- Ayrıntılar
- Cemal Candaş
- Siyaset
31 Mart Pazar günü yerel seçim yapılacak. Bin küsur belediye başkanı, binlerce belediye meclisi ve il genel meclisi üyesi, on binlerce muhtar ve ihtiyar heyeti üyesi seçilecek. Seçilmek için yarışanların sayısı yüz binleri buluyor.
- Ayrıntılar
- Sefer Ali Demirci
- Siyaset
Ülkenin bugün “boğuştuğu” sayısız sorun boğazımıza çökmüş; sıktıkça sıkıyor. Ekonomik planda geniş yığınları pençesinde kıvrandıran kronik bir kriz; toplumsal kapsamda, büyük bir değerler sarsıntısı, yozlaşma ve ahlakî çöküş; siyasi alanda ise gitgide daha da vahim bir hal alan “demokrasisizlik”!..
Diğer yanda kendilerini, olanca nobranlık ve kibirleriyle, “hukukun üstünde” görüp her türlü keyfî tasarrufu kendine “hak” bilenler sadece bir tek “şahsım” değil;
- Ayrıntılar
- Cemal Candaş
- Siyaset
Bir kişi veya kurum hakkında “Ne kadar çok değişmiş…” veya “o kadar değişim geçirmiş ki…” ile başlayan bir cümle duysak zihnimizde olumlu mu, olumsuz mu bir kanaat oluşur? Muhtemelen cümlenin geri kalan bölümünde söylenenler kanaatimizin ne olacağını belirleyecektir. Bu konuda şunu söylemek yanlış olmaz; “değişim” kavramı toplumun büyük bir kesimi tarafından pek olumlu karşılanmaz; riskli bulunur, şüphe uyandırır…
- Ayrıntılar
- Sefer Ali Demirci
- Siyaset
Memlekette “mer’î mevzuata” göre bir anayasa mevcut mudur? Yok, değil midir? “Askıda Anayasa” devrine mi girdik; “askıda ekmek”, “askıda fatura”dan sonra?.. “Kısmen” mevcut bir anayasa olabilir mi? “Bir varmış, bir yokmuş” diye başlayanlar masallardır; anayasalar böyle başlamaz! “Keyfe keder” maddeleri tanımak mecburi olmamalı mıdır? Hatta görmezden gelinmesi iyi olmaz mı? Beğendiklerimizi alıp beğenmediklerimizi almasak n’olur? “Zaten paspasa çevrilmiş anayasayı herkes çiğniyor, ne var bunda?” diye mi düşünüyorlar, bilinmez!.. Anayasanın “anası ağlıyormuş”! Ne gam..!
- Ayrıntılar
- Şükrü Çelikyapı
- Siyaset
“Ekim Devrimi, Marksist öğretinin öngördüğü doğrultuda işçi sınıfının tarihî misyonunun dünyanın bir yerinde ayağını yere basması değil de kararlı ve kurnazca örgütlenmiş bir azınlık çetenin iktidarı ele geçirip despotik, totaliter, Asyaî bir yönetim tarzını topluma dayatması mıydı?” (Tektaş Ağaoğlu, “Toplayarak Çıkaralım”, Görüş, sayı 40, Mart 1990.)
- Ayrıntılar
- Cemal Candaş
- Siyaset
Cumhuriyet, bir devlet yönetimi biçimidir. Kısaca devlet yöneticilerinin seçimle iş başına getirildiği bir rejimin adıdır. Bu rejimin çok farklı şekilde uygulandığı örnekler vardır. Üniter, federal, konfederal, özerk vb. Yine bu rejimin parlamenter, yarı başkanlık ve başkanlık sistemiyle uygulandığı farklı modellerini görmekteyiz. Hangi biçimde olursa olsun, hangi modelle uygulanırsa uygulansın bir yönetimin “cumhuriyet” olarak tanımlanmasının en önemli koşulu, yöneticilerinin belirli aralıklarla yapılan seçimler marifetiyle belirlenmesidir.
- Ayrıntılar
- Şükrü Çelikyapı
- Siyaset
Ulusal Sorun Kimin Sorunu veyahut “İnkârlar Zinciri”nin Taşınamaz Ağırlığı…
III.
Emperyalist işgal altındaki Anadolu’da bir “Türk Devleti”nin kurulması ve “Türkiye Cumhuriyeti” adıyla Kürdistan’ın bir bölümünü de içine alan siyasî coğrafya −ki “Misak-ı Millî” sınırları olarak da adlandırılır− üzerine oturmasına giden süreçte Türk ve Kürt halkları “beraber”dirler...
- Ayrıntılar
- Şükrü Çelikyapı
- Siyaset
Ulusal Sorun Kimin Sorunu veyahut “İnkârlar Zinciri”nin Taşınamaz Ağırlığı…
* [Aşağıda yer almakta olan “metin”, mensubu olmaktan her zaman onur ve kıvanç duyduğum “Siyasî Çizgim”in yayın organlarında, çeşitli zamanlarda yayımlanmış “konu”ya ilişkin yazıların ve yazı dizilerinin bütünüyle olmasa da çok büyük oranda, bir “icmali” gibidir. Ağırlıkla ve özellikle de Yalçın Yusufoğlu’nun son derece yetkin yazılarının…
- Ayrıntılar
- Şükrü Çelikyapı
- Siyaset
“De ki, aynaya bakmışız, orada resmimiz kalmış. Unutmuş ayna bizi…”(*)
Sanayi Devrimiyle birlikte hayatın “her alanı” hızla değişim sürecine boyun eğmek mecburiyetinde kaldı! Adeta yaşayan “her şey” metalaştırıldı! Sosyal ilişkilerin sanki metaların ilişkisiymiş gibi algılanmasına yol açan bir yanılsama yaşanmaya başladı! İnsanların birbirleriyle olan ilişkileri nesneleşmiş bir karakter kazandı!
- Ayrıntılar
- Sefer Ali Demirci
- Siyaset
İçinden “seçim” geçen yazıların sonuncusudur bu, umalım…
“Çantada”ki “keklik” ile bir kayada ötmekte olan “iki keklik” arasında cereyan etmişti seçimler… ki sonuç malûm; “aman aman!..”
Beklentinin abartılı heyecanı, trajik, travmatik şoklarla şimdi −hedefi hayli flû− bir öfkeye yol açıyor. Küslük ya da nesnesini bulamayan savruk öfke… Çocuksu… İpi kopmuş uçurtma misali… Çünkü sınıf bağlamından yoksun…