Osman Ozkan 50.yil1960 yılında Tonya Orta Mahalle’de doğan Osman Özkan, ilkokulu Tonya’da, ortaokulu Maçka-Galyan’da öğretmenlik yapan amcası Salih Özkan’ın yanında, lise eğitimini Tonya’da tamamladı. 1979 yılında Gümüşhane Mareşal Fevzi Çakmak Eğitim Enstitüsünü bitiren Osman Özkan, eşi Sümer Özkan ile ilkin Van’ın Gürpınar ilçesinde öğretmenlik yaptılar. Sonra Niğde-Aksaray, Samsun-Vezirköprü’de… Son olarak Tonya Şehit Ayhan Güner ve Feride Ahmet Şener İlköğretim Okullarında çalıştılar.

Sosyal ve siyasal mücadelenin çeşitli alanlarında sürekli görevler üstlenen Osman öğretmen, yaşamının son yıllarında Eğitim Sen Tonya İlçe Başkanlığı yaptı. Osman öğretmen, eşi Sümer öğretmenle birlikte, 26 yıl 10 ay süren ortak görev sürecini tamamlayıp emeklilik yaşamına yönelik planlar yapmakta iken 31 Temmuz 2006 tarihinde geçirdiği kalp krizi sonucu yaşama veda etti.

Düşenlerin anısı, sevgimize yazıldı
Dökülenler silemez ihanetin pasını
Zifirî karanlıkta bile
Anacağız düşen gülün hasını.

O, yüreğimizden kopan ve özgürlük umudunu sonsuzluğa taşıyan, yeri doldurulmaz bir kızıl karanfildi. Trabzon-Tonya topraklarının yetiştirdiği özgün insan, adam gibi adam, eşsiz eğitim emekçisi Osman Öğretmen; anıları, esprileri, nükteleri, yasaklara meydan okuyan yaşam felsefesiyle, her zaman kalbimizde yaşayacaktır.

Sevgili öğrencim, değerli meslektaşım, mücadele arkadaşım ve aynı zamanda yoldaşım Osman Özkan’ı 2006 Ağustos ayının ilk gününde, sonsuzluğa uğurlamanın hüznüyle bu satırları yazarken, kalbimden dudaklarıma hicranla dökülen, Gülten Akın’a ait şu dizeleri tutamıyorum:

Selam olsun bizden önce geçene
Selam olsun dosta, hasa, çile çekene
Selam olsun dayanana, düşene
Yüreğim yürektir, bakma gözüm yaşına.

Eğitimci bir ailede yetişen Osman, lise yıllarında örgütlü, bilimsel, toplumcu düşünce ile tanışmış ve onu yaratıcı biçimde özümsemişti. Aynı yıllarda, genç sosyalist arkadaşlarıyla, sosyal mücadele okulunun ilk öğrencileri olarak bir araya gelmiş, emek hareketiyle teorik ve pratik anlamda bütünleşmiş, Tonya gibi küçük bir birimde TSİP-SGB’de komünal yaşamın ve Komsomol tipi örgütlenmenin ilk deneyimlerini yaşamışlardı. Bu şekilde, çeliğe su vermişlerdi. Daha sonraki yıllarda, bu yapının aktiviteleri Tonya’nın toplumsal, kültürel yaşamına çeşitli biçimlerde yansımıştır. Osman, aynı zamanda böyle bir yapının ürünüdür.

12 Eylül 1980 sürecinde, toplumsal mücadele arenasına donanımlı biçimde katılan bu genç arkadaşlar, gerek eğitim emekçilerinin sendikal hareketine ve gerekse global emek hareketine çapları oranında katkı sunmuşlar; en zor koşullarda bile, ezilen insanlarla dayanışmayı, çoğalmayı, sömürüye ve zulme karşı dik durmayı, hayatın acı sürprizlerini göğüslemeyi başarmışlardı. Osman, böyle bir mücadele sürecinin ateşleri içinden geliyordu. Onun için dirençliydi, bilinçliydi, farklıydı. O, fırtınalı yılların tanığıydı.

Dışarda fırtınalar,
İçimde büyüyen sevgin.
Zulüm tuzak kursa da yollara,
Geçer yine sevgiler,
Gecenin karasından.

Gece biter, gün gelir
Yaşam bir kavgaysa eğer,
Umut yorgun olmasın.
Diken üstünde yürüsek de,
Yazarız türküsünü fırtınalı yılların...

Eğitim emekçileri hareketinin sıra neferi, kalbimizin sönmeyen güneşi, Eğitim Sen Tonya Temsilcisi Osman Özkan’ı, sonsuzluğa, yoldaşlarının yanına alkışlarla uğurladık.

Yazdıklarımı, onun her zaman, sürprizlere karşı, nükte yedeğinde tuttuğu şu iki dizeyi aktararak bitirmek istiyorum: “Günaydın hüzün/Elveda dostlar...”                          

Ahmet İnce, Tonya, Kasım 2024.

***

Eşi Sümer Özkan’ın anlattıkları:

Tonya Lisesinde öğrenci olmanın şanslı dönemleriydi. Türkiye ve dünyadaki olup bitenleri algılamaya ve sorgulamaya yeni yeni başlamıştık. Tam da bu zamanlarda değerli Ahmet İnce öğretmenimizin Tonya Lisesine tayin olacağının ve edebiyat dersimize gireceğinin bizim yaşamımıza yön vereceğini bilemezdik. Bizlere; dayanışmayı, toplumsal yaşam yollarını bazen fıkralarla bazen de güncel gerçek bilgilerle anlatırdı. Değerli Ahmet İnce öğretmenimizin bu öğretileri sayesinde birçok dost, arkadaş, yoldaş edindik.

Bu yıllarda Osman, aramızda politik birikimi en çok olan arkadaşlarımızdan birisiydi. Bizleri örgütlemek için SGB’den bahsedip kısa sürede sempatizan, daha sonra da üye olmamızı sağlamıştı. Bu süreç devam ederken liseyi bitirdik. Artık üniversiteli olma hayallerimiz tavan yapmış durumdaydı. Sınav sonuçlarını beklerken babası Osman’ı Almanya’da okuması için çağırdı, kısa sürede işlemler tamamlandı ve aramızdan ayrılarak Münih’e gitti. Tabii ki bu arada Osman ile arkadaş olmaya yeni karar vermiştik. Bulunduğumuz çevreye göre daha fazla özgür de olsak bunun yeterli olmadığını, bazı çevre koşullarının yarattığı baskıları öyle çabucak bertaraf edemeyeceğimizi biliyorduk. Süreç gerekirdi. Bu süreci birlikte aşıp hayallerimizin bir kısmını gerçekleştirdik.

Onu erken kaybetmemiz büyük hayallerimizin yarım kalması gibi bir duyguyu hissettirse de umudumuzu gençler yeşertecek diye düşünüyorum.