suya-erisim-crCoronavirüs salgınından sonra dünya eskisi gibi olmayacakmış!

“Eski” dünya nasıl bir yer?

Dünya nüfusunun yaklaşık yüzde biri, toplam servetin yüzde sekseninin sahibi, geri kalanlar bu servetin yüzde yirmisini paylaşmaya çalışıyor.

Dünya nüfusunun üçte biri (2,5 milyar), sağlıklı içme suyuna erişemiyor.

Dünyada silahlanmaya harcanan kaynaklar o kadar devasa boyutlarda ki bu kaynaklar gıda ve beslenmeye ayrılsa dünyada açlık ve yoksulluk kalmayacak düzeyde.

Bu “eski” dünyanın bir parçası olarak Türkiye’de de durum farklı değil.

Efendim yeni tip bir faşizm geliyormuş. Otokratik yönetimler kurulacak, gemi azıya alacaklarmış. Demokratik kazanımlar ve özgürlükler kaybedilecekmiş!

Bu salgın, Türkiyeliler olarak bizi çok da etkilemeyecek anlaşılan. Kaybedilecek denilenlerden bizde zaten yok. Olmayan şey, kaybedilmez. Muhtemelen olacak, kurulacak denilen otokrasinin pek âlâsı hâlihazırda bizde mevcut.

Hiçbir şey eskisi gibi olmayacakmış.

Bundan şunu anlamak gerekir:

Dünyada adil bir servet bölüşümü sağlanacak, herkes sağlıklı suya erişebilecek, silahlanma sona erecek; yoksulluk ve açlık tarihe karışacak.

Demokrasi ve özgürlükler konusunda bizden yana bir sıkıntı zaten yok.

O halde çalışanlar, mülksüzler, işsizler, yoksullar, yani çok büyük bir ekseriyet açısından korkulacak bir şey yok demektir. Korkması gerekenler, eski dünyanın ayrıcalıklı azınlığıdır.

Bütün bu değişimin −coronavirüs salgınına rağmen− durup dururken, kendiliğinden olacağını iddia edenler, hayal kuruyorlar.

Bu değişim, düşünmeye, üretmeye, risk almaya; her şeyden önce sınıf savaşımını göze almaya bağlı. Gerisi masal.