ussaki fatih nurullah crSon günlerde Uşşaki tarikatı şeyhi Fatih Nurullah üzerinden bir operasyon yürütülüyor. Neymiş efendim, tarikatın şeyhi 13 yaşındaki bir çocuğa cinsel istismarda bulunmuş! Sanki daha önce bu ülkede çeşitli tarikatlarda çocuklara cinsel istismarda bulunulmamış gibi.

Her kim ki hafızasını yoklar, tarikatların bu tür sabıkalarına çok sayıda örnek hatırlayacaktır. O kadar ki devletin aileyi −doğal olarak da çocukları− korumakla görevli bakanının çok sayıda çocuğun bir tarikat yurdunda uğradığı cinsel istismarla ilgili haberler üzerine söyledikleri halen hafızalarımızdadır.

Bugünlerde iktidar yandaşı medya, son operasyon konusunda feveran halindedir. Fatih Nurullah’a atıp tutmakta, onun sahte şeyh olduğunu ileri sürüp cezalandırılmasını talep etmektedir. Sanki şeyhin “sahte” olmayanı varmış gibi... Kendini laik olarak nitelendiren çevreler de aynı koroya başka gerekçelerle katılmış durumdadırlar.

Oysaki dün Fethullah Gülen’e veya Adnan Oktar’a yapılan neyse, bugün Fatih Nurullah’a yapılan da odur. Amaç aynı, gerekçeler farklıdır.

Amaç, Uşşaki tarikatının saf dışı edilmesi, ayak bağı olmasının engellenmesi, varsa elinde birikmiş olan servete el konulmasıdır.

Amaç gerçekten çocuk istismarını cezalandırmak olsaydı, şu anda devlet kademelerini kontrol altında tutan ve adlarını kamuoyunun çok yakından bildiği tarikatların çoktan cezalandırılması gerekirdi. Görünen odur ki bu tarikatlar, cezalandırılmalarını geçtik, siyasi iktidar tarafından açık şekilde desteklenmektedir.

Hiçbir tarikat veya cemaat devlet desteği olmadan ayakta kalamaz. Bu durum sadece AKP iktidarı dönemiyle sınırlı değildir. Hep öyle olagelmiştir. Tarikatların siyasi iktidarlarla (partilerle) ilişkisi tek yanlı değildir. Tarikatlar, siyasi iktidardan devlet olanaklarını kullanma şeklinde yararlanırken, siyasi partiler de iktidar olabilmek için tarikatların blok halindeki oylarına ihtiyaç duyarlar. Tarikat-siyaset ilişkisi tam bir çıkar ilişkisidir.

Bugünlerde bir çocuğa yönelik cinsel istismar bahane edilerek gündemi meşgul eden olaya, kamuoyuna yansıtıldığı şekliyle değil de iktidar-tarikat ilişkileri açısından bakmakta yarar var. Kime operasyon yapıldığından daha önemlisi operasyonu kimin, niçin yaptığıdır.

Çocuk istismarına karşı mücadele çok boyutlu bir sorundur. Şu anda yapılan operasyonda sadece bahane olarak kullanılmaktadır.

Aslında yapılan bir hesaplaşmadır. Kimler arasında yapıldığı önümüzdeki dönemde açıklığa kavuşacaktır.