sili-isyan-crSantiago’daki liselilerdi kıvılcım. Bilet ücretindeki bir artışı reddederek 18 Ekim 2019'da metrodaki turnikelerin üzerinden atladılar. Öğrenciler diğer şehirlerdeki sokakları doldurdular. Polis müdahalesi yaralanmalara ve tutuklamalara yol açtı. Bir hafta sonra Santiago'da 1,2 milyon kişi Plaza Italia'yı işgal etti. Üç ay sonra, 18 Ocak'ta, üç meydandan gelen Santiago’lu yürüyüşçüler Şili cumhurbaşkanının oturduğu Moneda Sarayı'nın dışında gösteri yaptı. Protestolar 19 başka şehirde de gerçekleşti.

Mağdur Şilililer tüm ülkede haftalarca gösteriler düzenlediler,  yürüdüler. Üç genel grev örgütlediler. Bir gözlemci, Şili’nin “en yoğun ve en büyük toplumsal ayaklanması” oldu diye bildiriyordu. Öğrenciler ön sıralarda yürüyorlardı. 2011'den beri kitlesel seferberlik halindeydiler.

Şilililer milyarder Cumhurbaşkanı Sebastian Piñera hükümetinden nefret ediyor. Anketlere göre Piñera ve siyasi partileri onaylamayanların oranı sırasıyla, yüzde 94 ve yüzde 98; Şilililerin yüzde 97'si Kongrelerini reddediyor.

Protestocular Piñera'nın istifa etmesini istiyor. Sağlık, emeklilik ve eğitimin özelleştirilmesine, su hakları ve maden kaynaklarının satılmasına ve yerli halklara kötü davranılmasına karşı çıkıyorlar. Kurucu meclis çağrısı yapıyorlar.

Hükümet baskısı acımasızdı. Şimdiye kadar 29 protestocu öldü, 22.000 kişi tutuklandı ve 3.600 kişi yaralandı −buna gözünden yaralanan, kimisi gözlerini kaybeden 405 kişi de dâhil. 7 Kasım'da yayınlanan yönetmelikler, salt şüphe üzerine gözaltına alma, sırt çantalarını arama, polisin okullara ve üniversitelere girmesi yetkilerini veriyor, polisi kötülemeye, barikatta durmaya ve maske takmaya cezalar içeriyor.

Piñera hükümeti yumuşayarak Kasım ayında bilet ücretlerinde artışı iptal etti, asgari ücreti artırdı ve emeklilik reformlarına girişti. 15 Kasım'da hükümet, kendi “sosyal barış” modelinin onaylanması karşılığında bir kurucu meclisi kabul edeceğini açıkladı. Kurucu meclise yetki verecek bir halk oylaması için 26 Nisan tarihi kararlaştırıldı.

13 Ocak'ta Şili Kongresi, “halkın mücadele yöntemlerini suç olarak gören” mevzuatı ezici bir şekilde onaylamıştı. Bildirildiğine göre, Piñera “diktatör yetkileri” üstlenmişti. “Tüm siyasi güçler” arasında −solcular dâhil− yalnız Komünist milletvekilleri baskıcı önlemlere karşı oy kullandı.

Halen yetişkin nüfusun sadece yüzde 14'ü kendisini bir siyasi partiyle özdeşleştiriyor. Ekim ayından bu yana, sağ ve sol siyasi partiler aktif üyelerini kaybettiler. Bir ankete göre, halkın yüzde 5’i kendi temsilini hükümette, yüzde 57'si sosyal hareketlerde görüyor; katılımcıların yüzde 30'u kimsenin kendilerini temsil etmediğini belirtiyor; yüzde 62'si ayaklanmayı ekonomik krize bağlıyor.

Toplumsal hareketler protestolara öncülük ettiler. Ağustos 2019'da Birleşik İşçi Merkezi (CUT) ile diğer sendikaların ve sosyal hareketlerin desteğiyle ortaya çıkan Sosyal Birlik şemsiyesi altında birleştiler. Halen Sosyal Birlik 200'den fazla üye örgütü kapsıyor. 5 Ocak'ta Sosyal Birlik hükümetle görüşmeleri sonlandırdı.

Sosyal Birlik, birkaç solcu parti ile birlikte kurucu meclisi destekliyor. Bu partilerin 18 Ocak'taki toplantısında Komünist Parti Başkanı Guillermo Teillier, “sokaklardaki birçok talebi dillendirmek için sosyal dünyayla sıkı bir koordinasyon” öngördüklerini, “herkesin demokratik olarak seçileceği kurucu bir kongreye oy vereceklerini” belirtti.

Şilililer 26 Nisan'da kurucu meclis kurulup kurulmayacağı ve ne tür bir meclis olacağı için oy kullanacaklar. Hükümet ve müttefikleri, üyelerinin yarısı Kongre tarafından seçilen ve karar almak için üçte iki çoğunluk isteyen bir meclis öneriyorlar. Muhalefet, tüm meclis üyelerinin halk tarafından seçilmesini istiyor. Nitelikli çoğunluk hükmü, muhafazakârlara ve merkezcilere veto gücü sağlamak olarak görülüyor.

Şili Anayasası üzerindeki mücadele, 1990'da diktatörlükten demokrasiye geçişten kalan sorunları yansıtıyor. Mevcut Anayasa Pinochet rejiminin hüküm sürdüğü 1980 yılından kalma. 1990 sonrası değişikliklere rağmen bünyesinde zararlı unsurları barındırıyor.

Anayasa Mahkemesi mevzuatı reddetme üstünlüğü yetkisini koruyor. Kongrede “eğitim sistemi, seçim sistemi ve Anayasa Mahkemesi”ni kapsayan“esas teşkil eden yasaları” değiştirmek için nitelikli çoğunluk gerekiyor. Başkanlık yetkisine ilişkin pek sınırlama yok. Anayasa, devletin piyasa ekonomisini teşvikteki rolünü koruyor ve protestoları bastırmaya ilişkin çok az kısıtlama getiriyor.

1990'daki düzenleme Pinochet'ye iktidardan vazgeçme çağrısıydı, karşılığında piyasa ekonomisi, polis ve ordu için anayasal koruma sürecekti. Şilili analist Paul Walder şimdi de birden benzer bir pazarlığın belirdiğini gözlemliyor. Yeni veya yeniden değiştirilmiş bir anayasa, ağır baskıcı önlemler karşısında bir patırtı çıkarılmamasının karşılığı olacak. Merkez-sol politikacılar, kapitalist hedeflere hizmet eden bir Anayasayı koruyan bu anlaşmayı destekliyorlar.

Fazlaca göze çarpan liderleri veya devlet iktidarı üzerine tasarımları olmayan Şili'deki isyan, bir gözlemcinin ileri sürdüğü gibi “pasif bir devrim” olmayı hak edebilir. Bir uzmana göre, bu olgunun özelliği −Gramsci’nin tanımladığı gibi− devrim ve restorasyon arasındaki uzun süreli salınımlar ve kurumlar üzerinde mücadele. Şili’nin süreci uzun sürdü: 1950'lerde ve 1960'larda ajitasyon, Allende’nin başkanlığı (1970-1973) ve 1990'dan itibaren çeşitli mücadeleler.

ABD hükümeti 1973'te askeri darbeye olanak sağlamıştı ve mutlaka şimdi de Şili'yi dikkatle izliyor. ABD'li yetkililer, baskıcı güçlerin iktidarda kalacağından emin olabilirler, ancak kuşkusuz yatırımların ve ticaretin geleceği konusunda endişeleri vardır. İş çevrelerinin dostu bir haber servisinin belirttiği gibi:

“Şili uzun zamandır istikrarsız Latin Amerika'da bir istikrar vahasıydı ve daima en güçlü ve piyasa dostu demokrasiler arasındaydı. Fakat şimdi, yaygın karışıklıklara ve kaosa saplanmış ve bölgenin geri kalanındaki varlıkların değerini aşağı çekmektedir.”

Tehlikede olan az buz değil. ABD'nin 2018'de Şili'ye ihracatı 15,3 milyar dolar ve ithalatı 11,4 milyar dolar − bakır ithalatı, 3 milyar dolar. Bakır üretimi 1971'de kamulaştırılmıştı; şimdi özel şirketler sektörün yüzde 70'ini kontrol ediyor. Lisans ücreti olarak “pratikte hiçbir şey” ödemiyorlar.

W. T. Whitney, Jr., MR online, 31 Ocak 2020.

Çeviri: Kızılcık.