İmamoğlu-Erdoğan KANAL kavgası rant paylaşım kavgasıdır.
Kanala itiraz, itirazı siyasallaştırmak ve AKP iktidarına karşı mücadeleye tahvil etmek doğrudur, gerekli politikadır fakat konumuzun dışındadır. Arkasına bakalım.
Dünya Dış Ticareti (ithalat-ihracat) Doğu’dan (Pasifik) Batı’ya (Avrupa) ve Kuzey Asya’dan (Avrasya Ekonomik Birliği) Afro-Avrasya eksenine yoğunlaşıyor. Mal ve insan kütleleri Deniz, Kara, Demir ve Hava yolları ile bu eksenler üzerinde hareket ediyor. Doğu-Batı yolları ileri düzeyde genişledi, yenilendi, modernleşti.
Kuzey-Güney ekseninde de yollar genişliyor ve birbirine bağlanıyor; fakat boğazlarda su yolu hâlâ dar; Ukrayna-Rusya-Kazakistan ile Afrika arası büyüyen ticarete hızlı çalışan geniş yollar lazım. Bugün bir, yarın bir daha, işte İstanbul kanalı bu nedenledir. Kanalı yapmaya, elinde ihraç edecek fon olan herkes taliptir. ABD ilgilenmiyor, Avrupa ilgilenmiyor, Rusya ilgilenmiyor; biz kendi içimizde, “Montrö”, “Cumhuriyet”, “Atatürk”… bağırıp çağırıyoruz.
Çin’den gelecek 20 milyar dolara iktidarın ekmek su kadar ihtiyacı var. Çin'in toplam ihracatı 1979'da 13,5 milyar dolardan 2006'da 969 milyar dolara, 2018'de 2,5 trilyon dolara çıkmıştır. Ülkenin ithalatı da 2018’de 1 trilyon 840 milyar dolara yükselmiştir. 4,34 trilyon karşılığı bu malların %80’i su yolları ile taşınmaktadır. 2050’da taşınma konusu bu mal hacmi 10-15 katına çıkacaktır.
Çin bu nedenle dünya su yollarını kiralayarak işletilmesini mümkün olduğunca kendi kontrolüne almak istemektedir.
Aldıklarına bakalım:
Sri Lanka Hambantota limanı,
Pakistan Gvadar limanı,
Cibuti limanları,
İsrail Hayfa limanı,
Yunanistan Pire limanı,
Türkiye Fina (Kumport) limanı,
Türkiye Çandarlı limanı,
İtalya Trieste limanı,
Cebelitarık Sines limanı,
Sahraaltı Afrika’da 17 liman,
Kuzey Buz Denizi (Arktik) su yolu,
Baltık limanlarının hinterlandı topraklar,
Güney Çin Denizi’nin Pasifik’e bağlanması.
Görünen: Çin İstanbul kanalının yapımına ve işletmesine talip olacak; Rusya ve Kazakistan ortaklık arayacaklardır.