1960’lı yıllar Türkiye işçi hareketinin yükselişe geçtiği bir dönemdi. 31 Aralık 1961’de Türk-İş’in sendikal haklar için düzenlediği Saraçhane mitingi işçilerin on binler halinde meydanlara çıktığı önemli bir işçi olayıydı.
1962’deki ünlü Kavel grevi işçi sınıfı tarihimizdeki bir başka değerli direniştir. Hasan Hüseyin Korkmazgil’in bir şiirine ve kitabına ad olan Kavel, haklar yasada tanınmadan önce işçiler tarafından fiilen gerçekleştirildiği işyeriydi (hukuk diliyle bir ihkak-ı hak idi.)
İsmet İnönü’nün koalisyon hükümeti tarafından Temmuz 1963’te iş mevzuatını düzenleyen 274-275 sayılı yasalar çıkarıldığında Çalışma Bakanı Bülent Ecevit’ti.
1960’lardaki diğer önemli bir direniş Kozlu’daki kömür işçilerinin jandarma kurşunuyla iki ölü verdikleri direnişleriydi: Satılmış Tepe ve Mehmet Çavdar sınıf tarihine geçtiler, onların cenaze törenlerini siyah-beyaz görüntüleyen gazeteci ise yılın fotoğrafçısı seçildi.
İşçi hareketinin gelişmesi Türk-İş’in tutucu kabuğunu çatlattı. 13 Şubat 1967’de Türk-İş’ten ayrılan yedi sendika tarafından- Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu kuruldu ve hızla gelişti.
1968-1970 arasında Singer, Sungurlar, Gamak, Haymak grev ve direnişleri, Türk Demir Döküm işgali o eylemler arasında öne çıkanlardı. Bu gelişmeler burjuvaziyi ürküttü ve iktidar partisi AP ile ana muhalefet partisi CHP (Süleyman Demirel ile İsmet İnönü ve bizzat iş yasalarının altında imzası bulunan Bülent Ecevit) el ele vererek 274-75 sayılı yasaları geriye doğru değiştirdiler, sendika seçme, değiştirme özgürlüğünü kısıtladılar. Asıl amaç Türk-İş’ten DİSK’e işçi akışını engellemekti. 15 Haziran sabahı işçi eylemi dört koldan İstanbul’a doğru yürümekle başladı. Hareketi başlatanlar Maden İş, Lastik İş ve Kimya İş mensuplarıydı. Kartal’dan Singer işçileri Ankara asfaltında yürürlerken, Soğanlı’da Haymak, Göztepe kavşağında Otosan ve DMO işçileri onlara katıldılar. Diğer yürüyüş kolu Derby işçileriyle Londra Asfaltı’nda başladı. Bakırköy’de Emayetaş’la genişleyen kol Topkapı’dan Sağmalcılar’a yöneldi, eylemciler T. Demir Döküm, Elektrometal ve Sungurlar işçileriyle Eyüp’e geldiler. Üçüncü yürüyüş kolu Beykoz-Paşabahçe ile Üsküdar arasındaydı.
Ertesi gün, Topkapı dışından değişik kollardan gelen işçiler birleşerek Vilayet’e ve Eminönü’ne yöneldiler. Vali köprüleri açtırdı. Levent yönünden gelen Tekfen, Eczacıbaşı, Philips, Roche, Arı Bisküvi ve başka fabrika işçileri de kente yürüdüler. Gebze ve Kartal’dan gelenler Bağdat Caddesi üzerinden Kadıköy kaymakamlığı önüne ulaştılar. Beykoz-Üsküdar hattı da tekrar kuruldu, ayrıca Kağıthane-Beyoğlu arasında da bir başka yürüyüş kolu oluştu.
Eylemlerde Singer, T. Demir Döküm, Arçelik, Sungurlar, Profilo, Rabak, Gamak, Haymak , Philips, Uzel Traktör, AEG-Eti. Magirus, Gislaved, Derby, Magirus, Türk Kablo, Grundig, EAS Akü, Auer, DMO, Aksan, Emayetaş, Hoover, Aygaz, Türkeli, Elektrometal, Roche, Arı Bisküvi vb. gibi zamanın önemli sanayi kuruluşlarından 75.000 işçi vardı. Daha da ilginci, eylemleri DİSK işçileri başlattığı halde, Türk-İş üyesi işçilerin de harekete katılmalarıydı.
İlk gün hükümet sıkıyönetim ilan etti. Yer yer işçilerin üzerine asker sürdü. Kadıköy’deki çatışmalarda iki işçi, bir polis, bir de esnaf öldü. Yüzlerce işçi tutuklandı. Onların çoğu fabrikalarında işçi liderleriydi. DİSK yöneticileri ve işçi eylemciler Selimiye’de Sıkıyönetim Mahkemesi’ne çıkarıldılar. İşverenler bu tutuklamaları fırsat bilerek işe gelmedikleri gerekçesiyle işçi liderlerinin işlerine son verdiler. Oluşturdukları kara listeler tüm fabrikaların personel servislerine kılavuz oldu, adları yazılı işçiler iş bulamadılar, 12 Mart 1971’de gelen askeri rejim bu terörü kalıcılaştırınca, o işçi liderlerinin kimisi köyüne, kasabasına döndü, kimisi köfteci, işportacı oldu. Ama, 12 Mart içinde yeni işçi liderleri hızla yetişmeye başladı, üstelik yenilerinin çoğu sosyalistti.
16 Haziran’da Ankara Sanayi çarşısında Ankara’lı sendikalar da yürüyüş düzenlediler. Birçok kişi gözaltına alındı. 15 Haziran akşamı CHP organı Ulus gazetesi çalışanları işyerini işgal ederek, ertesi günkü sayıyı kendileri çıkaracaklarını söylediler. CHP genel sekreteri Ecevit’le yapılan pazarlık sonucunda istedikleri bir bildiriyi sayfadan yayınlamak kaydıyla, uzlaşmaya vardılar.
Ve en önemlisi, CHP genel sekreteri Ecevit özeleştiri yaptı. CHP bizzat kendisinin işbirliğiyle geçen yasa değişikliğinin iptali için İnönü ve Ecevit’ in imzasıyla Anayasa Mahkemesi’ne dâva açarak, TİP’in açtığı iptal dâvasına katılmış oldu. Anayasa Mahkemesi, dâvayı savsaklamadan, başvuruları karara bağlayacak ve parlamentonun yaptığı yasa değişikliklerini iptal edecekti.
***
İşçi hareketinin yavaş seyrettiği, grev, direniş ya da diğer sendikal eylemlerin, işçilerden çok, memurlarca yapıldığı günümüz Türkiye’sinde (ve sendikal hareketin tüm dünyada işverenlerin ve devletlerin ağır saldırısı altında bulunduğu şimdiki koşullarda) 15-16 Haziran eylemini anmak daha fazla önem kazanmıştır. Çünkü, küresel kapitalizme karşı mücadele sınıf mücadelesi olmaksızın −yani işçisiz− başarıya ulaşamaz. Dünya işçilerinin her ülkedeki müfrezeleri ulusal çapta kendi burjuvazilerine ve tek tek işyerlerinde işverenlere karşı sınıf mücadelesi vermedikçe liberalizmin ne yenisi, ne eskisi geriletilebilir, ne de küresel saldırı geri püskürtülebilir.
Kızılcık, sayı 20 (Mart/Nisan 2004).

Siyaset
Ekonomi
Dünya
Kültür-Anma