KIZILCIK
  • Anasayfa
  • Siyaset
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Kültür-Anma
  • Dergiler
  • Yazarlar
  1. Anasayfa
  2. Siyaset

“Yükselen Değer”e ne oldu?

Ayrıntılar
KIZILCIK
Siyaset
30 Temmuz 2014

gazze-bw1990’lı yıllarda “küreselleşme” lafı altında uluslararası kapitalizme ve onun “Yeni Dünya Düzeni” adını verdiği ilişkiler ağına tapınanlar (ABD’nin mutlak hâkimiyetini kutsayanlar), olur olmaz her şeyi “değişim”le açıklamayı analiz ve yorum sananlar, “bilişim, iletişim, bilgi toplumu” gibi cazip kelimelerden bilgiç bir haz duyanlar ABD’nin Irak’ı işgal etmesiyle diskurlarının ağır bir darbe yediklerini görmüşlerdi.

“Sanayi toplumundan çıktık bilgi toplumuna girdik, artık silahların, petrolün günümüz dünyasında önemi kalmadı” diyenler için Irak’ın işgalinde petrolün rolünü ve (ABD’nin Orta Doğu’ya daha fazla yerleşme emellerini) kabul etmek zordu, fakat gene de işgali hararetle desteklemişler, istila ordusu Irak içinde ilerlerken “Tam gaz Bağdat” diye başlık atmışlardı.

Destekçilerin başında Tayyip Erdoğan geliyordu. Kendisi 2001 yılında Refah’ın yerine yeni bir parti kurmuştu, kısa süre sonra 11 Eylül 2001 hadisesi vuku bulmuş ve George Walker Bush emellerini gerçekleştirmek için önce Afganistan’ı işgal etmiş ve Irak seferine hazırlanmaya başlamıştı.

Irak’a kuzeyden de girmek için AKP Genel Başkanını Washington’da görüştü. ABD Başkanının hiçbir devlet sıfatı olmayan yabancı bir siyasiyle görüşmesi pek olağan değildi, fakat geleceğin Türk Başbakanı olacak diye Tayyip Erdoğan’la görüşmek için onu bizzat kendisi çağırmıştı.

Devamını oku …

Her şeyde federalizm

Ayrıntılar
Hüseyin Hasançebi
Siyaset
12 Temmuz 2014

Kürtler “demokratik özerklik” inşa ediyorlar. Desteklenmelidir. Çünkü “kaderini tayin hakkı”dır. Bölgesel koşullar Kürtlere bu şansı veriyor. Suriye ve Irak’taki en son gelişmeler “Türkiye Kürdistanı” denilen yerde “demokratik-özerk” bir Kürt programının hayata geçirilmesini destekliyor. Artık konuyla ilgili yazmalarda ve konuşmalarda “Türk tarafı”–“Kürt tarafı” sözcüklerini rahatlıkla kullanmalıyız.

Kürtler kendileri için “demokratik özerklik” inşa ederken Türkiye’nin geriye kalanı hiçbir şey olmamış gibi yerinde oturamaz. Özerk Türkiye Kürdistanı inşa edilirken Türkiye’nin diğer bölümünde de bir şeylerin inşa edilmesi gerekir.

Türk devleti kendi bünyesinde bazı değişiklikler yapmak istiyor. Ülkeyi yöneten parti bu konuda bazı adımlar atıyor, atacağını ima ediyor. Bunun için ilk yasal zemini, meclisten çıkardığı yasayla oluşturdu. “Eve Dönüş”ü de inşa edecek. Kürtlerin asgari programına AKP evet dediği gibi, CHP de evet diyor. Tayyip C.Başkanı olunca; besbelli Türkiye Kürdistanı’nın inşa süreci hızlanacak. Bağımsızlığa ilerleyen Barzani Bölgesi’den nemalanacak olan her Türk unsur süreci destekliyor. Örneğin Rahmi Koç, “acele edersek macera olur!” diyerek hükümete Kuzey Irak Bölgesel Kürt Yönetimi’ne dönük politikasında “acele etmesi”ni de söylemiş oldu.

Bunları desteklemek veya reddetmek, yeterli bulup bulmamak, kandırmaca olup olmadıklarını tartışmak Türk solunun işi değildir. Türk solu kendi işine bakmalıdır. Neyi nasıl inşa edeceğini düşünmeye şimdiden başlamalıdır.

Devamını oku …

T. Erdoğan'a Kemalist yardım

Ayrıntılar
Yalçın Yusufoğlu
Siyaset
12 Temmuz 2014

Önümüzdeki Ağustos ayındaki C. Başkanlığı seçimi nereden çıktı? Bundan önce hep parlamentoda yapılmış seçim şimdi durup dururken mi genel oyla yapılacak?

Her ne kadar, bu seçim Tayyip Erdoğan’ın Başkanlık sistemi tutkusuna pek uygun düşüyorsa da, Türkiye gibi parlamenter hükümet sisteminde C. Başkanının genel oyla seçilmesi onun icadı değildi. Belki kendisi de zamanı gelince bu usulü getirecekti, ama teşebbüs ondan gelmemiş, hadiseye devletin pek bilmiş Kemalistleri vesile olmuştur.

Belleğimizi yoklayalım: Cumhuriyet kurulalı beri C. Başkanı parlamento tarafından seçiliyordu. Başkanlık sistemine sahip olmayan –Başkan’ın yürütme yetkisinin bulunmadığı– ülkelerde (Avusturya ve Finlandiya hariç) C.Başkanını parlamento seçer.

Hem genel oyla gelmiş yürütme organı olan hükümetin tam yetkiye sahip bulunduğu, hem de C. Başkanının doğrudan doğrudan seçmen oyuyla seçildiği ama yürütmede yetkisiz olduğu bir sistemde bir çapraşıklık mevcuttur.

HUKUKİ DEĞİL, FİİLİ SİSTEM DEĞİŞİKLİĞİ

Hiç bir icra yetkisi olmayan, (temsili bir makam olan) C. Başkanını genel oyla seçmenin anlamı yoktur. Olsaydı, iki ülke dışındakiler de o yöntemde fazilet bulurlardı. Esasen Tayyip Erdoğan’ın öngördüğü de parlamenter hükümet sistemi değil, Başkanlık sistemidir.

Devamını oku …

Ekmeleddin

Ayrıntılar
Hüseyin Hasançebi
Siyaset
21 Haziran 2014

ekmeleddinCHP ve MHP C.Başkanı adayı olarak Ekmeleddin isimli ırkçı-islamcı birini buldular.

Bu seçim Türkiye Cumhuriyeti’nin Erdoğan tarafından “eksen kayması”na uğratıldığı varsayımına dayanıyor. Dolayısıyla klasik merkez sağ çizginin yeniden kurulmak istenmesi anlamına geliyor.

Tutmaz. Sermaye sınıfı klasik Türk merkez sağını, ilga etmiştir. Bunu yaparken gafil avlanmamış, gayet bilinçli hareket etmiştir.  Sermaye kendi düzenini ve küresel pozisyonunu AKP ile konsolide etmiştir. Bu yeni arsada, üzerine gecekondu yapılacak boş parsel yoktur.

Ekmeleddin T. Özal geleneğininin uzantısıdır.  Bu gelenek monetarizme geçişte kullanılmış ve atılmıştır. Erdoğan monetarizmi kurumsallaştırmada kullanılmıştır ve başlangıçta bu gelenekten de kısmen yararlanmıştır. Ali Coşkun’u, Nevzat Yalçıntaş’ı bu nedenle bir kısa dönem için bakan olarak kullanmıştır.

Ekmeleddin geleneğinin kökü aslında kurumuştur. Bu islami damar Menderes’in partisine girmiş, 27 Mayıs askeri darbesinde, “Menderes asılacak, bizim önümüz açılacak” diye sevinçten havalara zıplamıştır. Saadettin Bilgiç ile siyasetin merkezine oturma fırsatını kıl payı kaçırmış, Demirel dönemlerinde cılızlaşmıştır.

Ekmeleddin geleneğinin en son yükselişi Kenan Evren cuntasıyladır. Aydınlar Ocağı Evren faşizminde siyasette ve bürokraside görece palazlanmış, Erdoğan gelinceye kadar da gücünü korumuştur. Sonrası ise bu geleneğin çöpe atılmasıdır.

Kılıçdaroğlu tarihin çöplüğünde eşelenmiş ve pençesine Ekmeleddin İslamoğlu takılmıştır. İşe yaramaz, sermayenin kurduğu Erdoğan düzeni ve devletinin ahı gitmiş vahı kalmış Türk-İslam sentezciliğine pabuç bırakmaz.

Belki de 10 Ağustos’ta CHP’nin cenaze namazı kılınacak.

“BDP-HDP Partisi” ve Kürt Siyaseti

Ayrıntılar
KIZILCIK
Siyaset
10 Haziran 2014

hdp-hdk bwİki ayrı tüzel kişilik varken bile “BDP veya HDP Partisi” deniyor ise ortada bir “BDP–HDP Partisi!” var demektir.

Siyaset elbette zenginleştirici bir pratiktir.

Ancak “BDP–HDP Partisi” zenginlik gibi gözükmüyor.

Kimi BDP’dir diyor, kimi de “adı üzerinde HDP”.

Başbakan; “BDP veya HDP Partisi” demeyi tercih ediyor.

Biz de netleşinceye kadar “BDP-HDP Partisi” diyebiliriz.

“BDP-HDP Partisi”,  bilinir türden bir parti değil. Zaten Türkiye siyasetine yeni bir model olarak önerildiği söylenmişti.

Yeni model siyasi örgütlenmenin tutup tutmayacağı belli olmadan “HDP veya BDP  partisi" Türkiye’nin en çok konuştuğu parti haline geldi.

Devamını oku …

Madencinin “mevzuat”ı olmaz

Ayrıntılar
Hüseyin Hasançebi
Siyaset
10 Haziran 2014

aksamGazetesi“Türkiye madencilik tarihinin en büyük işçi katliamı; Soma...”

Herkesi dinledik. Bir işveren suçluymuş, bir de taşeronluk sistemi ve bir de  AKP hükümetinin iki bakanı.

Konu kapandı.

“Tarihin en büyük madenci katliamı” ama sonuç sıfır.

Böyle olmaz; işçi sınıfı siyaseti böyle yapılmaz.

Soma katliamı işçi hareketinin bütünü için tarihi bir fırsat yaratmıştı. Gerçek suçlu(lar) gözden kaçırılınca Soma ile gelen tarihi fırsat da kaçırılmış oldu.

Vicdanlıyız ya; önce işçilere “acıdık”! 900–1600 TL aylıkla yerin altına giriyorlardı. Ücretleri inanılmaz düşüktü. Bu düpedüz kölelikti. Bakın; Amerika’da ve Avrupa’da böyle olmuyordu...

İyi kapitalizm–kötü kapitalizm tartışmasından sonuç mu çıkar?

Devamını oku …

Fıtratında var!

Ayrıntılar
KIZILCIK
Siyaset
24 Mayıs 2014

ugurkurtOkmeydan’ında iki kişinin daha öldürülmesini en veciz biçimde anlatan gazete başlığı Özgür Gündem’inkiydi. Gazete Uğur Kurt ve Ayhan Yılmaz’ın öldürülmeleri için “Katil seriye bağladı” diyordu.

Özne üçüncü tekil şahıs olduğuna göre manşetin kimden bahsettiği belliydi.

Artık protesto gösterilerinde sadece gaz ve basınçlı su eziyeti alışkanlık haline gelmiş değil, insan öldürmek de olağan vakalardan oldu. Soma’daki madencilerin ölmesi nasıl ki, işin fıtratında var idiyse Okmeydanı’nda Cemevinden çıkan Uğur Kurt’un da, Ayhan Yılmaz'ın da katli hadisenin fıtratında vardı.

Gezi’de öldürülen gençler de öyle. 2011 Genel Seçimleri öncesinde Hopa’da Metin Lokumcu biber gazıyla öldürüldüğünde, Tayyip Erdoğan ne demişti? “Kimliğini bilmiyorum, birisi ölmüş! Çok da üzerinde durmuyorum” demişti.

Çünkü 54 yaşındaki emekli öğretmenin öldürülmesinde protestocularının fıtratı vardı.

Kaderleriydi.

Devamını oku …

Sanık ayağa kalk!

Ayrıntılar
Yalçın Yusufoğlu
Siyaset
17 Mayıs 2014

soma-crop2Türkiye’de çalışma yaşamı dilinde "iş kazaları" denilen ölüm olaylarına emek savunucuları olarak öteden beri, “iş cinayetleri” deriz. Son olarak Soma’da bir linyit ocağında yaşanan ise “iş cinayeti” değil “İŞ KATLİAMI”dır.

Bu ülke, öteden beri kömür madenlerinde ölüm olaylarında dünya rekortmenidir. Belirtildiğine göre 1942’den beri üç bini aşkın insan ölmüş.

Demek ki, her siyasi iktidar altında yer altında iş cinayetleri yaşanmış, ama bu saptama işbaşındaki Tayyip Erdoğan rejimini temize çıkarmaz.

Devamını oku …

“İŞÇİ” demek “ŞİDDET” demektir

Ayrıntılar
Hüseyin Hasançebi
Siyaset
10 Nisan 2014

greif-1bwDİSK Tekstil üyesi işgalci GREİF işçileri DİSK Tekstil İşçileri Sendikası Örgütlenme ve Uluslararası İlişkiler Daire Müdürü Eren Korkmaz’ı darbettiler. 44 adet sendika uzmanı da GREİF işçileri’nin bir sendika uzmanına şiddet uygulamasını kınadılar. GREİF işçileri’ne göre sendika uzmanı Eren Korkmaz işverenden yana ve işçiler aleyhine bir çok dolaplar çevirmiştir, 44 sendika uzmanına göre ise “işçilerin şiddet uygulaması” kötüdür.

“Şiddet kötüdür” diyen 44 sendika uzmanı arasında, ömrünü işçi sınıfı davasına adamış Aziz Çelik, Zafer Aydın gibi sendika uzmanı isimler olduğu gibi, KESK, Sosyal-İş, Kristal-İş, Birleşik Metal-İş, Bank-Sen, Deri-İş, Petrol-İş, Eğitim Sen, Tüm Bel Sen, Lastik-İş ve DİSK gibi, en azından isimleri geçmişe dönük sınıf sendikacılığı çağrışımı yapan sendikaların uzmanları da var.

Kim haklı, kim haksız?

Elbette GREİF işçileri haklı, “44 sendika uzmanı” haksızdır. Haksız demesek yanlış, yanlış demesek, eksiktir.

Devamını oku …

Kendi kaderinden fazlası tecavüzdür

Ayrıntılar
Hüseyin Hasançebi
Siyaset
10 Nisan 2014

cbaskanligi-bw30 Mart yerel seçiminden sonra BDP’ye sık sık sorulan soru: “Cumhurbaşkanlığı seçiminde R. Tayyip Erdoğan’ı destekleyecek misiniz?”

HDP’ye sorulmuyor ama, yarın öbürgün ona da sorulacak. Çünkü HDP’nin parti olmadığını, BDP’nin “seçimlik” bir denemesi olduğunu herkes biliyor.

BDP’ye, “Erdoğan’ı destekleyecek misiniz?” diye sorulması bir fantazi değildir. Şuna dayanmaktadır: Kürt illerinde BDP’ye verilen güçlü oy desteği, Kürt halkının çözüm sürecine desteğidir tezini BDP ve AKP birlikte savunuyorlar. Bu gerçek ise, 30 Mart yerel seçiminden sonra Türkiye’de “yeni bir siyasal blok” ortaya çıkmış demektir. BDP ve AKP yeni bir siyasal blok oluşturmuşlardır! Ayrıca bu yeni siyasi blok yerel seçimlerin sonucu da değildir. “Çözüm süreci” denilen şeyin bir AKP-BDP ittifakı olduğu, Öcalan’ın geçen yılki Newroz Mektubu’nda açıkça görülmüştü.

Devamını oku …

  1. Askeri vesayetin kim canına okudu?
  2. Diyojen
  3. Şartlı refleks
  4. Ne hallerdeyiz?
  5. Kabataş’ın yalancıları*

Sayfa 43 / 45

  • 36
  • 37
  • 38
  • 39
  • 40
  • 41
  • 42
  • 43
  • 44
  • 45

Diğer bölümler

  • Hayat Ağacı
  • Polemik
  • Belge

Çok okunan yeni yazılar

  • Dr. Hikmet Kıvılcımlı ve görüşleri
  • İttihatçı düşmanlığı anlamsız değildir
  • Liberaller
  • “Ulusalcılık”
  • Bir tanıklık: Tatar Nihat

© KIZILCIK 2000–2026. Tüm hakları saklıdır. · Hakkımızda