- Ayrıntılar
- Hüseyin Hasançebi
- Siyaset
Keh keh keh!...
Sosyal medya üzerinden büyük siyaset.
Ne var yani, Trump bile yapıyor.
Varsın yapsın, sen akıllı ol.
***
Solun kendine sorduğu soru bir türlü değişmiyor.
- Ayrıntılar
- Hüseyin Hasançebi
- Siyaset
Önümüzde yerel seçim var, erkene alınması da mümkün.
AKP-MHP ittifakını çökertme ihtimali de olan bir seçim.
Bu ittifakın yerelde ayağının kaydırılması Türkiye’de iktidarın ayağının yerden kesilmesine varabilir.
CHP’nin derdi, solun da derdi oldu; niçin?
CHP güçlü olursa sol da güçlü olur diye daim bir takıntımız olduğu için.
Bazen doğru olan, her zaman doğru değildir.
- Ayrıntılar
- Hüseyin Hasançebi
- Siyaset
Başka çaresi yok, kestirmeden gideceğiz.
Türkiye tarihin yeni bir kıvrımında değil, kendi yakın tarihinin önemli sayılabilecek bir keskin virajında seyretmektedir.
Normal dışı olan her şey buna yorulursa daha gerçekçi olunur.
Türkiye’nin güncel durumu ayrıca dünya bağlantılı çözümlenebilirse çok daha gerçekçi olunabilir.
Bu kapsamlı çözümlemeyi Türkiye solunun yapabilmesi özellikle beklenir; çünkü yapamayan odur; Türk sermaye sınıfı ve siyaseti bu kapsamlı çözümlemeyi yapmış gözükmektedir.
- Ayrıntılar
- Hüseyin Hasançebi
- Siyaset
Türkiye’de siyasal durum iyice belirsizleşti.
İktidarda Erdoğan görünüyor, ama göze görünür bir iktidar yok.
Muhalefet partileri var, fakat Türkiye’de siyasi muhalefet de yok.
Mevcut siyasi durum her siyasi oluşuma “toparlanmayı” ikaz ediyor, fakat çözülme ve dağılma yönlü kuvvetlerin basıncı altında kalan partiler bölünmekten kurtulmayı en büyük başarı olarak görmeye başladılar.
HDP siyasetin dışına atıldığı için değerlendirme dışı tutulabilir.
- Ayrıntılar
- Ömer Bedri Canatan
- Siyaset
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu 15 Temmuz askerî darbe girişimine “kontrollü” demeye ve teşebbüsün baş sorumlusu olarak C.Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı göstermeye devam ediyor.
Bu doğru bir siyasal strateji değildir.
Başkanlık sistemine geçmek, devleti ve hükümeti yeniden şekillendirmek, TBMM’ni “Danışma Meclisi”ne çevirmek, “Yeni bir Türkiye” kurmak, “tek adam egemenliği tesis etmek” gibi 100/100 iktidar gerektiren işleri Türkiye’de ancak tek bir güç yapabilir, bu deneysel olarak da sabittir; bu durumda sayın Erdoğan’a diktatörlük yakıştırması haksızlık değil midir?
- Ayrıntılar
- Hüseyin Hasançebi
- Siyaset
24 Haziran seçimiyle iktidar el değiştirmedi.
Fakat hepimiz allak bullak olduk.
Ne kazanan var, ne kaybeden; ama Türkiye solu, sanki belirgin bir davasını seçime sokmuşçasına yenilmişlik duygusuna kapıldı.
Kendimize gelelim.
Başkanlık sistemine geçildi, bunda kötüye gittiğimizi ima eden ne vardır?
Yeni siyasal rejimde Erdoğan tek adam veya diktatör olacakmış, olsun.
- Ayrıntılar
- Hüseyin Hasançebi
- Siyaset
Kısa bir siyasal okuma yapalım.
AKP/MHP cepheleşmesi klasik sağ-sol şablonu dışında bir saflaşma yarattı.
16 Nisan referandumu ve 24 Haziran seçimleri yeni saflaşmayı buğulu da olsa farkedilebilir duruma yükseltti.
Seçim sonrası değerlendirmemiz: AKP kazandı, herkes kaybetti.
“Sıfır”dayız.
Hâlbuki sıfır değiliz.
- Ayrıntılar
- Hüseyin Hasançebi
- Siyaset
Yerel seçim göründü.
HDP’ye “zoraki!” oy verişimizin bedelini HDP’ye ödetmemiz lazım.
Ne demek hem HDP’li olup, hem de Muharrem’e oy.
Siyasi aptallığın da bir sınırı vardır.
Şimdi kendimize gelelim, İstanbul’u kurtaralım.
İstanbul’u AKP’den kurtarmak, AKP’den Türkiye’yi kurtarmaktır.
- Ayrıntılar
- Hüseyin Hasançebi
- Siyaset
Seçimler herkes için Türkiye’yi kritik bir noktaya taşıdı. Kestirmeden, Türk Cumhuriyet Devleti 100. yılına varmadan alzheimer olmuştur. Siyaset atomize olma işaretleri vermektedir. Yeni konumlar edinmek, yeni siyasi kapılar açmak gerekir.
Soldan düşüneceksek CHP’den başlamalıyız. CHP’nin mülki ve siyasi birikimi Kılıçdaroğlu’nun bulunduğu yerdedir. Muharrem İnce ve arkasındaki kurnaz çakal takımı CHP geleneği yönünden plastiktir, güncel ve lumpen bir reflekstir, sökeceğini söylediği apoletin sopasını görüp kaçmıştır, partiden temizlenmeli, Kılıçdaroğlu, vurguyla desteklenmelidir.
- Ayrıntılar
- Hüseyin Hasançebi
- Siyaset
Yapılan başkanlık seçimi idi. AKP ve CHP doğru anladılar. Başkan adayları bu nedenle partilerinden daha çok oy aldılar. Seçimin TBMM için yapıldığını zannederek kendini kandıran partiler, gösterdikleri başkan adaylarından daha fazla oy aldılar ve bunu başarıymış gibi kutladılar. Kendini ve seçmenini kandıran partilerden biri de HDP oldu. Selahattin Demirtaş ile savaşmak varken, her biri pek değerli fakat toplamı ağırlık kesbetmeyen TBMM’ye kendilerini hapsettiler.
Önce Muharrem İnce: Kaybetti, elbette kaybedecekti, ama en azından, “oyumu çaldıkları için kaybettim” diyecekti; ağzına yumruk tıktılar ve bir taşla iki kuş vurdular. Yenilgiyi kabullendi ve “apolet sökmenin” ne demek olduğunu öğrendi. Bunlar Türk siyasetinde sıradan vakalardır; Ali Fuat Başgil de C.Başkanlığına aday olmak istemiş, fakat vazgeçmişti.