İspanyol Komünistlerinin La Pasionaria'sı
Faşist Frankistler 17 Temmuz 1936'da İspanya İç Savaşı'nı başlattığında, Cumhuriyetçilere yardım için dünyanın dört bir yanından gelen gönüllü Uluslararası Tugaylar, iki yıl sonra çeşitli politik nedenlerle geri dönerlerken, İKP liderlerinden Asturias milletvekili Dolores İbarruri, "La Pasionaria," 1 Kasım 1938'de Barcelona'da onlara seslendi. 20. Yüzyıl özgürlük mücadeleleri tarihine mal olan bu konuşmanın tam metnini aşağıda bulacaksınız.
Enternasyonal Tugaylar'ın kahramanlarına veda ederken, onların kim oldukları ve neyi temsil ettikleri açısından bir kaç söz etmek çok güç. Yurdumuzdan ayrılanlar için bir elem duygusu ve sonsuz bir keder insanın boğazına tıkanıyor, çünkü ülkelerinden taa buralara kadar geldiler, insanın kurtuluşunun en yüksek ideallerinin savaşçıları olarak tüm halkların zalimlerinin zulmüne uğradılar. Ülkemizde kalanlar için de yeisle doluyuz, zira onlar burada İspanya toprağına ve yüreğimizin en derinlerine ebedi şükran duygularımızla gömüldüler.
Bütün halklardan, bütün ırklardan kardeşlerimiz olarak, ölümsüz İspanya'nın evlatları olarak bizlere geldiniz, savaşın en çetin günlerinde, İspanya Cumhuriyeti'nin başkenti tehdit altındayken, siz Enternasyonal Tugaylar'a mensup yiğit yoldaşlar, kentin savunması için canla başla, tüm kahramanlığınız ve özverinizle çarpıştınız. Ve Jarama ile Guadalajara’da, Brunete ile Belchite'de. Levante ve Ebro'da cesaretin, özverinin, atılganlığın ölümsüz türkülerini söylediniz. Enternasyonal Tugay mensubu olmanın disiplinini ortaya koydunuz.
Bir ülkenin tehdit altındaki özgürlük ve bağımsızlığını −ülkemiz İspanya'nın özgürlük ve bağımsızlığını− korumak için Enternasyonal Tugaylar'ın teşkil edilmesi, tüm görkemi içinde, halkların mücadele tarihinde olağanüstü, nefes kesici bir olaydır.
Komünistler, Sosyalistler, Anarşistler, Cumhuriyetçiler −farklı farklı renklerden, ayrı ideolojilerden ve karşıt dinlerden insanlar− derin bir özgürlük ve adalet sevgisinde birleşerek geldiler ve kendilerini kayıtsız şartsız bize sundular.
Bize her şeylerini verdiler. Gençliklerini, olgunluklarını, bilimlerini, tecrübelerini, kanlarını ve canlarını, umutlarını ve beklentilerini verdiler ve karşılığında bizden hiç bir şey istemediler. Hayır, hayır, bizden tek bir şey talep ettiler: Savaşta kendilerine bir yer istediler, bizim için ölmenin onurunu beklediler.
İspanya bayrakları! Bu sayısız kahramanları selamlayın! Sayısız şehitlerin önünde saygıyla eğilin!
Anneler! Kadınlar! Yıllar geçip de, savaşın yaraları sarıldığında, acılı ve kanlı günler özgürlüğün, barışın ve refahın içinde yitip gittiğinde, kin sona erip, özgür bir ülkede insanlık onuru bütün İspanya’lılar tarafından eşit olarak hissedildiğinde çocuklarınıza bütün bunlardan söz edin. Onlara Enternasyonal Tugaylar'ın insanlarını anlatın.
Bu insanların denizleri, dağları aşarak, mayınlı sınırları geçerek, etlerini lime lime etmeye can atan kudurmuş av köpeklerinin takibini atlatarak ülkemize nasıl geldiklerini, özgürlük savaşçıları olarak, İspanya'nın Alman ve İtalyan faşizmi tehdidi altındaki özgürlüğü ve bağımsızlığı için nasıl dövüştüklerini ve öldüklerini onlara anlatın. Onlar her şeylerinden vazgeçtiler. Aşklarından, memleketlerinden, evlerinden ve zenginliklerinden, babalarından, annelerinden, eşlerinden, kardeşlerinden ve çocuklarından vazgeçerek bize geldiler ve şöyle dediler: "İşte buradayız. Sizin dâvanız, İspanya'nın dâvası bizim dâvamızdır. Bu dâva tüm gelişkin ve ileri insanlığın dâvasıdır."
Bugün çoğu, ülkemizden ayrılıyorlar. Binlercesi ise burada, İspanya toprağında kaldılar. Bütün İspanyollar onları derinden anacaklar. Enternasyonal Tugaylar'a mensup Yoldaşlar: Siyasal nedenler, mevcut durumdan kaynaklanan sebepler kanınızı sonsuz bir cömertlikle sunduğunuz aynı dâvanın selameti, sizi buradan ayrılmaya zorluyor. Bazılarınız ülkelerine geri dönecek, bazılarınızsa zorunlu sürgüne gidecekler. Buradan gururla ayrılabilirsiniz. Siz tarihsiniz. Siz efsanesiniz. Tüm risklerden korunmak için demokratik ilkeleri kendilerine yontarak yorumlayan yığın yığın servetlerin ve şirket hisselerinin çirkin ve çıkarcı ruhu karşısında demokrasi dayanışmasının ve evrenselliğinin kahraman örneğisiniz.
Sizi asla unutmayacağız ve barışın zeytin ağaçları açtığında, yapraklarını İspanya Cumhuriyeti'ne zafer tacı yaptığında, geri gelin!
Tekrar buraya dönün. Ülkeleri ya da arkadaşları olmayanlar, dostluklardan mahrum kalanlar burada bir anavatan bulacaklardır. Hepiniz, hepiniz İspanyol halkının sevecenliğini ve şükranını bulacaksınız ve İspanya halkı bugün de, yarın da coşkuyla haykıracaktır:
Yaşasın Enternasyonal Tugaylar'ın kahramanları!
Kızılcık, Sayı 18 (Kasım/Aralık 2003).