- Ayrıntılar
- Cemal Candaş
- Siyaset
Her 17 Nisan’da olduğu gibi bugün de sosyal medya paylaşımlarında öne çıkan konu Köy Enstitüleri. Tabii ki methiyeler… Sanırsınız ki dünyadaki −en azından ülkemizdeki− kötü gidişatı kökünden değiştirebilecek çok büyük bir buluş Köy Enstitüleri. Öyle bir buluş ki eşi, benzeri yok! Böylesi bir abartmanın −çarpıtma demeye dilim varmıyor− o kadar çok alıcısı var ki, insan “Vay be! Ne büyük bir fırsatı tepmişiz de haberimiz yok.” diyesi geliyor. Hepi topu on altı bin köy çocuğunun ilkokuldan sonra beş yıllık bir eğitimle köye geri gönderildiği bir uygulamadan söz ediyoruz. Günümüzde iki buçuk milyon lise mezunu gencin üniversite sınavına girdiği bir ülke ölçeğinde bu rakamın ne kadar çelimsiz kaldığını düşünmeden edemiyor insan. Böyle söyleyerek Köy Enstitülerini küçümsemek değil kastım. Sadece sayıların çeşitli büyüklükleri ölçmedeki maharetinden yararlanmak isteği…(Köy Enstitüleri tartışmalarına "Bir katkı" için bkz. Kızılcık, sayı 41, Bahar 2011.)
- Ayrıntılar
- Şükrü Çelikyapı
- Siyaset
Evvelden “İran olur muyuz?” sorusu ve sorunsalı revaçtaydı; şimdi artık “Macaristan olur muyuz?” çok trendy..! Tek adamsa-tek adam, muhalefette “6’lı mutabakat”sa-“6’lı mutabakat”, iktidardaysa “ikili ittifak”ı her iki ülkede de görmekteyiz… imiş-miş… hık demiş burnundan düşmüş-müş… Eh, extra olarak da vurgulayalım; Budapeşte de İstanbul’u andırır, Budin ile Peşte’yi hem ayıran, hem birleştiren su yolu Tuna ortada yer alır; köprülerle geçilir… Tıpkı Kalkedon ile Byzantion’u ayıran ve birleştiren “İnek Geçidi (Bosporus)” gibi… Ayrıca Attila ataları kabul edilir Hun asıllı Macarların; Türklerle “kuzen” sayılırlar… Bu kadar benzerlik arasan bulunmaz, meğerki rastgele…
- Ayrıntılar
- Şükrü Çelikyapı
- Siyaset
* Vicdan doğuştan “verili”, “tanrı vergisi”, içgüdüsel değildir; öznel bir duyguya indirgenemeyecek, kişinin ruh halleriyle, algılamalarıyla açıklanamayacak denli karmaşık, çok yönlü bir mefhum. Toplumsal (maşerî ya da kamu vicdanı) olanla bireysel olanın fazlasıyla iç içe geçtiği bir kavram.
* Farklı mülkiyet biçimleri ve sosyal varlık koşulları üzerinde ayrı ve özel olarak şekillenmiş duygulardan, imgelerden, düşünce tarzlarından ve hayata ilişkin görüşlerden oluşan bir “üstyapı” şekillenir; sosyal bilincin formlarını da içerir.
- Ayrıntılar
- Cemal Candaş
- Siyaset
Solcular, sosyalistler vicdan sahibi insanlardır. Hatta genel olarak toplumun vicdanı olarak değerlendirilirler.
Savaş, neden olduğu yıkımlardan dolayı vicdanlara sığmaz. Başta çocuklar, kadınlar ve yaşlılar olmak üzere tüm insanlığın ve doğanın büyük bir felaket yaşamasına neden olur. Bundan dolayı vicdanlı hiç kimse savaşı olumlamaz.
Türkiye’de toplumsal yenilikler önemli ölçüde askeri darbeler ve seçimler sonrası oluyor.
15-16 Haziran işçi kalkışması ve yine Gezi olaylarının da mücadele geleneklerimize önemli ve öğretici izler bıraktığı söylenebilir…
2023 Seçimlerine giderken bazı hatırlatmalar yapmakta fayda var.
- Ayrıntılar
- Şükrü Çelikyapı
- Siyaset
* “Geçmişi unutanlar onu tekrarlamaya mahkûmdur.”
Tarih acaba, kimileri için ilerleyerek katedilen bir yoldan ziyade, tekrar tekrar geriye dönülen beyhude bir kısır döngü mü?..
* Bir de “helalleşme” lâfı çıktı heybeden (bakalım ne “turp”lar, “şalgam”lar çıkacak daha)…
…derken;
Bu sözün üzerinden çok geçmedi… Acaba daha başka ne “mayonezler” yiyecekler, diye beklemeye başlamıştık… ki fazla bekletmediler! Ne herzeler dökülmeye başlandı “aslan sosyal demokrat”larımızdan…
- Ayrıntılar
- Cemal Candaş
- Siyaset
HDP ile Türkiye sol/sosyalist güçlerinin ilişki biçimi oldukça ilginç. “Bu ilişki biçimi niçin ilginç bir görüntü veriyor?” sorusuna verilecek ilk yanıt; birbirlerine ideolojik benzerlikleri olan çok sayıda sol/sosyalist grubun bahse konu olan ilişkide çok farklı pozisyon almış olmaları. Türkiye sol/sosyalist güçleri açısından HDP (Kürt Özgürlük Hareketi) onsuz da onunla da asla olunamayan bir konumda.
Bu yazıda farklı biçimlerde de olsa HDP ile ilişki kurmayı tercih eden sol/sosyalist hareketlerden söz etmeyeceğiz. Ele alacağımız konu, HDP ile ilişki kurma konusunda tereddüt yaşayanların durumu. İlişki kuranlardan söz etmememiz, HDP ile kurulan ilişkilerde sorun görmediğimiz anlamına gelmez. Amacımız yazının kapsamını genişleterek asıl ele almak istediğimiz konuyu dağıtma tehlikesini azaltmak.
- Ayrıntılar
- Cemal Candaş
- Siyaset
Laikliğin tanımlamasını yapmayacağız. Farklı laiklik anlayışlarını da irdelemeye kalkmayacağız. Bu, malumun ilâmı olur, zaman kaybıdır. Okuyucuya saygının da gereğidir bu seçim.
AKP iktidarı ile laiklik konusu ülkenin gündemini daha çok işgal eder olmuştur. Bunun en önemli nedeni, Erdoğan’ın ve AKP kadrolarının İslamcı siyasi gelenekten geliyor olmalıdır. Bu durum laiklikten yana olanlarda önemli bir hassasiyet yaratmıştır. 20 yıllık iktidarları döneminde AKP’lilerin söyledikleri ve yaptıkları da bu hassasiyeti haklı çıkarır niteliktedir.
- Ayrıntılar
- Sefer Ali Demirci
- Siyaset
Masal masal matitas...
Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde... Medyalar “tellal”, mafyalar “berber” iken... “Öküze öykünen kurbağa” misali büyük ekonomist olan zat paranın beşiğini tangır-mangır sallar; Sancho Panza da Rozinante’yi “nallar” iken... Kendini “Hades aynası”nda gören iktisat allamesi zat, “haşin” ve “nobran” bir otokrat olarak hüküm sürmeyi kendine “hak” bilmekte ve besbelli ki, aynaya bakıp bakıp pek de “yakıştırmak”ta, zâhir… lâkin neye hamlettiyse “baştan kara” ediyor ya… çok sürmez, yakındır hepten “şapa oturması”!.. Ama ne çare ki tekmil memleketi “helak” ettikten sonra...
- Ayrıntılar
- Şükrü Çelikyapı
- Siyaset
* Anlaşılan Dergimiz de “seçim sath-ı maili”ne girmiş bulunuyor. Bu “pilav daha çok su kaldırır”; ancak bugünden de bir şeyler söylemek mümkün…
Genel Seçimler-Milli İrade ilişkisi söz konusu olduğundaysa Tektaş Ağaoğlu yazılarına atıfta bulunmamak, Tektaş Ağaoğlu’nu anmamak, yâd etmemek olmaz! Zaten “O”nun yazıları yazarından bağımsız okunamaz, üzerinde düşünmeksizin bîhakkın kavranamaz yazılardır: