Kargoyla bir an önce gelmesini beklediğim Orhan Aydın’ın yeni kitabı “Çantalı” birkaç gün önce elime ulaştı. Geçen yıl da “Necip Bey!”i göndermişti, sağ olsun.
Her iki kitabı da okuma planımı bozarak listenin en başına aldım ve keyifle okudum.
“Necip Bey!”le ilgili bugüne değin yazamadım. Bir başka şehre taşınma, yeni taşındığımız yerdeki inşaat işleri çok zamanımı aldı. Kitaplarımın bir kısmı halen paketlerde kızımın evinde, yeni evimizdeki kitaplığın tamamlanıp yerleştirilmesini bekliyor. “Necip Bey!” de öyle. Kitap yanımda olmayınca ona dair bir şeyler yazmak istemedim ama “Çantalı” hakkında yazarken ondan da söz etmem gerektiğini düşündüm.
Orhan Aydın kitaplarının her ikisinde de kendisini anlatmış sanki. Kitaba adını veren Necip Bey, Orhan Aydın’ın babası olsa gerek! Anlatılan, sosyoekonomik düzeyi Türkiye toplumunun ortalamasının epeyce üstünde bir ailenin ikinci çocuğunun öyküsü. Özellikle de çocukla babanın ilişkisi. Babanın aile bireylerinin yaşamındaki belirleyici rolü.
Uzun yıllar bir vakıf bünyesinde, baba-çocuk ilişkisini ele alan bir programda gönüllü olarak çalıştım. Bu çalışmalarda birilerine herhangi bir yararım oldu mu bilemiyorum ancak şundan çok eminim ki bu süreç benim için çok öğreticiydi. Bu sayede, özellikle babanın çocuk gelişimindeki rolü konusunda oldukça iyi bir birikim ve deneyim kazandığımı düşünüyorum. “Necip Bey!”i okurken o çalışmalarımı anımsadım. Zihnim beni alıp hep o eğitimlere götürdü…
Orhan Aydın müthiş bir gözlemci. Etrafındaki kişileri, nesneleri, olayları o denli iyi gözlemliyor ki gözünden hiçbir şey kaçmıyor! Her şeyi yakalıyor. Sadece gözlemlemekle yetinmiyor, olaylar, insan davranışları ve nesneler arasındaki var olan ilişkileri çözümleyip okuyucularına en sade şekilde, duru bir dille anlatıyor. Okuyucu, okudukça okuma iştahı artıyor, farkında olmadan bilgi dağarcığına her seferinde yeni bir şeyler ekliyor.
“Necip Bey!”i tamamladığımda “Kendisine insan ilişkilerini dert edinen herkesin bu kitabı mutlaka okuması gerekir.” diye düşündüm. İnsanlar “Necip Bey!”i okuyarak babanın, özellikle çocuklarının gelişimleri üzerindeki etkilerini çok daha iyi anlayabileceklerini düşünüyorum. Söylemek istediğim “Bir kitap okudum, hayatım değişti.” şeklinde bir yaklaşım değil elbette. Orhan Aydın, babanın çocuğu üzerindeki etkisini, babanın rolünü oynarken ki doğallığını öyle anlaşılır hale getirmiş ki tadına doyum olmuyor. Ailedeki diğer bireylerin ilişkileri, tutumları, birbirlerine hitap şekilleri, okuyucuya bu ailenin sosyoekonomik düzeyi hakkında oldukça doyurucu bir kaynak oluşturuyor. Tabii kitap ilerledikçe öykünün kahramanı da büyüyor, gelişiyor. Bu süreçte ekonomik ve kültürel düzeyi ne olursa olsun her bireyin toplumsal rollerine uygun davranma konusunda ne kadar muhafazakâr davranabildiğini gözlemleyebiliyoruz. Bu muhafazakârlığın etkilerinin yaratmış olduğu olumlu veya olumsuz sonuçları da “Necip Bey”de fark edebiliyorsunuz.
“Çantalı”da Orhan Aydın muhtemelen kendi annesini anlatırken okuyucuya birçok mesaj veriyor. Engin kültür hazinesinden her bölümde farklı bir şeyler tattırıyor. Bir bakıyorsunuz Kafka’nın bilmediğiniz dünyasında geziniyorsunuz. Başka bir bölümde felsefenin derin sularında keyifli bir yolculukta buluyorsunuz kendinizi hem de sırılsıklam. Bir başka zamanda Alzheimer hastalığı hakkında ayrıntılı bilgiler ediniyorsunuz. Eğer “varoluş” ile “ölüm” hakkında farklı şeyler duymak isterseniz kitapta ilerlemeniz yeterli. “Korku” üzerine yazılanları dikkatle okurken muhtemelen sizin için yeni bir kavramla karşılaşacaksınız: Andorra sendromu. Sanat konusundan söz etmeden geçilir mi? Hem de nasıl bir tutarlılıkla…
“Çantalı” eski bir komünist. Çok iyi tanıdığımız Ermeni bir marangoz. Piyano tamircisi ve akortçusu. Tabii çok şey biliyor: derya, deniz…
“Çantalı” okuyucuya savaşın acılarını duyumsatıyor birkaç kahramanın yaşamı üzerinden. “Ötekiler”in yaşadıklarını da unutmamış bu arada. Kahramanı komünist bir Ermeni olan (çok tanıdık!) öyküden başka ne beklenir!
Orhan Aydın her iki kitabıyla yine çok şey anlatmış okurlarına. Anlattıkları hem çok hem de okur için önem taşıyan nitelikte. Böyle olduğunu düşünmüş olacak ki her şeyi çok sadeleştirmiş. Bu kadar çok şeyi, bu denli anlaşılır kılmak her babayiğidin harcı değil.
Orhan Aydın’ın anlattıklarını anlamanız için sadece okumanız yeterli. Gerisi geliyor: Keyifli ve düşündürücü bir yolculuk…
Eline, emeğine, aklına sağlık Orhan Aydın. Yeni kitaplarını bekliyoruz.
Sağlıkla kal.
9 Kasım 2023.