Savitskiy Kesis detayYalçın Yusufoğlu 1 Şubat 2019’da, 77 yaşında aramızdan ayrıldı. Kalp/damar rahatsızlıkları siyasi mülteci olarak yurt dışında yaşarken başlamıştı. İlk ciddi krizini Paris’te bir apartmanın 4. katında geçirmişti. Yalnız yaşıyordu. Rahatsızlık hissedince, telefonla ambulans çağırıp bir hastanede tedavi olmuş ve o badireyi atlatmıştı. Olayı geç de olsa, orada yaşayan ortak bir arkadaşımızdan öğrenmiştim.

Daha sonra Berlin’de ve İstanbul’da bu sıkıntıları devam etmişti. Artan sağlık sorunlarına 1 Şubat 2019’a kadar direnebilmiş ve o gün hayata veda etmişti.

1975’den ölümüne kadar, yaklaşık 44 yıl sürmüş olan bir arkadaşlığımız oldu. Kendisiyle Beyoğlu’nun ara sokaklarında bulunan, TSİP’in parti merkezinde tanışmıştık. Bu tarihten sonra Taksim, Teşvikiye, Kadıköy, Eskişehir, Ankara, Düsseldorf, Duisburg, Paris, Berlin gibi çok farklı yerlerde görüşmelerimiz oldu.

Bu görüşmeler çoğu zaman saatler boyu sürerdi. Konuları tüketemezdik. Daha sonraki buluşmamızda kaldığımız yerden devam ederdik. Sayamayacağım kadar çok hatırası vardır ve elbette eksikliğini fazlasıyla hissettiğim biridir Yalçın Yusufoğlu.

Sağlığında siyasi yaklaşımlarını ve olaylara bakışını sosyalistler yakından takip eder ve bilirdi. Siyasi görüşlerini gençlik yıllarından başlayarak, olağanüstü bir enerjiyle yazıya dökmüştür.  İstenirse, bugün de bu metinlere ulaşmak mümkün.

Burada ise ben, onun pek fazla bilinmeyen ve siyaset dışında kalmış olan bir ilgi alanına vurgu yapmak istiyorum. İzlenimlerime göre, Yalçın siyaset cephesinde harcadığı zamandan daha fazlasını edebiyat dünyasının gizemli ve büyülü yanlarını anlamak için kullanmıştı. Bazı okuma notlarını, kitap yorumlarını bana daktilo eder gönderirdi. Bu metinleri sonraları e-posta olarak yazmaya başlamıştı. Çoğu yayınlanmamıştır. Ölüm yıldönümü vesilesiyle onun bu notlarından bazılarını paylaşmak istiyorum.

Seçtiğim metin Yalçın’ın Dostoyevski’nin ‘Karamazov Kardeşler’ üzerine notlarından alıntılardır:

… Dostoyevski’nin romanlarındaki karakterlerinin −ister kibir, ister tevazu, ister iyilik, ister kötülük olsun…− aşırılıkları, hep rastlanan duygusal iniş-çıkışlardır. İnsan, coğrafyalara bağlı toplumların tabii ki çok ötesindedir; birey sınırların ötesinde evrenseldir. Böylece Dostoyevski’nin bireyleri de Rus olmanın dışında evrensel özelliklere sahiptir. Onlara diğer ünlü yazarların romanlarında da rastlayabilirsiniz, − Balzac/Stendhal/Cervantes/Kafka’nın eserlerinde olduğu gibi…−

Yapıtlarına yansıyan ana temalar, tüm yaşamı boyunca kendi kendine sorduğu sorulardır: Hayat nedir, insan nedir, hakikat nedir, tanrı nedir, sevgi nedir… v.s.

Tanrı ve insan ilişkisi sorusu onun için aynı zamanda bir ruhsallık sorusudur, ya da başka deyişle kendi iç dünyasında akıl ile ruhun çatışmasının sonucudur…

…İnanmak bir ruhi olaydır. Akla değgin fenomenler için inanç sözcüğünü kullanmak doğru değil. Akıl için olsa olsa bu bağlamda ‘ikna olmak’ sözcüğü uygun düşebilir. (Osmanlıcadaki mukni ile mümin arasındaki farkın önemi buradan çıkar.) Kişi çoğu zaman akıl ile inancın örtüştüğünü sanır, oysa akıl bir muhakeme, soru sorma, yanıt alma, mantıklı sonuçlar üretme vb. şeklinde zihinsel bir süreçtir. İnanç ise doğrudan ruhsallıkla, bireyin iç dünyasında akıldan bağımsız psikolojik süreçlerin konusudur.

…İnanmak insanın ruhunu tatmin eder, ikna olmuş bir kişi ise zihnen tatmin olmuştur. Verilerinin ve muhakemesinin doğru olup olmadığına pek de bakmaksızın akıl ikna olmuşsa, ona bağlantılı olarak ruhsallık da tatmin olur, yani manevi tatminkârlığa erişir.

…Dostoyevski öyle sıradan biri değildir, ruhen inanca ihtiyacı vardır, fakat sayısız itirazları ve soruları vardır yaratılış konusunda… Aklın sorularından kurtulamaz. Bu nedenle aklı ‘şeytan’ ilan eder. Onu kötülüğün anası ve sevgiye karşıt sayar.

…Dostoyevski’nin şu halde, hayatının ikilemi nedeniyle iki yanı vardır. Romanlarının sonuncusu olan ‘Karamazov Kardeşler’ de her ikisini de görürüz:

1- İnanan Dostoyevski; bu Alyoşa’dır.
2- Düşünen Dostoyevski; bu ise ‘Büyük Sorgulayıcı’ bölümünde sorduğu sorularla düşünen İvan’dır.

Dostoyevski’nin gönlü birincisinden, aklı ise ikincisinden yanadır. Kendisi Alyoşa olmak ister, ama ne denli yadsırsa yadsısın, içindeki çözümsüzlüğü ile İvan Karamazov’dur.

Eksikliğini hissettiğimiz, özlediğimiz Yalçın Yusufoğlu 1 Şubat 2019 günü göçüp gittiğinden beri onun benzersiz zengin iç dünyası ve renkli kişiliği kendisinden söz ettiriyorsa, bunun nedeninin yalnızca siyasi alandaki yetkinliğinin olmadığını anlatmak istedim. Onun hafızası, dikkati, iradesi, çalışkanlığı birçok kişiyi etkilemiştir. 150 yıl öncesinin Rusya’sında geçen olayları romanlaştıran Dostoyevski’yi bu kadar derinlemesine irdeleyebilmesinin bir nedeni olmalı elbette…