petrograd sovyeti cr1917’de, üç asırlık bir geçmişi olan Çarlık monarşisi için Birinci Dünya Savaşı ölümcül olacaktı. Çarlık, Rusya’da kapitalizmin gelişmesiyle birlikte büyük sorunlar da yaşamaya başlamıştı. Otokrasinin kabul edebileceği bir takım reformlar gerçekleştirmek rejimi kurtarmanın bir yolu idi. Batı ülkelerindeki gibi, kökleşmiş, gözü pek ve güçlü bir burjuvazinin olmayışı burjuva demokrasisi seçeneğini gerçekçi kılmıyordu. St. Petersburg gibi nüfusu kalabalık şehirlerde büyüyen endüstri, her ne kadar ülke nüfusu ile karşılaştırıldığında bir azınlık olmakla birlikte, büyük üretim birimlerinde yoğunlaşan örgütlü ve mücadeleci bir işçi sınıfı ortaya çıkarmıştı. Baskı, şiddet ve sansür yükselen işçi mücadelesini ve sınıf bilincinin yaygınlaşmasını önleyemiyordu. Tüm baskılara rağmen, Çarlık monarşisinin devrilmesini savunan siyasi partiler ülke genelinde hızla örgütleniyordu.

Söz konusu partiler; Kadet diye adlandırılan liberal burjuvazinin partisi, Anayasal Demokrat Parti, köylülüğün taleplerini öne çıkaran, halkın tepkisini çeken Çarlık polislerini öldüren eylemlerle devrimin fitilinin ateşleneceğini düşünen, Sosyalist Devrimci Parti (Narodnik geleneğin devamcısı olduğunu savunan SR) ve Marksist Rus Sosyal Demokrat İşçi Partisi (RSDİP) idi. RSDİP, 1903’de yapılan ikinci parti kongresi sonrası reform yanlısı azınlık (Menşevikler) ve devrimci çoğunluk (Bolşevikler) olarak ikiye bölünecekti.

Kanlı Pazar 1905

9 Ocak 1905’te, St. Petersburg’da, yaklaşık 140 bin kişi Çar II. Nikolas’a isteklerini içeren bir rica dilekçesi sunmak için toplanır. Askeri birlikler yürüyüşe geçen büyük çoğunluğunu işçilerin oluşturduğu kalabalığa saldırır ve onları dağıtır. Binlerce işçinin öldürüldüğü, tarihe Kanlı Pazar olarak geçen bu olay, Rus halkının bir kesiminin hâlâ Çar’a olan güvenini sonsuza dek yok eder. Bu katliam, 1905 Birinci Rus Devrimi’ne yol açan olayların da bir tür kıvılcımı olacaktı. 1905 Devrimi’ni başlatan başlıca nedenlerden biri de Rus-Japon savaşı idi. Rusya 1905 Ocak ayında Port-Arthur’da Japonlara karşı büyük bir yenilgi almış, mayıs ayında, Tuzima’da, Rus donanmasının neredeyse tamamı Japonlar tarafından batırılmıştı. Ülkede huzursuzluk dalga dalga yayılır, demiryolu şebekeleri, posta, telgraf hizmetleri durur, Moskova’da barikatlar kurulur. Ülkeye genel grevin hâkim olduğu bu dönemde, ilk kez mücadeleye öncülük eden, demokrasinin yeni bir biçimi, atölye ve fabrikalarda yapılan seçimlerle İşçi ve Köylü Sovyetleri kuruldu.

Lenin siyasi sığınmacı olarak yaşadığı ve İsviçre Sosyalist Partisi, İsviçre sosyalist gençliği ve uluslararası işçi hareketi içerisinde yaşanan tartışmalara etkin bir şekilde katıldığı İsviçre’den Rusya’ya döner. İsviçre 19. yüzyıl ortalarında, Avrupa’da monarşiyle yönetilmeyen ve siyasi sığınmacılara kapılarını açan tek liberal ülke idi.*

Çarlık Hükümeti kasım ayında karşı saldırıya geçer. Troçki’nin başkanlığındaki St. Petersburg Sovyeti Yürütme Kurulu üyelerinin tamamı tutuklanır. Moskova’daki ayaklanmayı bastırmak için St. Petersburg’daki Başkent Muhafız Alayı Moskova’ya gönderilir. Askeri birliklerin grevci işçilere ateş açması üzerine, işçiler de silaha sarılır ve genel grevi silahlı ayaklanmaya dönüştürür. 9 gün süren barikat savaşları sonrası Moskova direnişi kanlı bir biçimde bastırılır. Birinci Devrim’in, yani Burjuva Demokratik Devrimi’nin bastırılması sırasında binlerce kişi idam edildi. Lenin, Moskova Ayaklanması Dersleri başlıklı makalesinde hatasını açık yüreklilikle kabul eder: “İşçi sınıfı mücadele sürecinde grevden ayaklanmaya geçilmesi gerektiği bilincine yöneticilerinden önce vardı…” Ayrıca, Lenin Moskova ayaklanmasının başarısızlığında yönetici bir merkezin olmayışının büyük payı olduğunu belirtecekti.

Devrim ezilmiş olsa bile, hiçbir şey artık eskisi gibi olmayacaktı. İşçi sınıfı siyasi örgütlenmesinde ileriye doğru önemli bir adım atacaktı. Rejim bazı tavizler vermek zorunda kalacak, anayasal monarşiye geçilecek, Duma diye adlandırılacak temsili bir meclis kurulacaktı. Yapılan ilk seçimlerde**  muhalefet partileri mecliste (Duma’da) çoğunluğu sağlar. Sonuçlardan memnun olmayan Çar Duma’yı kapatır. Hükümet muhalefet partilerine karşı şiddetli bir saldırı başlatır, binlerce devrimci tutuklanır, birçoğu idam edilir. İkinci kez yapılan Duma seçimlerini de muhalefet partileri kazanınca 2. Duma’nın da akıbeti birincideki gibi kapatılmak olur.

İki fesih ve seçim yasalarında yapılan değişikliklerden sonra, II. Nikolas için kabul edilebilir bir Duma oluşturulmakla birlikte, rejimin yıkılması artık bir zaman meselesiydi.

Şubat Devrimi ve Romanov hanedanlığının sonu

Birçok kapitalist devletin yaptığı gibi, Çarlık imparatorluğu da ülke içerisindeki sorunları Birinci Dünya Savaşı’na girerek çözmeye çalışacaktı. Bu, Romanov hanedanlığının sonunu getirecek son büyük hataydı. Resmî propaganda insanlara kısa sürede kazanılacak parlak bir zafer vaat eder. Fakat savaş uzadıkça uzayacak, cephede çok sayıda insan ölecek, ülke ekonomik olarak tam bir felakete sürüklenecekti. Savaş gittikçe halk tarafından istenmeyen bir hal alacak, ordu içerisinde isyan ve firar artacaktı. Rusya’da artık işçi sınıfının devrimci mücadelesine yön verecek bir parti ortaya çıkıyordu: Bolşevik Parti. Bolşevik Partisi’ni diğer sol partilerden ayıran en büyük özellik; propaganda ve ajitasyonun amacı sol aydınların ya da sendikaların desteğini kazanmaktan çok, işçi sınıfı içerisinde kendini devrime adamışlardan oluşan bir eylemciler ağı oluşturmaktı.

Sosyalistler Almanya’da savaş kredilerine evet oyu kullanmışlar, Fransa ve Belçika’da burjuva hükümetlerinde görev almışlardı. Avusturya sosyalistleri, Britanya İşçi Sendikaları Kongresi, hatta Marksist Plehanov ve anarşist Kropotkin diğerlerine karşı kendi yöneticilerini savunuyordu. Bu sosyalizme ihanetti ve II. Enternasyonal’in iflasıydı. Lenin şovenizme karşı acımasız ve şiddetli bir mücadele yürütülmesinden yanaydı. Savaşan ülkelerin askerleri silahlarını kendileri gibi ücretli köle olan diğer ülkelerdeki kardeşlerine değil, bizzat kendi hükümetlerine ve hükümetlerini destekleyen partilere doğrultmalıydı. Lenin’in emperyalist savaş üzerine kaleme aldığı metindeki tezler gelecekte tüm dünyada komünizmin emperyalist savaş üzerine elden düşmeyen kılavuzuna dönüşecekti.

Şubat Devrimi

8 Mart 1917’de (Rusya’da kullanılan Julyen Takvimi’ne göre 23 Şubat 1917’de) Petrograd’da kadın tekstil işçilerinin başlattığı grev genel greve dönüşür, grevi destekleyen gösteriler başkentin tamamına yayılır. Gösterilerde kullanılan “Ekmek” sloganı “Kahrolsun Otokrasi”ye dönüşür. Çar II. Nikolas orduyu göstericilerin üzerine gönderir. Çok sayıda göstericinin öldürülmesi ve tutuklanması üzerine (26 Şubat), askerler arasında isyan çıkar ve askerlerin büyük bir kısmı işçilerin tarafına geçer. Silahlanan işçiler kendilerine katılan askerlerle subay ve astsubayları vurmaya başlar. İşçi ve askerler ellerinde kızıl bayraklar ve silahlarla şehrin tüm sokaklarını işgal eder. Devrim 27 Şubat’ta Moskova’ya ardından diğer kentlere sıçrar. Çar Duma’yı bir kez daha fesheder. Ortaya bir iktidar boşluğu çıkar. 

Şubat ayaklanması için hiç kimse emir vermemişti. Köylülere büyük toprak sahiplerinin evlerine saldırmaları, topraklarına el koymaları söylenmemişti. Hiç kimse milyonlarca köylüden cepheyi terk etmelerini istememişti.

27 Şubat’ta, Sosyalist Devrimciler ve Menşevikler’in çoğunlukta olduğu İşçi Temsilcileri Sovyeti ve başkent Petrograd’daki isyancı askerler iktidarı almak yerine Çarlığın hizmetine girer. Çünkü her iki reformist hareket de Çarlığa karşı bir devrimin ancak bir burjuva devrimi olabileceği, işçilerin burjuvalara devrimlerini yapmaları için yardım etmeleri gerektiği, başka bir deyişle, otokrasinin yerini burjuva demokrasisinin almasının burjuvazi öncülüğünde gerçekleştirilebileceği kör inancına sahipti.

2 Mart’ta, Kadet Partisi temsilcisi Prens Lvov önderliğinde geçici bir hükümet kurulur. 3 Mart’ta Çar II. Nikolas kendi ve oğlu adına kardeşi Dük Michel lehine tahttan feragat eder. Birkaç gün sonra Michel de tahttan vazgeçer. Bu, üç asırlık Romanov hanedanlığının sonu olur.

16 Nisan 1917’de, Lenin 32 kişiden oluşan bir grup göçmenle İsviçre’den Rusya’ya döner.

İkili iktidar ve geçici hükümetler

Lenin’in sözleriyle; Rusya artık demokratik bir burjuva cumhuriyeti ve de “Avrupa’daki en özgür ülke” idi. Temmuz ayında Alexandr Kerenski başkanlığında “sol” bir hükümet kurulur. İktidar Sosyalist Devrimcilerin ve Menşeviklerin vaatlerini yerine getirecek, halkın taleplerine cevap verebilecek durumda değildi. Vaat edilen barış unutulmuştu, hükümet “zafere kadar savaş” sloganı ile savaşı sürdürme niyetindeydi. Ülke ekonomisi iflasın eşiğindeydi, kıtlık baş gösteriyordu, işçiler sefalet içindeydi. Hükümet ülkeyi bu vahim durumdan kurtarmak için hiçbir çaba göstermiyordu. Köylülerin talebi ve Sosyalist Devrimcilerin ana sloganı olan tarımda reform yapılması artık düşünülmüyordu.  Ülkede ikili bir iktidar yaratılmıştı. Resmî olarak ülkenin başında olan geçici hükümet, gücünü Çarlıktan miras kalan temelleri çürümüş bir devlet aygıtından alıyordu. Bu geçici hükümet, ancak ülkedeki diğer iktidar, ülkenin çoğunluğunda sosyal bir temeli olan işçi, köylü ve asker temsilcileri Sovyetleri, kabul ettiği sürece iktidarda kalabilirdi. Sovyetleri, başlangıçta, devrimi burjuva yasallığı içinde tutmaya çalışan, burjuva yasallık boyunduruğunu kırmayı reddeden Menşevikler ve Sosyalist Devrimciler kontrol ediyordu. Bu durum Sovyetlerin hareketini sınırlıyor, geçici hükümetin varlığını sürdürmesine yardımcı oluyordu.

Şubat Devrimi’nden birkaç ay sonra Bolşevikler Petrograd’da her otuz işçiden birini örgütlemişti. Haziran ayında yapılan Birinci Tüm Rusya Sovyetler Kongresi’nde Bolşevik delegelerin sayısı yüzde 13’tü. 25 Ekim’deki ikinci kongrede bu oran sol sosyalistlerin desteğiyle yüzde 53’e çıkacaktı. 

Bolşevik Partisi Şubat Devrimi sonrası Geçici Hükümet’i kısmen desteklemişti ve parti üyelerinin büyük bir kısmı bu konuda ikircimliydi. Lenin, iktidarın proletarya ve yoksul köylüler tarafından alınması mücadelesinin hareket noktası olan, tarihe “Nisan Tezleri” olarak geçen, devrimci bir eylem programı yayınlar. Başlangıçta, Bolşevik Partisi içerisinde sadece küçük bir azınlığın benimsediği Nisan Tezleri parti dışından olduğu kadar parti içerisinden de büyük eleştirilere maruz kalır. Bolşevik Partisi demokratik yöntemlerle işliyordu. Lenin’in söz konusu tezleri parti üyelerinin çoğunluğuna benimsetmesi birkaç haftayı bulur.

Nisan ayından itibaren, iktidarın bir an önce işçi ve köylülere geçmesini isteyen Bolşeviklerin ana sloganı; “Tüm İktidar Sovyetlere” olur. Lenin’in tekrar tekrar yaptığı bu çağrı, Menşevikler ve Sosyalist Devrimcilerin sosyalist devrime sırt çeviren, her ne pahasına burjuvazi ile ittifak arayan politikaları nedeniyle bir karşılık bulmaz.

Geçici Hükümet, Menşeviklerin ve Sosyalist Devrimcilerin onayı ile, 3 Temmuz’da, Bolşeviklerin düzenlediği savaş karşıtı gösteriyi askeri birliklerle dağıtır. Bolşevik göstericilerin 400 kadarı öldürülür veya yaralanır. Lenin hakkında vatana ihanet suçlamasıyla tutuklama kararı çıkarılır.***

Güçsüz bir Geçici Hükümet’ten tatmin olmayan ve kapitalist demokrasinin o dönemin Rusya’sında hiçbir şekilde yaşama şansının olmadığını gören burjuvazi umudunu askeri bir darbeye bağlar. 27 Ağustos’ta, General Kornilov’un darbe girişimi Bolşeviklerin Petrograd işçilerini seferber etmesi sayesinde önlenir. Troçki’nin daha sonra yaptığı bir tespite göre, 1922’de İtalya’da doğan faşizm 1917 ya da 1918 yıllarında Rusya’da doğabilirdi.

Tüm Rusya Sovyetleri Kongresi’nde Bolşevikler azınlıktaydı. Lenin Sosyalist Devrimcilere uzlaşma teklif eder ve Sosyalist Devrimciler bölünerek Sol Sosyalistler Bolşeviklerle toprak reformu konusunda ittifak kurar. 650 üyeli Kongrede 390 üye ile çoğunluk haline gelen bu ittifak kendini iktidar ilan eder, böylece sovyet iktidarı kurulmuş olur. Devrimci Askeri Komite adına oturumu yöneten Troçki geçici hükümetin artık var olmadığını ilan eder. Lenin, Genel Kurul’da kısa bir konuşma yapar: “Zorunluluğu Bolşevikler tarafından sürekli olarak haykırılan işçi ve köylü devrimi gerçekleşmiştir... Eski hükümet aygıtı bin parçaya bölünecek, yerine sovyet kurumları biçiminde yenisi yaratılacaktır... En acil görev savaşı sonlandırmaktır... İşe önce kapitalizmi yenerek başlanmalıdır... Uluslararası proletarya yardımımıza gelecektir. Sosyalist devletin inşasına başlamalıyız. Yaşasın sosyalist dünya devrimi.”

Kışlık Saray’da artık iktidar kalmamıştı.

Silahlı Bolşevik işçiler 25 Ekim’i 26 Ekim’e bağlayan gece Devrimci Askeri Komite Başkanı Troçki’nin talimatıyla geçici hükümet üyelerinin sığındığı Kışlık Saray’a saldırır. Bolşeviklere karşı sadece bir avuç Kadet Partisi yanlısı ve bir kadın taburu direnir. Kruvazör Orara’dan ateşlenen üç top mermisi Kışlık Saray’ın ele geçirilmesi için yeterli olur. Hükümet Başkanı Kerenski Amerika Büyükelçiliği’nin ona tahsis ettiği bir otomobille bir gün önce kaçmıştı, ele geçirilen hükümet üyeleri tutuklanır. 25 Ekim sabah saatlerinde, Bolşevikler tüm özel araçlara; kamyonlara, otomobillere, bisikletlere el koymuş, Devlet Bankası’nı, Posta ve Telgraf İdaresi’ni,  başkentin dört büyük tren istasyonundan üçünü ciddi bir direnişle karşılaşmadan ele geçirmişti. Lenin işçi ve köylü devrimi’nin zaferini ilan eder. Ekim Devrimi Şubat Devrimi ile kıyaslandığında, ikincisi örgütlü kitlelerin eylemi olduğu için çok daha sakin, çok daha kansız geçmişti.

Rus proletaryasına dışarıdan sınıf bilinci taşıyan ve onun itici gücünün vücut bulduğu Bolşevik Partisi katışıksız bir proleter devrim ve proleter iktidar olamayacağının bilincindeydi. Bu sayede, işçi sınıfı politik iktidarı ele geçirmek için kent yoksullarını ve yoksul köylüleri yanına almayı başarmış, başka bir deyişle, halkı oluşturan kesimleri bizzat kendi talepleriyle devrime dâhil edebilmişti. Böyle bir sınıf ittifakı proletaryanın öncülüğünü, onun hâkim sınıf olma özelliğini hiçbir şekilde ortadan kaldırmayacaktı.

26 Ekim’de, İkinci Tüm Rusya Sovyetleri Kongresi’nin son toplantısında, sadece Bolşeviklerden oluşan bir hükümet onaylanır. Hükümette görev almak istemeyen, dışarıdan izlemeyi tercih eden Lenin, yoldaşlarının ısrarı üzerine hükümet başkanlığı görevini kabul etmek zorunda kalır.

Böylece, yaygın olarak Sovnarkom adı verilen, ilk işçi ve köylülerin hükümeti, diğer adıyla Halk Komiserleri Konseyi kurulmuş oldu.

* İsviçre’ye Rusya’dan gelen siyasi sığınmacıların İsviçre sosyalist ve işçi hareketi üzerinde göz ardı edilemeyecek bir etkisi oldu. 1840 ile 1860 yılları arasında İsviçre’de siyasi mülteci olarak yaşayan Alexandr Herzen ve Nicolas Ogarev Cenevre’de Kolokol (Çan) adlı Rusça siyasi bir dergi çıkarır. Anarşist düşüncenin babası sayılan Mihail Bakunin uzun yıllar İsviçre’de mülteci olarak yaşamıştı. 1883’te, Plehanov Rusya’dan gelen Marksistlerin ilk grubu Emeğin Kurtuluşu’nu Cenevre’de kuracak, bu grup aralarında Marx ve Engels’in eserlerinin de bulunduğu çok sayıda eserin Rusya’da yayınlanmasını sağlayacaktı. 1864’te, Londra’da, Marx ve Engels tarafından kurulan ve daha sonra I. Enternasyonal adını alacak olan Uluslararası İşçiler Birliği’nin ilk kongrelerini 1866’da Cenevre’de, 1867’de Lausanne’da yapması şüphesiz İsviçre’nin o dönemdeki liberal yapısındandır.

** I. Duma seçimlerinde her toplumsal örgüt meclise göndereceği temsilcilerini kendi seçiyordu. Toprak sahipleri iki bin seçmen için bir temsilci, burjuvalar yedi bin seçmen için bir temsilci, köylüler 30 bin seçmen için bir temsilci, işçiler 90 bin seçmen için bir temsilci hakkına sahipti. Kadınların, gurbetçi işçilerin, 50 kişiden daha az işçinin çalıştığı fabrikalardaki işçilerin ve mülkü olmayan köylülerin oy hakkı yoktu. Daha adaletsiz olan II. Duma seçimlerinde 500 işçinin oyu bir soylunun oyuna eşitti.

*** Lenin’in tutuklanmasını talep eden savcı Menşevik Andrei Vychinski’dir. Vychinski Bolşevik Devrimi’den birkaç yıl sonra (1920’de) Bolşevik olacak, Stalin ve Beria tarafından Moskova yargılamalarına (1936-1939) yargıç olarak atanacak, birçoğu Lenin’in çok yakın yoldaşı olan Bolşeviği idama mahkûm edecekti.

Çarlık Rusyasının Ölümü

yuon yeni gezegen crBin dokuz yüz on yedi
ikinciteşrin yedi...
Yumuşak ve derin
sesiyle Lenin:
“Dün erkendi, yarın geç
zaman tamam bugün,” dedi..
Yağlı çarklılarla yağlı işçiler:
“Bugün!” dedi.
Ölümü açlıktan öldüren siper:
“Bugün!” dedi.
Ağır
çelik
kara
toplarıyla AVRORA:
“BUGÜN!” dedi,
“BUGÜN!” dedi..
...............
.......
..........
.................
Artık
ne kışlık sarayda
sarhoş eteklerin ipekli sesi,
ne paskalya çanlarında deli duası çarın,
ne Sibirya yollarında zincir iniltisi...
Artık
votka kadehlerinde ıslanmıyacak
sarı sarkık bıyıkları pameşçiklerin.
Kara toprağın üstünde bir avuç kan gibi
yanmıyacak,
bakır sakalları
açlıktan ölen mujiklerin.
Artık
kararmıyacaktır karlı sokaklar
kara bir rüzgâr gibi geçen
Çarın kazaklarından.
Sarkmıyacaktır işçi kadınların
kanlı saçları:
kara kalpaklı kazakların mızraklarından.
Yandı kanatları iki başlı kara kartalın,
düştü yere,
öldü.
Buzlu Baltık denizinin kıyısında
bir pencere örtüldü.
Açıldı bir pencere....
Bin dokuz yüz on yedi
ikinciteşrin yedi...

Nâzım Hikmet Ran