- Ayrıntılar
- Hüseyin Hasançebi
- Siyaset
ÖDP, Barzani’nin yaptığı referanduma, “Bağımsızlık referandumu Irak’tan başlayarak bölgesel düzleme taşınacak yeni bir iç savaşın tetikleyicisi olacaktır” diyerek karşı çıktı. Mahir Sayın bu açıklamayı, halkların kendi kaderini tayin hakkını tanımamak olarak değerlendirdi ve Kürt düşmanlığı olarak suçladı.
“Halkların kendi kaderini tayin hakkı”na, varsayılan bir “Leninist kavram seti”ni kullanarak yaklaşıyorsak, Mahir Sayın haklıdır.
- Ayrıntılar
- Cemal Candaş
- Siyaset
Temel Eğitimden Orta Öğretime Geçiş Sınavı (TEOG) cumhurbaşkanının bir TV konuşması sonrasında kaldırılıyor (!). Cumhurbaşkanının beğenmediğini söylediği bu sınav, birdenbire gündemin ilk sırasına oturdu. Bir kesim TEOG sınavının öğrencileri nasıl hırpaladığını ve eğitimde fırsat eşitliği konusunda nasıl bir haksızlık yarattığını, diğer kesim TEOG’un günahının mevcut iktidara ait olduğunu anlatmakla meşgul bu sıra.
- Ayrıntılar
- Hüseyin Hasançebi
- Siyaset
Şu sıra Türkiye solunda hepimiz; “ne yapmak lazım?” diye değil,
“nasıl yapmak lazım?” diye sormalıyız.
Henüz o noktaya gelemediğimiz için sözü bir türlü “kendimize” getiremedik.
“Merkez sağ” ya da “Merkez sol” diye, sermaye ideolojisinin uydurduğu bir balon vardır, hepimizin gözü-kulağı orada. Meral Akşener “Merkez Demokratik Parti “yi kuracak, %20 oy alacak ve Türkiye’de siyasal dengeler değişecek! Acaba?
- Ayrıntılar
- Hüseyin Hasançebi
- Siyaset
“Seçim yoluyla AKP iktidardan düşürülemez, Tayyip Erdoğan gönderilemez,” "kanaati" giderek "bilimsel düşünce!" olmaya başladı. Hileli 16 Nisan Referandumundan sonra “kaybedeceğini gören Erdoğan seçim yaptırmaz” noktasına kadar geldik.
Türkiye’de seçim yaptırmamak veya seçimsiz iktidarda kalmayı düşünmek hiç mümkün değildir. Olsa olsa “seçime hile karıştırmak” sözkonusu olabilir ki, bunun da örnekleri çok görülmüştür.
- Ayrıntılar
- Hüseyin Hasançebi
- Siyaset
TİP’e 1965 seçiminde verilen “%3” oy bir atımlık barut değildi. %3’ü bir atımlık barut olmaktan yerinde, zamanında ve isabetli politikalar üretebilmesi kurtarmıştı. Aklı ile siyasi tarih çözümlemesi yapabilenler, “15-16 Haziran İşçi Sınıfı Kalkışması”nın TİP’e verilen bu %3 oydan neşet ettiğini görebilirler.
HDP’ye verilen “%13” oy acaba “bir atımlık barut” mudur; 7 Haziran 2015 seçiminde işini görmüş ve bitirmiş midir? Bu sorunun doğru cevabı Türkiye’nin yakın siyasi geleceği içinde verilecektir. Verilecek cevabın ne olacağı, HDP’nin bu yakın siyasi gelecekte izleyeceği politikalara bağlı olacaktır.
- Ayrıntılar
- Hüseyin Hasançebi
- Siyaset
Tayyip Erdoğan, “Bu sol zihniyet, bu komünistler, bunlar hiçbir zaman vatansever değildir, milliyetperver değildir” dedi. Doğru kelam eylemiştir; gerçekten de gerçek komünist hiçbir zaman “vatansever” olmamıştır.
Ama tuhaf, kendine “komünist” denildiğinde onur duyacağını kesin bildiğimiz solcular, Tayyip Erdoğan’a laf yetiştirme yarışına girdiler. Asıl yurtseverlerin kendileri olduğunu demeye getirdiler. Şimdi bugün Türkiye’de masum gibi gördüğümüz bu yanılgı, bir çok nedenden dolayı masum değildir ve uzak durmak gerekir. Masum olmadığını, “her türlü milliyetçiliği ayak altına aldık” dedikten 3-5 yıl sonra herkeslerden daha çok milliyetçi, vatansever olduğunu kanıtlamaya çalışan “iki Erdoğan” arasında yapılacak basit bir kıyaslama bile gösterecektir.
- Ayrıntılar
- Hüseyin Hasançebi
- Siyaset
Erdoğan. her konuşmasında umutlu olmadığını ele veriyor ama; “ancak yine de şansımı deneyeceğim” havasında, 2019 C.Başkanlığı seçim kampanyasını başlattı. Siyasette bu noktaya gelebilmiş başka aktör yok.
Erdoğan ve AKP Türkiye’yi, sonu belirsiz kritik bir yola soktu. Bu gidişe dur demek, iktidarını bir dört yıl daha kurtarmasını önlemek lazım, ama nasıl?
CHP “adalet” ile, HDP “vicdan ve adalet” ile oyalanıyor. Tablo değişmez ise 2019’u Erdoğan kazanacak.
Tablo nasıl değiştirilir?
- Ayrıntılar
- Hüseyin Hasançebi
- Siyaset
Türkiye siyaseti aşırı hızlandırılmış gibi.
Politik manada dün doğru olan bugün yanlış gibi.
Ve politika sanal gerçeklik gibi.
Hükümetin toplumca bilinen yazılı bir programı yok.
C. Başkanı’nın sözüne bakıp yarın ne olacağını anlamaya çalışıyoruz;
tutturma oranımız yüzde bir bile değil.
- Ayrıntılar
- Hüseyin Hasançebi
- Siyaset
Önce somut durumu göreceksin ki, sonra etkili politikalar üretebilesin.
Bu kural sahnede görünen bütün siyasetler için geçerlidir: İktidar için iktidar politikaları, muhalefet için muhalefet politikaları…
İktidarda AKP var. İktidarda görünüyor ama iktidar değil. Ortada hükümet yok, bürokrasi yok. Var da çalışamıyor. Durumu bu şekliyle görmediğimiz için her şey bizi şaşırtıyor. C. Başkanı Erdoğan “Teröristler ceket-pantolon giyecek, darbeciler tulum. Tulumun rengi bademiçinin koyusu bir renk olacak” diyor, şaşırıp kalıyoruz. Çünkü tutuklu ve mahkûmların ne giyeceklerini normalde bir genel müdürlükte ilgili bir dairenin başkan yardımcısının kararlaştırması ve açıklaması beklenir. Hemen atılıyor: “Tek adam her şeye karar veriyor” diyoruz. Oysa tek adamlık falan değildir bu. Bürokrasi parmağını oynatmıyor. C. Başkanı yapın diyor, kimse yapmıyor. Başka çare kalmadığı için kendi yapıyor.
- Ayrıntılar
- Hüseyin Hasançebi
- Siyaset
Türkiye-Almanya siyasi ilişkileri gerildi.
“Kriz” diyen de var, demeyen de.
Anlaşmazlık Merkel-Erdoğan arasında değildir;
Büyük Koalisyonun Sosyaldemokrat kanadı ile Erdoğan ve AKP Hükümeti arasındadır.
Mesele Türkiye’deki Erdoğan-AKP rejiminin diktatoryal yöneliminden de kaynaklanmıyor.
Düpedüz “Kürt Meselesi”nden kaynaklanıyor.