Türkiye’de toplumsal yenilikler önemli ölçüde askeri darbeler ve seçimler sonrası oluyor.
15-16 Haziran işçi kalkışması ve yine Gezi olaylarının da mücadele geleneklerimize önemli ve öğretici izler bıraktığı söylenebilir…
2023 Seçimlerine giderken bazı hatırlatmalar yapmakta fayda var.
Siyasal mücadele tarihimiz, 1908 İkinci Meşrutiyetten Osmanlının yıkılışı ve sonrası Cumhuriyet düzeninin kurulmasına, 1946 çok partili sisteme geçişten 1950 yılı seçimleri ve Demokrat Parti’nin hükümet kurmasına, 27 Mayıs 1960 darbesi ve önemli etkilerinden 1968’lerde devrim ve sosyalizm fikrinin kitlelerle buluşmasına, 12 Mart 1971 askerî darbesi sonrasında gelişen devrimci sosyalist örgütlenmelerin yükselişi ve toplumun tüm alanlarına yayılmasına, 12 Eylül 1980 askerî darbesinin yıkıcı etkileri ile Kürt özgürlük hareketinin yükselişi ve etkisini arttırmasına, 24 Ocak kararlarından, ara hükümetlerin kurulmasına, Türkiye’nin “Arap baharı“ denebilecek dönemi sonrasında AKP’nin ortaya çıkışından AKP’nin 20 yıllık uygulamalarına doğru uzanan uzun bir yüz yıl yaşamıştır. En son gelinen noktada AKP ile Türkiye Cumhuriyeti kurumlarının fabrika ayarlarını bozması ile “Cumhuriyetin kazanımlarının“ pazara çıkarması/satılması… dönemini yaşamaya devam ediyoruz.
Bu bahsettiğim konuları uzun uzun anlatan birçok kitap var.
Ve geldik 2023 seçimlerine.
Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan 100 yıl sonra yapılacak seçimlerle yeni bir hükümet kurmaya çalışılacak. Seçim sistemine göre hükümet kurma gücüne sahip Cumhur İttifakı ile Millet İttifakı arasında gözüken bu yarış nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın, kimse seçimlerden sonra Kapitalist müesses nizamın değişeceğini beklemiyor. Bu süreçte Sosyalistlerin bir kısmı ile Kürt özgürlük hareketi de üçüncü bir ittifak kurarak emekçi sınıfların ve Kürt özgürlük hareketinin lehine/çıkarlarına uygun sonuç almaya çalışıyorlar. Yeni/olağanüstü bir değişiklik olmazsa 2023 Haziran ayında yapılacak seçim sonucunda nelerin olduğunu göreceğiz. Bu süreçte en önemli sorun kurulacak üçüncü ittifakın amaç ve hedeflerini belirleyerek doğru bir ilişki kurması ve kendisini örgütlemesidir. Bu güne kadar üçüncü ittifak zemininde her ne kadar Erdoğan ve AKP hükümetinin kaybetmesi gerektiği genel kabul görmüş ise de ittifak adına sürdürülen ilişkilerde bir ortaklık sağlanamamıştır. “Laiklik, kamuculuk ve antiemperyalizm” konusu ayrılık gerekçesi olarak öne sürülmüş olsa da arka planda belirleyici olan siyasal farklılıklardır. Gelinen noktada Sol Parti ve TKP ile benzeri anlayışlara sahip olan bazı örgütlerin üçüncü ittifakın içinde olmayacakları ortaya çıkmıştır. Ayrıca bu süreçte/bu tarihe kadar EMEP’ten de açık ve net bir cevap gelmemiştir.
AKP hükümetinin 20 yıllık uygulamalarının geldiği nokta bütün açıklığı ile ortadadır. Türkiye’de işlerin iyi gitmediğini herkes biliyor. Emekçi sınıfların yaşadığı ekonomik zorluklar, Kürt hareketinin yok edilmesine yönelik yapılanlar, hayatın her alanından ve Türkiye’nin her yerinden yükselen toplumsal muhalefetin sesleri siyasal/faşizan uygulamalarla bastırılmaya çalışılıyor.
Bu süreçte neleri yapmalıyız, neleri yapabiliriz başlıklarını çıkarmakta fayda var.
1. Erdoğan’ın seçimi kaybetmesi birçok şeyi değiştirecek, Cumhurbaşkanlığını kaybeden AKP dağılma sürecine girecektir. Bu nedenden/çıkarsamadan dolayı Erdoğan’ın yenilmesi birinci sıraya koyulmalıdır.
2. Düzen muhalefeti seçimin asıl tarafının kendisi olduğunu söylese de asıl muhalefetin üçüncü ittifak olduğunu söylenmelidir.
3. Üçüncü ittifak sadece kendi partileri ve ortaklıklarını değil tüm toplumsal muhalefeti gözetmeli, onların talep ve beklentilerini de dile getirmeli ve sözcüsü olmalıdır.
4. Anlaşılır açıklıkta, seçimler dönemi ve sonrasında neler istediğini, neler talep ettiğini ve neler yapacağını anlatan bir program ortaya koymalıdır.
5. Süreç içinde üçüncü ittifakta yer almak isteyen güçlere açık kapı bırakılmalı ve bu konuda esnek davranılmalıdır.
6. Seçimlerin sonuçları ne olursa olsun üçüncü ittifakı, ilişkileri seçim dönemi sonrasında da yaşatacak bir yapı oluşturulmalıdır.
7. Seçim olmaması için ortaya konulacak tüm engellemelere karşı üçüncü ittifak kendini buna göre örgütlemeli, hazırlıklı olmalı ve ilişkilerini dağıtmamalıdır.
8. İttifakın adı konusunda dayatıcı olmayan yapıcı ve kapsayıcı olunacak bir ad bulunmalıdır.
9. …
Önemli hatırlatmalar yapmadan yazıyı bitirmeyelim:
Devrim ve Sosyalizm mücadelesinin nihai hedefine ancak güncel sorunları çözerek ilerleyebiliriz. Teori gri, hayat yeşildir denilen şey budur.
Sermayenin hükümeti AKP’nin politikaları ülkenin her yerinde ve hayatın her alanında açlık, sefalet, baskı ve sömürüyü arttırmış ve dayanılmaz bir durum ortaya çıkarmıştır. Bu durumdan kurtulmanın seçimle olmayacağı herkesçe bilinmeli ve bu anlayış topluma doğru aktarılmalıdır. Sosyalist bir Türkiye için bugün önümüze çıkan seçim gündemine/dönemine müdahale etme gerekiyor. Yolumuz açık olsun.