- Ayrıntılar
- Yalçın Yusufoğlu
- Siyaset
Ahmet Davutoğlu 14 Ocak 2015 günün TV kameraları karşısına geçip hükümetinin hazırladığı “Şeffaflık Yasası Taslağı”nı uzun uzun anlatmış ve "Yolsuzlukla ilgili büyük mücadele verdik" diye övünmüştü.
Gelgelelim, Tayyip Erdoğan yasa tasarısının Meclise sevk edilmesini engelledi.
“İLÇE BAŞKANI BULAMAZSINIZ”
Tasarıda "Siyasi partilerin Genel Merkez çalışanları, il, ilçe başkanları, ulusal, bölge yayın yapan müdürler mal bildirimlerinde şeffaf olacak" ve "mal bildirimi süresi 5 yıldan 2 yıla inecek, kamu görevi yürütenler mal bildiriminde bulunacak" gibi maddeler bulunmaktaydı.
- Ayrıntılar
- Hüseyin Hasançebi
- Siyaset
Laiklik tartışması seçimden önce yeniden siyasileşti. Sanki AKP laikliğe karşıymış gibi, AKP’ye karşı olanlar, laiklik karşıtlığını birleştirici bir siyasal zemin olarak görüyorlar. Türkiye solunun önemli bir kesimi de bu görüşte.
Laiklik Türkiye’de birleştirici bir siyasal zemin ise, CHP bu zeminin doğal anasıdır. Ancak CHP de durumu gördü ve AKP’ye karşı mücadelesini laiklik üzerinden yürütmüyor. 28 Şubat’ta laikliği bir siyaset giyotini olarak sonuna kadar kullanmış olan TÜSİAD da AKP’nin arkasında duruyor. Bu durumda laikliği savunmak sola kalıyor. Bu konuda Birleşik Haziran Hareketi öne çıkıyor. Ancak Kemalist laiklikten farklı bir laikliği savunduğu için “Özgürlükçü laiklik” ya da “Sosyalist laiklik” gibi kavramları kullanmayı da ihmal etmiyor.
- Ayrıntılar
- Yalçın Yusufoğlu
- Siyaset
İşbaşındaki rejimin dayatmak istediği kanun zaten mevcutlarıyla yeterince baskıcı olan sistemi AKP’nin menfaatleri doğrultusunda büsbütün şiddetlendirmek niyetinin ifadesidir.
Taslağın adı “İç Güvenlik Yasası”. Bunun tercümesi AKP’nin iktidar güvenliği yasası. Saray havuzundan sebeplenen dalkavuklar yasanın gerçekte “Özgürlükleri Koruma Yasası” olduğunu söylüyorlar. Hırsızlık-yolsuzluk-rüşvet ve hükmetme özgürlüğünü korumak demek.
- Ayrıntılar
- Şaban Aslan
- Siyaset
İnsanın; gördüğü şeyin önüne perde indiği vakit, perdenin ardında ne olduğunu unuttuğu veya ağaçlardan ormanı göremediği zamanların söz konusu olabileceğine kani oldum ben de. Bu kanaati bende uyandıran en son Sayın Fatih Yaşlı oldu.
8 Şubat 2015 tarihli Birgün Gazetesi’nin Pazar ekinde Birleşik Haziran Hareketi’nin, önümüzdeki haziran milletvekili seçimlerinde HDP ve CHP ile seçim ittifakı yapmaması gerektiğini (yazının sonunda, kendi kişisel görüşü olduğunu belirtmiş.) söylüyor. CHP ile niçin seçim işbirliği yapılmamasını başka bir yazıya bırakıp, HDP ile neden seçim ittifakı yapılmamalı fikrini açıklamış.
- Ayrıntılar
- Özcan Çağlar
- Siyaset
Atılım Gazetesi’ne bakılırsa; Birleşik Haziran Hareketi (BHH)’nin Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ile seçim ittifakına girişecek olması, Hareket’in Sosyal Demokrat kulvarda yer alacağı ve giderek sosyal demokratlaşacağı ifade edilmektedir. Bu nedenle de Atılım Gazetesi BHH’yi CHP ile seçim ittifakı yapması yerine, Halkların Demokratik Partisi (HDP) ile seçim ittifakına çağırmaktadır.
Söz konusu çağrı ile Atılım Gazetesi, bir anlamda da BHH’yi “Radikal Demokrasi” kulvarına davet etmektedir. Çünkü Atılım Gazetesi çevresi, gerek Halkların Demokratik Kongresinde (HDK) ve gerekse HDP içinde yer almaktadır.
CHP’nin sol ve/veya sosyal demokrat bir parti olup olmadığı tartışması bir yana, Atılım Gazetesi’ne göre, Türkiye sosyalist hareketini oluşturan hareket, grup, dergi çevresi ve partiler “Sosyal Demokrasi” ile “Radikal Demokrasi” arasında bölünmüş durumdalar.
- Ayrıntılar
- Hüseyin Hasançebi
- Siyaset
HDP'nin %10 seçim barajını aşıp aşamayacağı 7 Haziran seçiminin ana konusu haline geldi. Çünkü CHP ve MHP'nin her hangi bir çıkış veya yükseliş gösteremeyecekleri açıkça görülüyor. HDP barajı aşarsa AKP'ye ilk "sandık çelmesi" takılmış olacak. Aksi halde ise AKP 330 sandalye eşiğini aşarak anayasayı değiştireceği bir siyasal güce erişecek. HDP'nin "kilit parti" haline gelmesinin nedeni bu.
HDP'nin seçim barajını aşabilmesi için yuvarlak hesap, konsolide olmuş 3 milyon oyunu 5 milyona çıkarmasına bağlı. Bunun için iki ihtimalin birlikte gerçekleşmesi şart görünüyor. Bunlardan biri, HDP'nin Kürt seçmen tabanının genişlemesi, diğeri de Türkiye solunun HDP ile geniş bir seçim işbirliğine girmesidir. Birinci olanak var gözüküyor. Çünkü HDP'ye mesafeli belli bir Kürt seçmen kitlesi AKP'nin çözüm sürecinde samimi olmadığını görüyor ve güçlendirilmiş bir HDP ile hükümete "çözüm"ün dayatılabileceğini düşünüyor. Türk solunun ağırlıklı kesimi ise HDP ile seçim işbirliği yapmaktan şimdilik kaçınıyor.
- Ayrıntılar
- Cemal Candaş
- Siyaset
AKP iktidarının İslâm dinini temel alan söylem ve uygulamaları arttıkça, iktidara muhalif kesimlerin kaygıları, bu kaygıların neden olduğu itirazlar yeniden yükselmeye başladı. AKP’nin iktidara geldiği ilk yıllarda muhalefet saflarında gözlemlenen ruh hâli, son zamanlarda yeniden aleniyet kazanıyor. Bu ruh hâlinin en belirgin örneği, Birleşik Haziran Hareketi’nin (BHH) söylem ve eylemlerinde lâiklik vurgusunun en başa konulmasıyla kendini gösterdi. Geçmişte lâiklik konusundaki kaygılarını birtakım unsurlar arasında, daha az belirgin şekilde dile getirmeye özen gösteren sol, sosyalist güçlerin, dinsel gericilikle mücadeleyi bu denli öne çıkarmış olması, üzerinde durulması gereken bir durumdur.
- Ayrıntılar
- Yalçın Yusufoğlu
- Siyaset
Sizce başlıktaki o sözlerin sahibi kim?
İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu mu? Yoksa Uluslararası Ceza Mahkemesince hakkında soykırım suçundan tutuklama kararı çıkartılmış olan Sudan Devlet Başkanı Omer Al Başir mi?
Hayır, ikisi de değil. 28 Mart 2006’da Diyarbakır’da yapılan gösteriler sırasında hayatını yitiren üç kişinin 30 Mart günkü cenaze töreninde kolluk kuvvetlerinin öldürdüğü 10 kişiden 5’inin çocuk olduğunun söylenmesine karşı, dönemin başbakanı “Kadın da olsa, çocuk da olsa gözlerinin yaşına bakılmayacaktır” buyurmuştu.
- Ayrıntılar
- Hüseyin Hasançebi
- Siyaset
Türkiye’de iki solcu ne zaman bir araya gelse lafa; “Ne çok Ermeni öldürdük, ne çok Rum kestik, ‘soykırım’ yaptık...” diye başlar oldu. Bu parantez artık kapatılmalı, çözüme odaklı ciddi yaklaşımlar sergilenmeli.
İşte yanlış örneklerden biri: “Hirant’ın arkadaşları”, Hirant davasını Ergenekon davasının içine sokmak istemişlerdi. AKP gözden kaçmıştı. Ermeni Meselesi’nin 100. Yılında şimdi, “Hirant’la yüzleş, Soykırımla yüzleş!” diyorlar. Bu da yanlış. Hirant Dink cinayetinin 1915 soykırımının devamı olduğunun söylenmesi, aynı nedenlere dayalı olduğunun söylenmesidir. Kafa karışıklığı yaratır. Hirant Olayı’nın “soykırım” ile ilgisi ne? AKP gene gözden kaçıyor. Bu yanlışların öncülüğünü üstelik, Türkiye’deki “liberal!” ve AKP yandaşlığıyla sicilli Ermeni aydınlar yapıyor, Türk liberal aydınlar da destek veriyor.
- Ayrıntılar
- Yalçın Yusufoğlu
- Siyaset
Tayyip Erdoğan geçtiğimiz Kurban Bayramında 7 Ekim 2014 günü Gaziantep’te Suriyeli mültecilere yaptığı konuşmada “Kobane’nin düşmek üzere olduğunu” müjdelemişti.
Kobane‘nin düşmesi yani kentin Kürt sakinlerinden temizlenmesi, oraya İslam Devleti marifetiyle Selefilerin yerleştirilmesi Ankara’nın yürekten istediği bir durum olacaktı. Bu nedenle o kaynaklı haberler haftalarca “düştü, düşüyor, düşecek” diye zikredip durmuşlardı.