Shakespeare cr* “Kuşkusuz Shakespeare de kendi döneminin bir ürünüdür. Çağının açmazlarını, çelişkilerini, kırılma noktalarını, çökmekte olan ile yeni doğmakta olan düzenin bütün sarsıntılarını tüm renkliliğiyle yansıtır. Marx, Shakespeare’in, toplumsal yaşamdaki kimi yeni görüntülerin esaslı hatlarını nasıl isabetli bir şekilde nitelemeyi becerdiğine hayrandır.”1

* Damadı Paul Lafargue’ın belirttiğine göre Marx, en büyük hayranlığı, en önemsiz karakterlerini bile tek tek incelediği, kullandığı tüm deyimleri özel sınıflandırmalara tabi tuttuğu Shakespeare’e besliyordu… Ve yazılarında en çok alıntıladığı yazarın da Shakespeare olması, bu hayranlığı gösteriyordu kuşkusuz…

Shakespeare Sonnet66 1609“Vazgeçtim bu dünyadan, tek ölüm paklar beni,

 Değmez bu yangın yeri, avuç açmaya değmez.

 Değil mi ki çiğnenmiş inancın en seçkini,

 Değil mi ki yoksullar mutluluktan habersiz,

 Değil mi ki ayaklar altında insan onuru,

 O kızoğlan kız erdem dağlara kaldırılmış,

 Ezilmiş, hor görülmüş el emeği, göz nuru,

 Ödlekler geçmiş başa, derken mertlik bozulmuş,

 Değil mi ki korkudan dili bağlı sanatın,

 Değil mi ki çılgınlık sahip çıkmış düzene,

 Doğruya doğru derken eğriye çıkmış adın,

 Değil mi ki kötüler kadı olmuş Yemen’e,

 Vazgeçtim bu dünyadan, dünyamdan geçtim ama

 Seni yalnız komak var, o koyuyor adama."        

* (Yazan: W. Shakespeare, “66. Sone”, yayın yılı: 1609…
 Bozan(!): Can Yücel, 1957 − Ama ne “bozmak”! Bağbozumu misali... verimli,
 üretken,  yaratıcı, hınzırca, inadına politik... Türkçe’de yeniden yazmış!..)

1) Bülent Parmaksız, “İnsanın halleri ya da Shakespeare hâlâ niye güncel?”, Kızılcık, sayı 52 , s. 70, Ocak-Şubat 2013.