HüseyinHasancebiTSİP’in “Feylesofu” da gitti! Tektaş abinin bu yakıştırması çok yakışmıştı kendisine... Geride muazzam bir müktesebat bıraktı; ama hiç “ağırlık” bırakmadı. Zekiye’nin hasretine daha fazla dayanamadı işte! Çok belli... Onu yaşatmayan “fani dünya” değildi! “Kızılcık” şerbeti içtiğini zannediyorduk. Ölümü çoktan kabullenmiş bir iradenin kendinde şekil bulmuş haliymiş meğer. Hayatı sevmediği söylenemezdi elbette. Ama yeteri kadar alan sağlamaktan da kaçındı hayata... Acelesi vardı anlaşılan. İlkbaharın neler yaptığını görmek üzere kısa bir kiraz bahçesi gezintisini bile reddetti. “Dünyası” Zekiye idi; bilirdik. “Dünyası”nı tercih etti! Ama her tercih bir “ayrılık”tır da aynı zamanda... Bütün ömrünü adadığı ve her yaprak kımıldamasını ona atfettiği, büyük bir heyecanla ona yorduğu Devrimi ise “veda ettiği” yoldaşlarına ısmarladı..!

Şimdi artık bir kez daha, ne kadar eksildiğimizi düşünebilir... bencillik edip kendimize merhamet duyabilir, acıyabiliriz...