sanatsevenler 1ÇEBİ’YE AĞIT

Ağabey, yoldaş gibi,
Kalbimizin sahibi.
Terk etti gitti bizi
Hüseyin Hasançebi.

Bir ırmak gibi aktın,
Yüreğimizi yaktın.
Sevgili Çebi bizi
Niçin öksüz bıraktın?

Zarif, şakacı, hoştun,
Devrim denince coştun.
Bizi öksüz kodun da
Zekiye’ye mi koştun?

Bakmazdın yaşa, başa,
Değer verdin yoldaşa.
Selamımızı götür
Yalçın’a ve Tektaş’a.

İşler çok karışınca,
Sınırları aşınca,
Kime başvuracağız
Başımız sıkışınca.

Üzülüp yanacağız,
Hep varsın sanacağız.
Hiç ayrılmamış gibi
Seni hep anacağız.

Sanatsevenler/KADIKÖY, 15 Mayıs 2021.

***

MERHABA DÜNYA, ELVEDA KÂİNAT DİYEREK SONSUZLUĞA GİDEN ÇEBİ’YE...

Siyasal analizlerinin kimilerine katılmasam da önce ÖDP’de sonra Sol Cafe’de son olarak da Barış Manço Cafe’de alabildiğine tartışsak da ömrünü bu topraklardaki devrimci sosyalist mücadeleye adayan Çebi için söylenecek yegâne söz şudur: En güzel dünyanın, bizim dünyamızın neferiydi...

Yaşar Uzunlar, 13 Mayıs 2021.

***

ÇEBİ

Bu yazı klasik bir anma yazısı değildir.

Amacım yıllar sonra sosyalist geçmişi araştıran gençlerin bu yazıyı okuyarak Hüseyin Hasançebi’yi tanımaları onun yazılarını okumaları ve özümsemeleridir.

Merhaba Çebi,

Türkiye’de de dünya komünist hareketinin bir parçası olan partiler, gruplar, çevreler vb.’den oluşan birçok politik merkez bulunmaktadır.

Sınıf iktidarını kurmak isteyen bu öznelerin birçoğu ideolojik olarak iradeci bir özelliğe sahiptir. Bu özelliğe, birçok etki ile beraber, örgüt şovenizmi ve kariyerizm faktörleri de eklenince ortaya çıkan tablo sonucu insanda bambaşka bir kişilik özelliğini ortaya çıkarır.

Örgütlerimiz iç işleyişinde “ÖRGÜTLÜ ÖZGÜRLÜK” tanımının karşılığını bulmak son derece zordur. Örgütler eleştirel bakabilen özne yerine örgüt/özne bağlılığını kabullenen kişileri değerli bulurlar. Böyle anlayışlarla iktidarı alan politik örgütün kurmaya çalıştığı toplumun ne kendisi ne de insanı sosyalist olabilir diye düşünüyorum.

Bu anlattıklarım kişilerin örgütlü mücadelede hem örgütlü olup hem de kendi bildiğine göre hareket etmesi anlamına gelmemelidir.

Hangi yapı olursa olsun; Örgüt “insanı özgürleştirerek”  mücadeleye katan bir yapı olmadır.

Çebi, bu yazdıklarıma ne diyorsun?

……...

Çebi’nin bu ve buna benzer BİRÇOK KONUDA, değerlendirmesini ve önerilerini, dinlemek için saatlerce konuşurduk. Bütün konuşmalarımızda son noktayı o koyardı.

Bazı konularda aynı şeyleri düşünmediğimiz zaman bizlere “farklılığımızın zenginliğini” ortaya koymak amacıyla tarihinin deneyim ve birikimlerini anlatarak yol gösterici çözümler önerirdi.

Çebi’nin bütün sözleri sınıfsız ve sömürüsüz bir dünyaya ulaşmak için bu gün yapılması gerekenleri ayrıntılarıyla ortaya koyan ve güncel sorunlara cevap niteliği taşırdı.

Çebi kadar kendisini her konuda özgürleştirmiş içten, samimi ve yoldaşlığın ne olduğunu gösteren bir insan tanımadım.

Kendisi ile sohbet etmek sorularına cevap bulmak, ondan bir şeyler öğrenmek isteyen kişileri sabırla saatlerce dinlerdi.

Çebi, örnek alınması gereken devrimci komünist bir derviştir.

SENİ ÇOK ÖZLEYECEĞİZ.

Kaya Eker, 14 Mayıs 2021.

***

NEREDE İHTİYAR?

Trabzon’da kapı komşum Mehmet Durmuş’tan (Proleter Mehmet) edindiğim Gerçek gazetelerinden Hüseyin Hasançebi’nin adını bellemiştim ama kendisi ile 2008 yılında tanışma şansım olabilmişti.

2008 yılı Kasım ayı idi. Mehmet abi Trabzon’dan gelmiş, birlikte olduğumuz ikinci akşam bir süre Üsküdar’da kalacağını söylemişti. Ertesi sabah ayrılırken de “akşama sen de gel, bizim ihtiyarla tanıştırayım” dedi. Önceden Hüseyin abiyi telefonla her arayışında “nasılsın ehtiyar” diye hitap etmesinden Hasançebi kafamda ileri yaşta birisi olarak canlanıyordu.

Gün içinde telefonla yazdırdığı Kuzguncuk’taki adrese gittim. Vardığımda sokağın başında bahçe içinde bir evin kapısında bekliyordu Mehmet abi. ”Yaşar Miraç’ın evi burası, kendisi yok” dedi. Yaşar Hoca bir süreliğine yurtdışına çıkmış, giderken de evi ikametine bırakmış. İçeri girdiğimizde sakin ve şirin bu evin bahçesinde bir köşede bulunan mangalın başında birlikte tirsi balıklı çilingir sofrasını hazırlamaya koyulduk. Onunla Trabzon’daki benzer çilingir sofralarının nostaljisini yaşamaya başladık. Ayaküstü bir süre bekleyişten sonra önde Tektaş Ağaoğlu arkada Hüseyin Hasançebi bahçe kapısından içeri girdiler ve böylece ilk tanışmam Tektaş Ağaoğlu hediyeli olmuştu.

Sohbet ilerledikçe kendime daha bir destur verir oldum. Bir taraftan Ağaoğlu’nu dinlerken gözüm Hüseyin abiye sonra da Durmuş’a kayıyor ve kendisine “İhtiyar nerede, sadece Tektaş’ın dizlerindeki ağrılar handikap, yoksa her ikisinin de elinde çekiç, malzeme arıyorlar çakmak için.” diye içimden geçirdiğimi anlayınca bıyık altı bana gülüyordu.

Mehmet Durmuş erken bıraktı, ama Hüseyin Hasançebi’nin daha on yıl elinden çekiç düştüğünü görmedim.

Mustafa Hacısalihoğlu, 16 Mayıs 2021.