Savaş başladı. Emperyalist sistem ekonomik ve siyasi açıdan dışladığı öteki dünyaya topyekun saldırıya geçiyor. Bu savaş, tanımı değişik bir savaş. Çelişkisini kendi içinde taşıyor. Adeta ABD’nin kendisine karşı –daha düne kadar bir çok yerde ve Afganistan’da, bugün de Balkanlar’da, Çeçenistan’da yaptıklarına ve şimdi yine Afganistan’da yapacaklarına karşı–ilan ettiği bir savaş. Bu çelişki işin özünü ele veriyor: “Amerika’nın teröre karşı savaşı”, “tek kutuplu dünya”da kapitalist hegemonyanın şiddet ve terör eksenli gerçekliğinin resmiyete dökülmesidir. Yoksul-zengin, Güney-Kuzey, ezen-ezilen kutuplaşması biçimine bürünmüş sınıf mücadelesinin dünya çapındaki yeni platformu olarak görülmelidir.
Dünya Bankası Başkanı Wolfensohn, ABD’nin tüm dünyayı operasyon alanı ilan etmesi nedeniyle durgunluğa toslayacak ekonomilerin 10 milyondan fazla insanı açlıktan öldüreceğini tahmin ediyor. Yoksul ülkelerin fakirleşmesi bu savaş nedeniyle daha da artacak ve gelişmiş kapitalist ülkelerde de büyüme duracak. Pahası, ABD de dahil olmak üzere, gelişmiş ülkelerin çalışanlarına ödettirilecek. İktisat bilimi böyle söylüyor, 11 Eylül’den beri tırmanan ciddi ekonomik sorunlar bunu doğruluyor. (Yalnız ABD’de son bir ay içinde 200 bine yakın işçinin işine son verildi.)
Bu savaş, ABD’nin kaba ve zorba gücünü tartışılmaz kılmak için başlatıldı. Öyle de sürecek. Bu gücün etki alanından yararlanan ülkelerin sermaye sınıfları buna katılırlar, çünkü düzenlerinin garantisi budur; ama burada dünyanın ve Türkiye’nin emekçilerinin işi nedir? Türkiye burada ne arıyor..? İncirlik’ten kalkan Amerikan uçakları nereleri vuracak? Bombalar, füzeler kimleri öldürecek? Türk askeri yurt dışında kimlerle, ne için savaşacak? Türkiye’nin komşularıyla ilişkilerini –kısa/orta/uzun vaade çıkarlarını yani– NATO “sorumlulukları”na kraldan çok kralcı tavırlarla feda etme siyaseti bu gidişle nereye varacak?
İsmail Cem, Türkiye’nin yeniden “cephe ülkesi” durumuna geldiğini söylüyor. Ağzından çıkanı kulağı işitmeden ekliyor da: “Ulusal çıkarlarımızı öne alamayız, terör gelir, bizi de vurur”!
Acayip bir söylem. Hezeyan gibi!
Başımızdakilerin ülkeyi ve insanlarını nasıl bir maceraya sürüklemekte olduklarının göstergesi.
***
Kızılcık’ın yaz tatili bu defa uzun sürdü.
Affola...

Siyaset
Ekonomi
Dünya
Kültür-Anma