- Ayrıntılar
- Tektaş Ağaoğlu
- Siyaset
Medyada Taha Akyol gibi “kanaat önderleri”nin sık sık, okurların kafalarını tıkabasa doldururcasına tekrarlamaktan hiç bıkmadıkları bir tema var: Kürt sorununda eğer çözüm dedikleri öyle tecelli edecekse, Kürdistan Kürtlere emanet edilemez. Neden edilemezmiş? Çünkü, neredeyse kırk yıldan beri Güney Doğuda süregelen olaylar (savaşıyla olsun, barışıyla olsun) “terör örgütü” denilen PKK’nin Kürt halkı üzerinde etkisini ve nüfuzunu ileri derecede artırmış. O kadar ki, PKK ile arasında bilinen ve bilinmeyen sıkı bağlar olduğu söylenen Halkların Demokratik Partisi Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı olma umudunu neredeyse hepten çökertecek kadar çok oy almıştır!
- Ayrıntılar
- Ömer Faruk Uslan
- Siyaset
PKK’nın Ankara’da sivil halka karşı gerçekleştirdiği son (13 Mart 2016),
canlı bomba saldırısı bir çok şeyi değiştirecek, öyle görünüyor.
PKK’nın Türkiye’deki, elverirse Rojava’daki meşruiyeti ve gücü, kırılmasa bile oylumundan çıkacak.
Kürt siyasi hareketine legalite yasaklanmasa bile, teşvik görmeyecek.
Kapat bir partiyi, geç ötekine dönemi geri gelmese bile, partinin açık olup olmadığı kimseyi ilgilendirmeyecek.
PKK’ya Kürtler dışında sempati duyan kalmayacak.
- Ayrıntılar
- Hüseyin Hasançebi
- Siyaset
Bu yazı 1 Mart 2016 tarihinde yazıldı. Kürt meselesinde yeni bir durum oluştu. “Duygusal kopuş” diyor çok bilmişler. Oysa Türklerle Kürtler arasında “Duygusal birlik” hiç bir zaman olmamıştı. Duygusal kopuş dedikleri şu olmalı: Bazı Kürt vilayetleri “fiilen” Türkiye’nin siyasi birliğinin dışına itildiler. Diyarbakır, Mardin, Hakkari, Şırnak, Van bu illerden sayılabilir. Türk devlet politikası sapmadan, bugünkü gibi giderse daha başka Kürt vilayetleri de fiilen Türkiye’nin siyasi birliğinin dışına çıkarılabilirler.
Ne dediğini ve dediğinin nereye gideceğini bilen bir siyasetçi olan Selahattin Demirtaş üç gün önce Batman’da yaptığı bir miting konuşmasında, Mahabad Kürt Cumhuriyeti’nin başkanı Kadı Muhammed’in idam sehpasına çıkarken Kürtlere, bölünmeyin, birlik olun dediğini Batman Kürtlerine hatırlattı. Demirtaş, Türkiye Kürtleri kadar “tüm Kürt milletine” de bölünmeyin, birlik olun demek istiyordu. Çünkü Kürtler giderek birleşme eğilimi içine girmektedirler. Türkiye Kürtleri ile Rojava Kürtleri “fiilen” birleşmiş bulunmaktadırlar.
- Ayrıntılar
- Ömer Faruk Uslan
- Siyaset
7 Haziran’da HDP’ye oy ve destek verenlerin bir kısmı 1 Kasım’da bu desteklerini geri çektiler. CHP’ye ve MHP’ye gitmeyen bu destek besbelli ki AKP’ye gitti. Ve bu kesimin sözcüsü durumundaki yazar-söyler takımı 1 Kasım’dan bu yana HDP’yi, üstelik Erdoğan ve Davutoğlu’nun ağzıyla suçluyor. “HDP terör siyasetini ve PKK’yı reddetmedi” diyor. Bu sinsi, kurnaz, menfaatçi, ahlak düşkünü sefil kesimin HDP’ye verdiği oyu tek tek saymak bile mümkündür; bini geçmez. HDP’nin açık düşmanları bu “dostlarından” daha kıymetlidir.
- Ayrıntılar
- Hüseyin Hasançebi
- Siyaset
Deniz Baykal Kılıçdaroğlu’nu, Erdoğan’ın Kürtlere karşı giriştiği kıyama ve akıl dışına çıkmış Suriye politikasına yeterli desteği vermemekle suçladı. Herkes şaştı. Oysa şaşırmamak gerekir. Deniz Baykal “devlet adamı”dır ve eğer devlet Erdoğan ve AKP olmuş ise, Baykal da Erdoğan’ın ve AKP’nin adamıdır.
Baykal’ın hesabı şudur: Türkiye “Sırat Köprüsü”nden geçmektedir. Erdoğan ve AKP ile köprüyü geçemeyecek, duvara toslayacaktır. Zaten bir süredir siyasetin iplerini eline geçirmekte olan Ergenekon sürece müdahale edecektir. Müdahale, Nihat Erim tecrübesinden de bilindiği gibi kendine “dirayetli” bir başbakan arayacak ve bunu da Baykal’da bulacaktır. Adamın “çapı” budur.
- Ayrıntılar
- Hüseyin Hasançebi
- Siyaset
Kendi tanımıyla Türkiye Kürdistanında PKK “Devrimci halk savaşı” veriyor.
Sebebini de “Demokratik Özerkliğin savunulması” olarak açıklıyor.
Sorabiliriz; Bugün, Kürt kentlerinde Türk devleti “Demokratik Özerklik”e mi saldırıyor? Ya da; muhasara altında direnen silahlı PKK güçleri ve silahsız kent halkı Demokratik Özerkliği mi savunuyor?
Bildiğimiz, Türkiye Kürdistanında Demokratik Özerklik olmadığıdır.
Bu durumda, olmayan bir şey savunulmaktadır.
Türkiye kendini bir açmaza soktu. Anayasa var, kanunlar var, devlet var.
Her şey var ama bir de Erdoğan ve AKP iktidarı gibi bir “fazlalık” var.
Kriz, “bu devlet ve bu toplum”un doğal tarihsel evrimi yönünden Erdoğan ve AKP’nin bir “fazlalık”, bir “kusur”, hatta Türk’ün tarihine karşı işlenmiş bir cürüm olarak görülmesinden kaynaklanıyor.
- Ayrıntılar
- Ömer Faruk Uslan
- Siyaset
Selahattin Demirtaş HDP içinde “AKP sever”ler bulunduğundan söz etti. Kimmiş bunlar diye baktık; bir kaç eski Kürt milletvekili imiş. Oysa gerçeklik bunun da ötesindedir. HDP’nin sorunu “AKP severler” değil, “AKP severlik”tir. HDP’ye özgü bir “yetmez, ama evet”çiliktir. Bu dediğim keyfi yakıştırma olamaz. Bu ülkede iki yıldan fazla bir zaman HDP-AKP çözüm süreci ortaklığı yaşandı. Türkiye’yi hep bu meşgul etti. Başka sorunlarla ilgilenmek mümkün olamadı. HDP ve AKP o kadar içli dışlı oldular ki, Türk halkının övüneceği ender eylemlerinden biri olan “Gezi Direnişi”nde HDP muhalefet safında yer almaktan kaçındığı için AKP hanesine yazılıverdi.
- Ayrıntılar
- Ömer Faruk Uslan
- Siyaset
Türk askeri bir Rus savaş uçağını düşürdü, AKP’nin oyu yükseldi. Putin, “Erdoğan ve ailesi kaçak petrol ticaretinin içindedir” dedi, ve biz dışarıdan gelen her suçlamayı “milli dava” haline getirdiğimiz için AKP’nin oyları gene yükseldi.
Erdoğan’a ve partisine dönük her suçlama AKP’nin oylarını artıracaksa, bu günaha ortak olmamak için başka şeylerden söz etmeliyiz. Putin’den mesela.
- Ayrıntılar
- Ömer Faruk Uslan
- Siyaset
Türkiye’nin Rus savaş uçağını düşürmesi büyük tartışma yarattı. Putin azdı... Ağzına geleni söylüyor.
Erdoğan alttan aldı; olmadı. Üste çıktı, gene olmadı.
Neyin kavgasıdır bu?
Angajman kuralları varmış, Rus uçağı olduğu bilinseymiş, böyle olmazmış, arkadan hançerleme miymiş, değil miymiş..
Özür dile, dilemem...