roboski-crHer 28 Aralık günü, “Ağlama Duvarı” önüne dizilir gibi, Ortasu (Roboski) katliamını hatırlıyor; lanetliyor; yüksek perdeden “katliam” diyor; “insanlığa karşı işlenmiş suçtur” diye yazıp, çizip, paylaşıyoruz. Devleti(mizi)n uçaklarının bombalarıyla parçalanmış “nafaka mağduru” Kürt çocuklarına borcumuzu ödeyip kendimizi teselli ediyoruz.

Değeri var yaptığımızın elbette, ama konu bu değil ki. Masum yavrularının birbirine geçmiş et parçalarını öylesine tabutlara dağıtıp mezara taşıyan mahşeri kalabalığın ürküten sessizliğini anımsayın; aklınız paramparça olacak ve anlayacaksınız: “Mağdur” biziz! Bizim özgürlüğümüz öldürüldü.

Roboski çocuklarının anne babaları, çaresiz ve tek silahları “susmak” olduğu için konuşmadılar; çocuklarına “fiyat” biçildi, –biz ‘almadılar’ diye alkışladık– hayır, ANLAMADILAR.

Çünkü bilmezler, öğrenmemişlerdir uğratıldıkları “büyük felaketin” bedeli nedir, kim tarafından nasıl ve ne zaman ödenecektir?

Onlar susup derine çekilirken her zaman olan gene oldu; faillerden ses gelmeye başladı. Ahmet Davutoğlu namlı zat, “Konuşursam insan yüzüne bakamazlar,” dedi ya, konu anlaşılmıştır.