yalcin yusufoglu 5Diyarbakır’da öğretmen bir ailenin çocuğu olarak doğdu, ilk ve ortaokuldan sonra lise öğrenimine İstanbul’da başladı, burslu olarak bir yılını ABD’de sürdürdü. Türkiye’nin sosyal ve kültürel çeşitliliğini kavrayan, sınıfsal ve etnik eşitsizlikleri gören ve karşısında duran bir genç olarak yetişti. İstanbul’da jeofizik okurken araştırmaya ve siyasete ilgisi onu Cağaloğlu’nun yayıncı çevresinde eski TKP’li komünistlerle buluşturmuş, 1964’te TİP üyesi olmuştu.

Aynı yıl mesleğine Ankara’da Elektrik İşleri Etüt İdaresi’nde başladı, Türkiye’de baraj, santral, büyük fabrika inşaatlarında saha jeofiziğini uygulayan ilk mühendislerden oldu; teorik ve pratik mesleki konularda yazdı ve tercümeler yaptı. Fırat nehrinde Atatürk, Manavgat çayında Oymapınar, Seyhan-Ceyhan nehirlerinde Kavşak, Yeşilırmak’ta Hasan Uğurlu, Kızılırmak’ta Yamula barajlarının ve santrallerinin ve Aliağa Rafinerisi’nin zemin etütlerinde ve sahada çalıştı.

TİP’i zaafa düşüren hiçbir hizbe katılmadı, 1967’de asistanlığa başladığı Hacettepe Üniversitesi’nde akademisyen ve çalışanlar arasında TİP’i güçlendirmeye devam etti, 1969’da TİP çevresinde gazete çıkaran ve mitingler yapan İşçi Birliği Derneği’nin sekreteri oldu. Ankara’nın siyasetçi, edebiyatçı ve gazeteci çevreleriyle tanıştı, ilk Marksist yazıları Ant ve Emek dergilerinde ve Yenigün gazetesinde yayınlandı. TİP’in gerçek bir sosyalist partiye dönüşmesini amaçlayan partililerle birlikte, 1969 Şubat’ında Kanlı Pazar’da, 1970 Haziran’ında 15-16 Haziran’da eylemlerin içindeydi. O sırada filizlenen demokratik Kürt hareketini destekledi, Ankara DDKO’da Marksizm ve sosyalizm dersleri verdi.

1969’dan itibaren TİP’li arkadaşlarıyla oluşturduğu çalışma grubu, Türkiye’de işçi sınıfı hareketinin sorunlarına ışık tutan teorik incelemeler, ekonomik ve sosyal tahliller hazırladı. 1970 Kasım’ında Emek hizbinin yönetimi ele geçirmesiyle TİP’ten ümidini kesmişti, “Sosyalist Parti için Teori ve Pratik Birliği” dergisinin hazırlıklarına girişti. TİP’ten ayrılmadan önce 1970 Aralığında TİP ilçe kongresine sunduğu tebliğ, “Millî Demokratik Devrim” ve “Sosyalist Devrim” dışında Türkiye koşullarının Demokratik Halk Devrimi’ni gerektirdiğini vurguluyordu.

Yalçın Yusufoğlu, 1971 Nisan’ına kadar bir yandan aylık Sosyalist Parti dergisini çıkarırken bir yandan da −aniden hastalanan Hikmet Kıvılcımlı’nın talebi ve Vedat Türkali’nin tavsiyesiyle− Sosyalist Gazetesi’nin yayınlanmasına yardımcı oldu. Kıvılcımlı’nın görüşleri TİP içinde ve dışında arayışa yönelen sosyalist ve devrimci çevreleri etkilerken, Sosyalist Parti grubunun Türkiye tahlili ve partileşme girişimiyle de örtüşüyordu. Yalçın Yusufoğlu’nun bu iki yayın çevresinde toplanan sosyalistler arasında 12 Mart koşullarında ördüğü işbirliği, 1972 başından itibaren TİP kökenli işçilerin ve TKHP-C’den ve THKO’dan uzaklaşan gençlerin de katıldığı bir mücadele birliğine dönüştü.

1974 Haziranında Türkiye Sosyalist İşçi Partisi’nin kurucuları arasındaydı ve genel sekreter olarak görevlendirildi. Parti görevinin gereği gördüğü için Kitle gazetesinin sorumlu yazı işleri müdürlüğünü de üstlendi, yazıları ve konuşmaları nedeniyle 1975’te tutuklandı ve bir yıl hapis yattı. TSİP’e sadece teorik ve pratik birikimiyle değil, kolektif liderliğe açık kişiliğiyle, her eyleme yetişen bitmez enerjisiyle hizmet etti. TSİP içinde çok sesliliği ve sosyalist hareketin birliğinde TSİP için geçiş partisi misyonunu savundu.

Başta Kemalizm ve Kürt sorunu olmak Türkiye’nin temel konularını araştırdı, İlke, Kitle ve Gerçek dergilerinde çıkan yazılarıyla sosyalizm ve demokrasi mücadelesine çözümler sundu. TSİP’in merkezi politikalarının geliştirilmesinde düşünceleriyle, seçimler ve diğer siyasi hakları kullanarak, yasal sınırları aşarak halka ulaştırdığı eylemlerin gerçekleştirilmesinde fiili varlığıyla, sosyalizmin halk nezdinde meşrulaştırılmasında aktif katkılarda bulundu.

12 Eylül’de tüm siyasi parti faaliyetleri yasaklandığı halde, Yalçın Yusufoğlu, kapalı çalışmaya geçen TSİP’deki görevini ve cuntaya karşı mücadelesini yurtiçinde ve yurtdışında sürdürdü. 1980’e kadar hakkında istenen ceza 150 yılı aşmış, 12 Eylül mahkemelerinin eklediği 25 yılla birlikte Askerî Yargıtayda kesinleşmişti. TSİP merkez komitesinin aldığı kararla, 1982’de yurtdışına gönderildi ve partinin genel sekreteri olarak siyasi bürodaki görevlerini sürdürdü. 1984’de Türkiye’ye dönerek bir yıl partinin yurtiçi çalışmalarına katıldı, sonra tekrar yurt dışına çıktı. TSİP’in 1984’de Düşün’le başlattığı, daha sonra Görüş’le devam eden yasallaşma adımlarına ve dergi çevresinde oluşturduğu birlik girişimlerine yazılarıyla destek oldu.

Sovyetlerin çöküşü tüm dünyayı olumsuz etkilerken, Türkiye’de de şaşkınlığa ve sosyalizmden uzaklaşmaya yol açmıştı. Yalçın Yusufoğlu, sosyalizmin kapitalizm karşısındaki bu yenilgisinin geçici olduğunu ama bunun ortaya çıkmasının uzun yıllar alacağını düşünüyordu. Marksistlerin ve en geniş sol çevrelerin birliği görevini daha çok ön plana çıkardı, 1987’de kendi başına parti kuruluşuna girişen TBKP’nin birliğe kazanılmasında ısrarcı oldu. 1990’da, TSİP ve TBKP birleşme mutabakatı kesinleşip TSİP kendisini feshettiğinde, Yalçın Yusufoğlu da Sosyalist Birlik Partisi’ne katılan TSİP’liler arasındaydı ve partinin yönetiminde gençlerin yer almasını istedi.

TCK’nın 141 ve 142. maddelerinin kaldırılmasından sonra, 1993’e kadar zorunlu olarak yaşadığı Fransa ve Almanya’dan yurda döndü. SBP’den sonra 1994’de Birleşik Sosyalist Parti, 1996’da Özgürlük ve Dayanışma Partisi, 2011’den itibaren de Halkların Demokratik Kongresi ve Halkların Demokratik Partisi süreçlerine de katıldı ve HDP Danışma Meclisi’nde yer aldı.

Yalçın Yusufoğlu hayatı boyunca araştırmaktan ve bildiklerini paylaşmaktan geri durmadı, dünyadaki dönüşümleri izledi, yorumladı ve yazılarını birçok internet gazetesinde ve 2000’den itibaren Kızılcık dergisinde yayınladı.

15-16 Haziran ruhu onu hep diri tuttu, sağlığı elverdiği sürece 1 Mayıs’ın tekrar yasallaştığı meydanlarda, 2013’te Gezi’de, 2014’te Diyarbakır’da Habur gösterilerinde milyonların arasındaydı.

Kalabalıklara dikkatli bakın, gülümsemesinde ümidi, haykırışında öfkeyi taşıyan, mütevazı Yalçın Ağabey’i orada hep göreceksiniz.

Kitapları:

Küreselleşme ve Emperyalizm; Etnik Arındırma Politikaları: Tehcir, Tedip, Tenkil; Musa’dan Maradona’ya Kültürün Küreselleşmesi; Sacco ve Vanzetti; Selimiye; Sinemanın Dünü.

Çevirileri:

Kızıl Kitap, Mao; Gençlik Üzerine Yazılar, Lenin; Marksçı-Leninci Sosyalist Devrim Öğretisi, Ronaldo Munck; Marx@2000,  Geç Marksist Perspektifler, Ronaldo Munck.

Yazıları:

Çeşitli dergi ve gazetelerde yüzlerce siyasi, sosyal, tarihi ve kültürel araştırma, yorum, deneme ve makalesi yayınlanmıştır.

Arşivi:

Siyaset ve edebiyatla ilgili çok sayıda mektubu, elektronik yazışmaları ve “Hayvanları seveceksin” adlı bir kitabı yayınlanmayı beklemektedir.

* Kızılcık’ın notu: Yalçın Yusufoğlu’nun ölümünün ikinci yıldönümünde gazetelerde çıkan ilan metninde yer alan bilgilerin daha geniş bir halini bu yazıda bulabilirsiniz.