- Ayrıntılar
- Yalçın Yusufoğlu
- Siyaset
28 Ocak 2014 Türkiye Komünist Fırkası kurucuları Mustafa Suphi, Ethem Nejad ve arkadaşlarının Ankara’dan Kemal Paşa’nın emriyle, Erzurum’dan Kâzım Paşa’nın da dahliyle, Pontos’lu Rumların, Ermenilerin (sonra da Koçgiri’li Alevi Kürtlerin) katili MAH’çı eşkıya Giresunlu Osman Ağa’nın organizasyonuyla, infazcı katil diğer bir MAH’çı Yahya Kâhya ile adamları tarafından öldürülmelerinin 93. yıldönümüdür.
Bu toplu suikasti 2007’de Ocak ayında Hrant Dink’in öldürülmesine benzetebiliriz. Nasıl ki, Hrant Dink suikasti devletin (merkezi ve mahalli) kolektif bir cürümüyse, bu suça devletin gizli açık idari ve adli kurumları iştirak etmişlerse, Suphi-Nejad ve arkadaşlarının katlinde de Ankara Hükümetinin, –o yıllarda adı TSK olmayan– askeriyenin, gizli teşkilat MAH’ın ve şehir eşrafının, dükkânları kapattırıp gösteri yaptıran hacı-hoca takımının işbirliği vardır.
Trabzon Mebusu Ali Şükrü Bey, Meclis Reisi Mustafa Kemal Paşa’ya verdiği raporda cinayeti Osman’ın işlettiğini yazmıştır.
Bugünkü terimlerle konuşursak, Kemalistler, Özel Harp’çiler ve dinciler ortak düşmanları komünizme karşı el birliği ve suç birliği etmişlerdir.
BMM henüz 1 yaşına bile basmamışken işlenen cinayetin ortakları arasında sonradan siyasi nedenlerle ayrışma çıktığında, Kemal Paşa’nın fedaisi Osman Ağa, Meclis’teki 2. Grubun başı ve Kemal’in muarızı Ali Şükrü Bey’i evine kahve ve nargile içmeye davet edecek, boğdurarak öldürtecekti.
- Ayrıntılar
- Yalçın Yusufoğlu
- Siyaset
Hrant Dink’in öldürülmesinden bu yana yedi yıl geçti. Bu süre içinde suikastin iç yüzünün aydınlatılması, tetikçilere talimat verenlerin ortaya çıkartılması yolunda bir milim yol alınmadı. Alınmasına izin verilmedi.
Ama insanların da suikasti unutmadığı her geçen yıl daha geniş katılımla yapılan 19 Ocak protestolarından belli.
Son aylarda AKP ile Cemaat arasındaki kavganın kızışmasıyla, cinayeti Cemaatin yaptırdığına dair imalara tanık olduk, 17 Aralık depreminden sonra, kimi Tayyip Erdoğancı medya konuşanları-yazanları bu savı daha yüksek sesle dillendirir oldular.
Tayyip Erdoğan ve adamları bugün Silivri davalarında olduğu gibi, Hrant Dink cinayetinde de “paralel devlet dedikleri” Nur Cemaati savcı, yargıç ve polislerini itham ededursunlar, biz yedi yıldır her 19 Ocak’da ve başka değinmelerde sık sık tekrarladığımız hususları bir kez daha hatırlatmak istiyoruz.
Nurcu polis şeflerinden Ramazan Akyürek Trabzon Emniyet Müdürüyken istihdam ettiği (ve kendisine “ağabey” diye hitap edecek kadar yakın olan) Erhan Tuncel Dink’in öldürüleceğini Trabzon Emniyetine haber verdiğinde Ramazan Akyürek Em. Gen. Md. İstihbarat Daire Bşk. idi. [Suikastten sonra daha üst makam olan Teftiş Dairesi Başkanlığına atandı, bu görevde 17 Aralık sonrası tasfiyesine kadar bu görevde kaldı.]
Trabzon Emniyeti ihbarı Em. Genel Müdürlüğüne ve İstanbul Emniyetine bildirdi. Ayrıca haber Trabzon İl Alay Komutanlığına da iletilmiş, görevli astsubay haberi derhal Alay Komutanına aktarmış, o da “tamam, ben ilgilenirim, sen karışma” demiştir.
Belleklerimiz tazelemek ve olaya hangi makam ve kişilerin karıştığını hatırlamak için cinayetten üç yıl önceye gidip, bir özet yapmakta yarar var.