- Ayrıntılar
- İsmail Aydın
- Kültür-Anma
Kars’ta açtığımız “Kitle Bürosu”na uğrayıp Kitle ve İlke dergilerini almaya geldiğinde tanıştık.
Kısa boylu, güleç yüzlü bir öğretmendi. Hani TSİP için sol gruplardan bazıları, “TSİP bir öğretmen partisidir” derler ya, Ahmet yoldaşımız da bu tanıma uyan, Marksizm’e ve Leninizm’e inanmış eğitim emekçisiydi.
- Ayrıntılar
- KIZILCIK
- Kültür-Anma
İsmail Aydın, Halil Rıfat Özbaşı için şunları yazdı:
“Kars’ta partimiz il teşkilatını kurmadan önce “Kitle Bürosu” açılmıştı (1975). Kitle Bürosu aracılığıyla partimiz TSİP’i yakından tanıdık. 1976 yılında inşaat işçiliği yaptığım İstanbul’dan Kars’a döndüğümde Kitle Bürosu sorumlusu Kurban Kahraman evimizin kapısını çaldığında yanında hafif sarışın, uzun boylu, güleç yüzlü ve yeşil parkalı biri vardı. “Bu arkadaşın adı Halil Rıfat. Seninle acil görüşmemiz gerekiyor. Seni Büronun yanındaki kahvehanede bekliyoruz” deyip gittiler. Yanlarına vardığımda köylü olduğu her halinden belli olan biri daha vardı. Kurban onu da tanıştırdı:
“Bu arkadaşımız da Nuri Geçgili. Halil Rıfat arkadaş Balıkesir’den geldi. Kars’ta partinin il yönetimini oluşturacağız. Sen de kurucular içinde olur musun?”
- Ayrıntılar
- KIZILCIK
- Kültür-Anma
Öğretmen Murat Tepegöz, 14 Şubat 1942 tarihinde Trabzon’da doğdu. Doğduğu günden kaynaklanıyor sanırım, hayata ve insanlara hep sevgiyle baktı. Diğer taraftan, hak ve adalet söz konusu olduğunda doğduğu coğrafyanın kavgacı ve inatçı yönünü hiç yitirmedi. Hiç korkmadı zalimlerle ve cahillerle kavga etmekten.
- Ayrıntılar
- KIZILCIK
- Kültür-Anma
Emekçi bir ailenin oğluydu. Küçük yaşlarda taşındıkları İstanbul’da sol düşünceyle tanıştı. 1975’te TSİP’de yerini aldı. Sonrasında gençlik örgütlenmesi SGB’de faal olarak yer tuttu. 12 Eylül faşist darbesi koşullarında da mücadelenin içindeydi.
1980’lerin ortalarında girdiği PTT’de kamu emekçilerinin sendika mücadelesinin yine ön saflarındaydı. KESK’e giden yolun kilometre taşı sendikalarından olan Tüm Haber-Sen’in kurucuları arasındaydı. Sendika kurucu ve yöneticilerine çıkartılan sürgünlere karşı bir hafta süren Gayrettepe Grevi’nin örgütleyicilerindendi.
- Ayrıntılar
- KIZILCIK
- Kültür-Anma
İnsan denen canlıda, biyolojik (nörofizyolojik) “hatırlama” yetisi ile bir kültürel duyarlılık olan “hatıra”yı iç içe geçirerek ya da “bir ve aynı” şeylermiş gibi addederek davranılır çoğu kez. Oysa zihnin hafıza süreçlerinin ürünü olarak ve başta genetik kodlar olmak üzere çok çeşitli özelliklerin birlikte etkimesiyle, “muhassalası” olarak hatırlamışızdır. Başrol hafızanındır. “Kayıt” işlemlerinde iradî faktör rol oynasa da karşılaşılan pek çok olayda hafıza otomatik olarak kayda alır. “Hatırlama” safhasında da hafızanın otomatik olarak kaydettikleri, gayri iradî olarak zihinsel süreçlere hafıza tarafından getirilir.
- Ayrıntılar
- Bülend Tuna
- Kültür-Anma
Aydoğan Gezer tüm TSİP’lilerin ağabeyiydi. Mütevazı ve çalışkan kişiliğiyle tüm teşkilatı dolaşır, sendikacılıktan kaynaklanan örgütleme yeteneğini partide hayata geçirirdi. Teşkilatta uğramadığı yer, tanımadığı kişi yok dense yeridir. Hemen herkesle bir anısı vardır.
- Ayrıntılar
- Cemal Candaş
- Kültür-Anma
Sevgili arkadaşımız, değerli dostumuz ve her şeyden önemlisi yürekli yoldaşımız Rahmi Atay’ı çok genç diyebileceğimiz bir yaşta kaybettik.
Rahmi Atay, öğretmenlik yıllarını İstanbul’da geçirdi. Toplumsal muhalefetin yükseldiği yıllarda o etkin bir TÖB-DER üyesiydi. Eğitim emekçilerinin demokratik mücadelesinin hep içinde oldu. Çeşitli düzeylerde örgüt yöneticilikleri yaptı. Aynı zamanda Türkiye Sosyalist İşçi Partisi’nin saflarında sosyalist mücadeleye katılmıştı. Fatih ilçe örgütünde görevler üstlendi.
- Ayrıntılar
- Feridun Cihan
- Kültür-Anma
Mehmet Öztekin arkadaşımızı –ya da onun için kullandığımız hitapla– İşçi Memed’i saygı, sevgi ve hüzünle anıyorum.
Onu zayıf ve çelimsiz vücudu, dikkat çeken posbıyıklı haliyle Mehmet Durmuş sayesinde tanıdım.
- Ayrıntılar
- Bülend Tuna
- Kültür-Anma
Hüseyin için yazmaya oturduğumda pek çok anı düşüverdi önüme... O sevimli yüzü, esprili konuşması, neşesi... Pek çok partili ile birlikte ortak kullandığımız İstanbul’daki evde aynı yataklarda yatmış ve birlikte uyuz olmuştuk. Bu tatsız durum bile onun diliyle ortak bir neşeli anıya dönüşüverirdi. Zaman zaman farklı yerlerde görevlendirilmemiz, araya bazı kopuklukların girmesi bunca zaman sonra zihnimde bazı anıların toparlanmasını güçleştiriyor. Gerçek gazetesinin 149. sayısında Hüseyin’in ölümüyle ilgili bir haber hayat hikâyesini özetliyor, ekte iletiyorum. Habere eşlik eden fotoğrafı bir etkinlikte konuşur halini gösteriyor, neredeyse ağabeyi Veli Gürcan kadar etkili bir hatipti, kitleleri etkilemesini iyi bilirdi.
- Ayrıntılar
- Sezai Sarıoğlu
- Kültür-Anma
“İnsan, başlangıçları ve kitapları iyi bilmeli ve unutmamalı.”
“Devlet Cengiz abiden hoşlanmamış, öldürmüşler. İnsan hoşlanmadığını öldürür mü? Devlet hem öldürmüş hem de öldürdüğünü kabul etmemiş. Teren’in devleti mahkemeye verdiğini duyardık. Olayı Bursa’da duyduğumuzda, arkadaşının ölümünü çok dert etmişti. Teren’i çok sonra gördüm. Sabri çok dürüsttü, ‘Şu ana kadar beş kuruş yemedim, bundan sonra da yemem,’ diyerek belediye başkan yardımcılığından ayrıldı. Merhametliydi. Çok yaşamadı.” (Safiye Biber)