- Ayrıntılar
- Yalçın Yusufoğlu
- Siyaset
Aylardır Türk medyasını “terör sorunu” diye adlandırılan olaylar kaplıyor. İzleyici Türk toplumu da başka bir şey konuşmuyor. Siyasi partilerden iktidarda olanı tekrar yaptırdığı Genel Seçimler için mevcut ortamdan yararlanmak peşinde, muhalefette olan devlet partileri ise olayların sebebini Tayyip Erdoğan’a bağlamaktan fazla bir şey söylemiyor. Oysa Tayyip Erdoğan’dan önce de bu sorun vardı, ondan sonra da olacak. Kalıcı ve adil bir barış sağlanmadıkça, sorunla ilgili evrensel normlar benimsenmedikçe, Kürt ulusunun hak eşitliği tanınmadıkça bu durum devam edecek.
Kimse olgunun tarihsel kökenine, siyasal ve sosyolojik özüne inmiyor. Herkes “terör” diyor, başka bir şey demiyor, olgunun değişik boyutlarını ve geleceğe dönük gelişimini düşünmüyor. Çünkü hâkim ideoloji olan Türklüğün ve Türkçülüğün şartlandırması buna olanak tanımıyor.
- Ayrıntılar
- Tektaş Ağaoğlu
- Siyaset
Hep söyledik. Barış (ateşkes, çatışmasızlık) iyidir dedik. Hem de çok iyidir, vazgeçilemez dedik. Şunu da ekledik: “Barış ve Çözüm etle tırnak gibidir. Barış Çözüme elvermeyecek olursa kendi kendini nakseder, Barış olmaktan çıkar dedik. Bu ne demek idi? Sahici bir çözüm için Türk devletiyle Kürt özgürlük hareketinin “Çözüm”den anladıkları şeyin birbiriyle olabildiğince örtüşmesi mutlak zorunluluktur demekti. Yani yıllardan beri her iki tarafın uğradığı can kaybının artık hiçbir surette sürmesine izin vermeme gerektiği bilincine dayalı bir karşılıklı al-ver anlayışıyla gelecek bir çözüme ulaşılmadıkça barışın her an yeniden zaafa uğrayıp savaşın, kan ve gözyaşının, … tekrar toplumun üzerine çökeceğini bilmek gerekir demekti.
- Ayrıntılar
- Hüseyin Hasançebi
- Siyaset
HDP’ye bir oy verdik, onun hesabını soruyoruz gibi anlaşılmasın.
Benimkisi hatırlatma.
HDP’nin gündemi PKK’nın
gündeminden ayrışamıyor.
Oysa ayrışmalı.
HDP PKK’dan daha hassas olmalı.
Örneğin Kobani veya Rojava’da.
- Ayrıntılar
- Hüseyin Hasançebi
- Siyaset
Fetulllah’ın gazete ve tv’lerinin mali kaynağı İpek-Koza’nın üstüne gidilince herkes “fikir özgürlüğünü” savunmaya koştu. Ne fikir özgürlüğü!.. Bırak, el koysun hükümet, kapatsın, içeri tıksın, sana mı düştü onu savunmak.
Solcu olan AKP-Fetullah kavgasında taraf olmak zorunda değildir. Baksın başının çaresine. Efendim, açıklanacak fikri mi varmış. Varsın açıklasın. Kürtler yapıyor ya, isim değiştirip aynı yayını çıkarıyorlar, bunlar da çıkarsın. Baş edemezlerse “illegal yayın” yapsınlar. Biz solcular, legal yayın imkanları bize yasaklandığında, söyleyecek fikrimizi söylemek için rutubet kokan bodrumlarda sabahlara kadar az mı hurufat dizdik. Bunlar da dizsin. PKK senelerce tv yayını yapmadı mı yurtdışından. Bunlar da gidip oralardan yapsın.
- Ayrıntılar
- Yalçın Yusufoğlu
- Siyaset
Türkiye Cumhuriyeti tarihinin kara sayfalarından birisi olan “6-7 Eylül Olayları”nı 60.Yıldönümünde utançla ve ikrahla anıyoruz.
Resmi dilde azınlık (eskiden ekalliyet) adı verilen, Türk ve Müslüman olmayan topluluklara İstanbul ve İzmir’de yapılan bu saldırılarla ilgili bir yazıyı 50. yıldönümü vesilesiyle Sesonline.net’de yayınlamıştım (7 Eylül 2005, http://www.sesonline.net/php/genel_sayfa.php?KartNo=35769).
Aradan on yıl geçti devlette bir iyileşme olmadı.
- Ayrıntılar
- Yalçın Yusufoğlu
- Siyaset
“Osmanlı’da oyun bitmez” sözünün günümüz Saray’ına ne kadar yakıştığı her gün görülüyor. 7 Haziran genel seçimleri nedeniyle artan ve aynı zamanda kanlı tertiplerle şiddetlendirilen “oyunlar”, o günden bu yana daha da yoğunlaştı.
Burada kullandığımız terimi değiştirmekte yarar var: “Oyun” yerine “ayak oyunu” demek daha doğru.
Çünkü 7 Haziran öncesinde dağları bekleyen korku, o seçimle birlikte yakın tehlike haline gelmişti. Rejimin başındaki şahıs o akşamdan başlayarak ne pahasına olursa olsun, a) Yeni bir seçime gitmek, b) O tarihe kadar parlamentoyu çalıştırmamak kararını vermişti. Bu tasavvurunu –önemle, özellikle vurgulamalıyız ki– MHP sayesinde adım adım uyguladı ve muradına nail oldu.
- Ayrıntılar
- Yalçın Yusufoğlu
- Siyaset
Siyasi demagoji ve seviyesizliğin vardığı boyutlar tahammül edilecek gibi değil: Bu sözü söylerken 7 Haziran 2015 gecesinden itibaren Tayyip Erdoğan’ın kararı olan ve ayan beyan sergilenen erken seçim politikasını kastetmiyorum. Tarifi için en aşağılayıcı tahkirleri bile yeterli bulmadığım husus iktidar mensuplarının ölen asker ve polisler için söyledikleridir.
- Ahmet Davutoğlu: “Vatan için, gelecek için evlatlarımızı da kendimizi de feda etmeye hazırız. Bu fedakârlığı da dünya alem bilmelidir.”
- Taner Yıldız: “Benim amacım Allah nasip ederse şehit olmaktır. Bunu açıkça söylüyorum. Dinim, milletim, vatanım için.”
- Tayyip Erdoğan: “İnanıyoruz ki şehadet makamına ulaşmış olan bu şehidi uğurluyoruz. Ne mutlu onun ailesine, ne mutlu onun tüm yakınlarına.”
- Tayyip Erdoğan: Bir Cuma namazı çıkışında ''Bu ülke şehit kanlarıyla sulandı, bundan sonra da şehit kanlarıyla sulanmaya devam edecek” diye buyurdu.
- Ayrıntılar
- Yalçın Yusufoğlu
- Siyaset
Tayyip Erdoğan’ın bir gün bile iktidardan uzaklaşmaya tahammülü yoktur, çünkü korkmaktadır. Milli irade lafını dilinden düşürmezken 7 Haziran sonuçlarını reddederek milli iradeye hiçe saydığını göstermiş ve TBMM çoğunluğu elinden gittikten sonra manevralara başvurmuş ve sonuçta yeniden seçime gitme kararı almıştır.
Tayyip Erdoğan azınlık olduğu Meclis’te Başkanlığı MHP sayesinde almış ve bu sayede Meclisi çalıştırmamış ve inisiyatifi ele geçirmiştir.
- Ayrıntılar
- Hüseyin Hasançebi
- Siyaset
Silahlı mücadele 21 Mart 2013 Nevroz’unda bitirilmişti, yeniden başlatıldı. Oysa 30 yıl süren ve neredeyse Kürt halkının tamamını kapsar duruma gelen bir silahlı mücadelenin bitirildiğinin açıklanması taktik değil, stratejiktir ve bu anlamda geri dönülmezdir. Türk devleti için “söz verdim, caydım” geçerlidir ama PKK için değildir. Çünkü PKK, Türk devletinin Kürtlere verdiği sözü hiç bir zaman tutmadığını bilerek silahlı mücadeleyi bitirdiğini açıklamıştı. Bu nedenle, sözünden cayan PKK olmuştur.
- Ayrıntılar
- Yalçın Yusufoğlu
- Siyaset
Saray 7 Haziran 2015’te yediği şamarın şokunu atlatacak manevralarla ilk günden beri arzuladığı yeniden seçime gidilmesini diğer siyasi partilere 1,5 ay gibi kısa zamanda kabul ettirdi. Bunda en büyük yardımı MHP’den gördü.
8 Haziran günü herkese “6 ayda ne değişecek?” dedirten yeniden seçim döndü dolaştı adeta tek seçenek haline geldi? Fakat seçimin tekrarlanması fazlaca farklı bir sonuç getirmeyecek kanısını ortadan kaldırmadı.
Bunca “erken seçim” şamatası altında asıl soru şu: Ya yeni bir seçim de Tayyip Erdoğan’a ve partisine parlamentoda tek başına çoğunluk getirmezse ne olacak? Kim kiminle koalisyon yapacak? Bugün Saray ve etrafının asla istemediği koalisyon kaçınılmaz olursa tekrar seçime gidelim mi denilecek?