıntılar
- Sefer Ali Demirci
- Siyaset
19 Aralık 2000…
Rezil adlandırmayla “HAYATA DÖNÜŞ”; MGK’daki kod adıyla “TUFAN”…
Ya da “mefhumu muhalif”inden operasyon çıkarmak!
Bugün 107 hapishanedeki binlerce mahpus “tecridin ve baskıların sonlandırılması” talebiyle yüz küsûr gündür süresiz-dönüşümlü açlık grevi yapıyor. Açlık grevi 27 Kasım’da başladı. Türkiye cezaevleri siyasi mahpuslar açısından Cumhuriyetin kurulduğu günden bugüne kadar, en yoğun hak ihlallerinin yaşandığı alanlardır.
- Ayrıntılar
- Şükrü Çelikyapı
- Siyaset
Mart “tuhaf” bir aydır. Bir defa ismini pagan Roma’nın savaş tanrısı Mars’tan almıştır. Roma şehrini kuran Remus ile Romulus’un manevî −mi/gerçek(!) mi− babası… “Şair”in işaret ettiği üzere şu sıska bir dişi kurdun memelerine yapışmış tombul iki velet var ya! Hani “kutsal mülkiyet”in mihrabında (sunağında/“altar”ında) kurban edip de kardeşini; kardeş kanıyla ellerini “yuğan!” Handiyse dünyadaki bütün mitolojilerde “mümasili” harp ilahları kötülenirken, lanetle anılıp beddualarla yerin dibine batırılırken; Roma’da “kutsanıp” göklere çıkarılan, yüceltilip adına tapınaklar inşa edilen Mars! Bir dünya imparatorluğunun harp ilahı…