1948 yılında Manyas’a bağlı Kalebayır köyünde doğdu. Köyde ilkokul olmadığı için, komşu Çavuşköy’de ilkokulu bitirdi. Her gün okula 5 km. yürüyerek gidip geldi. Orta öğretimini Manyas Orta Okulunda tamamladı. Sonra Manisa Demirci Öğretmen Okulundan mezun olarak öğretmen oldu.
Anadolu’nun çeşitli illerinde öğretmenlik yaptı. Manyas’ta TÖB-DER’in kuruluşunda, örgütlenmesinde aktif görev aldı. İki dönem şube başkanlığı yaptı. Manyas, Gönen ve Balıkesir’de meslektaşları tarafından “İMPARATOR” olarak adlandırılmıştı. Bir dönem TÖB-DER Genel Merkez delegesi oldu.
TSİP’in kuruluş çalışmalarında aktif görev aldı. İlçe başkanımız Kalebayır köyündendi. Seçim çalışmalarında köyleri gezerek çalışmalarda aktif görev aldı.
Bandırma TÖB-DER şubesinde de çalıştı. 12 Eylül’de partinin kapalı dönem çalışmalarında Balıkesir il sekreteri olarak 1983 yılına kadar çalıştı. Balıkesir yöresinde gördüğüm en yiğit, en fedakâr insanlardan biriydi. Kapalı dönemde partinin konspirasyon kurallarına titizlikle uyan birisiydi. Bursa bölgesine bağlı olarak çalışmıştı.
1983 yılında İstanbul’a tayin oldu. Orada da partinin kapalı döneminde çalıştı. EĞİT-DER’li bir grup öğretmenin çıkardığı abece dergisinin tanıtılmasında aktif görev aldı. EĞİT-DER’in örgütlenme çalışmalarında yer aldı. EĞİTİM-İŞ ve EĞİT-SEN’in birleşmesinde çok emeği geçti. Birleşme sağlandıktan sonra Eğitim Sen’de faal olarak çalıştı.
Sosyalist Birlik Partisi (SBP), Birleşik Sosyalist Parti (BSP) ve Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP)’de sorumluluklar üstlendi. Kızılcık dergisinin çıkarılması ve dağıtımında görev aldı.
Yakalandığı amansız kanser hastalığı sonucunda Ekim 2022’de vefat etti.
Hasip Çakmak.
Hocaların hocası: Burhan Özkan
Ben Burhan Hoca’yı 12 Eylül sürecinde tanıdım. En çok da İşçi Gündemi örgütlenmesi aşamasında daha yakından tanıdım. O tarihlerde İstanbul Avrupa yakasında üç tane İşçi Gündemi bürosu açılmıştı. Sefaköy’deki İşçi Gündemi faaliyetleri Cemil Çamoğlu ve Mustafa Bilgiç arkadaşların sorumluğunda yürütülüyordu. Bayrampaşa Bürosunda çalışmalar Erdinç Fidan, Mustafa Yılmaz ve Yekta Altınışık, Şişli İşçi Gündemi faaliyetleri ise Burhan Özkan ve Ali Çetin’in sorumluluğunda sürdürülüyordu. Ben de Şeref Ayık’la beraber bu büroların arasındaki koordinasyonun sağlanması konusunda yardımcı oluyordum. İşçi Gündemi bürolarında her hafta düzenli olarak yapılan üye toplantılarında sık sık bir araya geliyorduk. O zaman yapılan toplantılarda ve saha çalışmalarında Burhan Hoca’nın bir özelliği dikkatimi çekmiştir. Burhan Hoca, toplantılarda ve çalışmalarda sessiz, bir köşede oturur, çoğumuzun yaptığı gibi her konuda söz almaz, uzunca müddet dinler ve sonunda kısa ve öz bir konuşma yapar, konuşurken de hiç kimse ile tartışma ve polemiğe girmeden ve yeni polemiklere meydan vermeden kendi görüşlerini açıklardı. Bu tavrıyla hem bazen gergin olan ortamı yatıştırır hem de toplantının verimli bir şekilde sonlandırılmasına inanılmaz katkı yapardı. İlk başlarda Hoca’nın bu tavrını pek anlayamadığımı, ileriki zamanlarda onu daha yakından tanıdıkça bu davranışının, onun yaşam tarzı olduğunu fark ettim. Ne yalan söyleyeyim, onun bu sakin, sabırlı, çatışmasız duruşunu kıskanmadım diyemem. Hoca bu ağırbaşlı, sessiz ve sakin duruşuyla sanki hiçbir şeyle ilgilenmiyor gibi gözükse de savunmuş olduğu fikirler konusunda son derece ısrarlı ve kararlı bir duruşa sahipti. Özellikle sosyalizm, Marksizm, işçi sınıfı ve ulusal sorun gibi konularda çok kararlı, inatçı ve ısrarlı bir duruş sergilerdi.
Burhan Hoca ile esas iletişim ve beraberliğimiz açık alana çıktıktan sonra birbirimize daha yakın ve sürekli ilişki haline dönüşmüştür. TSİP’i Türkiye sosyalist hareketine armağan ettiğimiz günlerden sonra SBP, BSP ve ÖDP kuruluşları ve parti çalışmalarında hep birbirimizle irtibat halindeydik. Özellikle Kızılcık dergisi yayına başladıktan sonra ve yayın süresi boyunca sık sık bir araya geliyorduk. Ben çalıştığım için her cumartesi düzenli olarak yapılan Kızılcık toplantılarının bazılarına katılamıyordum.
İkimizin de toplantıya katıldığı zaman ise toplantıdan sonra bazen Yalçın ve Tektaş ağabeylerin katılımıyla bazen de Hoca ile ikimiz baş başa uzunca müddet sohbet ederdik. Sohbetlerimiz genellikle geçmiş anılarımız, gelecekle ilgili öngörülerimiz, toplumsal sorunlar, aile ilişkilerimiz ve sağlık sorunlarımız üzerine olurdu. Birçok konuda farklı şeyler düşünmemize ve söylememize rağmen bazen saatlerce sohbet ettiğimizin farkına bile varmazdık. Hoca’nın ciddi sağlık problemleri vardı; her gün ortalama 5-6 değişik hap kullanıyordu. Çoğunlukla alkollü ortamlarda yapılan bu sohbetlerde Hoca alkol almakta zorlanıyordu. Ama bazı zamanlarda sohbetin ilerlemesiyle beraber bu kuralı ihlal edip bize iştirak ederdi.
Benim zamanla daha iyi tanıdığım Burhan Hoca ağırbaşlılığı, sakinliği yanında çok ketumdu ve aynı zamanda tam bir sır küpüydü. Onun ketumluğu hakkında kısa bir anımızı paylaşayım: Galiba iki binli yıllarda kardeşini trafik kazasında kaybettik. Ben “Hocam cenaze nereden, ne zaman kalkacak?” diye sorduğumda; bana “Cenaze Maltepe/Gülsuyu Cemevi’nden kalkacak” deyince, ben refleksle “Hocam sen Alevi misin?” diye sordum. “Evet” cevabını alınca, “Biz senin Alevi olduğunu bugüne kadar niye bilmiyoruz?” dediğimde, o sakin ve umursamaz gibi gözüken haliyle, “Ne bileyim, herhalde konu olmadı.” diye cevapladı. Daha sonra kendi cenazesi Alibeyköy Cemevi’nden kaldırılırken birçok eski arkadaşın birbirlerine “Burhan Hoca Alevi miydi?” diye sorduklarına şahit oldum.
Yıllar süren dostluğumuz ve ilişkimizin olduğu süre boyunca Burhan Hoca’nın eski TSİP’li arkadaşlarımız veya başka insanlar hakkında hiçbir olumsuz laf söylediğine şahit olmadım. Bu özelliği Burhan Hoca’nın karakterine ve hayat tarzına uygun düşüyordu.
Hoca’nın kendi mesleği olan öğretmen hareketleri ile ilgili demokratik kitle çalışmalarını ancak onun bana anlattıkları kadarını biliyorum. Hoca ile siyasi faaliyetler dışında bir demokratik kitle örgütü olan TÜKODER’de (Tüketiciyi Koruma Derneği) beraber çalıştık. Benim uzunca süre merkez yöneticiliğini yaptığım bu dernekte, Burhan Hoca 2005 yılından vefat ettiği tarihe kadar Eyüp Şube Başkanlığı yapmıştır. Bu dönemde Hoca’nın sağlığı zaman zaman daha da bozulmasına rağmen TÜKODER çalışmalarını hiç aksatmadan devam ettirmiştir. Şube Başkanı olduğu dönemde aynı zamanda Eyüp Kaymakamlığı bünyesinde kurulan Tüketici Sorunları Hakem Heyetinde TÜKODER adına, tüketicileri temsilen görev yapmıştır. Görev süresince tüketicilerin lehine kararların çıkmasına öncülük etmiş ve mücadelesi sonucunda tüketicilerin birçok mağduriyetlerinin önüne geçmiştir. Kurulda tüketici aleyhine alınacak kararları ısrarla veto ederek birçok kararın tüketici lehine değiştirilmesini sağlamıştır. 2022 yılı başı itibariyle Hoca’nın sağlık durumu iyice ağırlaşmıştı. Artık sokağa çıkamaz duruma gelmişti. Bu anlarda kendisiyle yaptığımız görüşmeleri oturmakta olduğu Öğretmenler Sitesi içinde bulunan site lokalinde yapıyorduk. Bu lokal, Hoca’nın yaşam alanı gibiydi. Lokalin bir köşesinde Burhan Hoca için ayrılmış bir masa ve bir sandalyeden oluşan bir bölüm vardı. Hoca, TÜKODER faaliyetlerini de bu bölümde sürdürüyordu. Hastalığının ciddi olarak ilerlemesine rağmen vefat edene kadar kazanılmış bu demokratik mevzinin kaybedilmemesi konusunda çalışmalarını devam ettirmiştir.
Burhan Hoca’mızı 8 Ekim 2022 günü kaybettik. Cenazesi Alibeyköy Cemevi’nde yapılan törenden sonra Balıkesir, Manyas ilçesindeki köyünde defnedildi. Ben Hoca’nın cenazesi anında çok rahatsızdım. 39-40 derece ateş ve devamlı kusma halindeydim. Bu nedenle kendimi zorlayarak ancak İstanbul’daki Cemevi’nde yapılan cenaze törenine katılabildim. Çok istememe rağmen cenazeyle beraber Manyas’a gidemedim. Hoca’nın cenazesi ile gidip tabutuna omuz veremediğim ve üzerine bir demet kırmızı karanfil atamadığım için üzgünüm. Hocam beni affetsin, anılarıyla bizlerle beraber yaşasın.
Halil Çamalan.