Mustafa Yazıcı, TÖB-DER Trabzon şubesindeki sıkı “demokratik merkeziyetçi” öğretmenlerden biriydi. Herkes onu çalışkanlığı ve alçakgönüllülüğüyle bilirdi. TÖB-DER yöneticiliği sırasında ve parti çalışmalarında da çalışkanlığı ile öne çıkmıştı.
Mustafa Yazıcı çok konuşmaz, dinler, doğru bulmadığı düşünceleri inatla ve ısrarla reddederdi. TSİP’in yayın organlarını titizlikle takip eder, iddialarına bu yayınlarda yazılanları referans gösterirdi. Toplantıları atlamaz, fedakârlıkta herkesle yarışırdı.
12 Eylül sonrasında da üzerine düşen her görevi eksiksiz yerine getirmeye çalıştı. Baskılara karşı dimdik ayaktaydı. TSİP’in kendisini Türkiye sosyalist hareketine armağan etme kararından sonra kurulan SBP, BSP, ÖDP ve EDP’de politika yapmaya devam etti.
Trabzon ve Karadeniz bölgesinde yürütülen ekoloji hareketinde etkin görevler üstlendi.
Mustafa Yazıcı, aramızdan ayrıldığı son güne kadar hep mücadelenin içerisindeydi. Hiçbir küçük hesabı olmadan, yüreklice ve birikimiyle.
Sevgiyle anıyoruz.*
Mustafa Yazıcı’nın ardından
Mustafa Yazıcı’yı 14 Temmuz 2011 günü, sonsuzluğa uğurladık. Bir dostun ardından yazmak zordur; ne yazarsan eksik kalır. Hele ardından yazılan, emek mücadelesi, demokrasi mücadelesi, sosyalizm mücadelesi, ekoloji mücadelesi ile özdeşleşmiş Mustafa Yazıcı ise sözcükler anlamını yitirir.
Mustafa Yazıcı, 1948 yılında Maçka –Çağlayan– Armağan köyünde merhaba dediği yaşamla, bir Temmuz gününde “Merdivenlerimizin çengelini yıldızlara asarak” vedalaştı. Sevgili Yazıcı, yaşamı boyunca hep “toprak çanaklarda güneşi içenlerin türküsünü” söyleyenlerle birlikte oldu; eşitliğin, özgürlüğün, barışın, yaşanılır bir çevrenin mücadelesini verdi.
TÖS’den TÖB-DER’e, EĞİTİM-İŞ’ten EĞİTİM SEN’e ve KESK’e evrilen süreçte eğitim-bilim emekçilerinin verdiği mücadelenin hep içinde oldu, yüzü hep ışığa dönük oldu, sürekli aydınlığa yürüdü.
Bilimsel, laik, demokratik, parasız, kesintisiz eğitimin ödünsüz savunucusu oldu. “Fikri hür, vicdanı hür” kuşakların yetiştirilmesinin, “tebaa” değil “yurttaş” yetiştirmenin yolunun öğrencisiyle, öğretmeniyle bir bütün halinde örgütlü mücadeleden geçtiğinin bilincinde oldu. 1920-1921’li yıllarda işgal altında örgütlenip mücadele veren Türkiye Muallimler ve Muallimeler Cemiyeti Birliği’nin meşalesini TÖS’le, TÖB-DER’le, EĞİTİM SEN’le taşıyanların önünde oldu.
Mustafa Yazıcı, ekonomik-demokratik-sendikal mücadelenin gerekliliğinin bilincinde olmakla birlikte yeterli olmadığını, bu mücadelenin siyasal mücadele ile bütünleştirilip tamamlanması gerektiğinin hep farkında oldu. Bir yandan demokratik öğretmen hareketi içinde dernek ve sendikal örgütlenmenin mücadelesini verirken, eşzamanlı olarak siyasal mücadelenin de içinde oldu.
TİP’in sempatizanı, TSİP’in militanı oldu. İlerleyen zamanda sosyalist partilerin birleşme, yenilenme ve güç toparlama çalışmalarının içinde yer alarak sosyalist hareketin devam eden birleşme, güç oluşturma mücadelesinde SBP, BSP ve ÖDP çalışmalarına katıldı. Eşitlikçi, özgürlükçü, demokratik bir başka Türkiye, bir başka dünya arayışını EDP (Eşitlik ve Demokrasi Partisi) üyesi olarak tamamladı.
Ekonomik-demokratik-sendikal-siyasal mücadelenin yanı sıra Mustafa Yazıcı, ekoloji mücadelesini de olanca gücüyle omuzladı. Denilebilir ki, son on, on beş yılda Trabzon ve yakın çevresinde, temiz ve yaşanılır bir çevre için ne yapıldıysa, Mustafa Yazıcı da bunun içinde oldu.
“Bilirsin yaşamak direnmektir,
Direnmek savaştır, barıştır, yeri geldiğinde yarış.”
Direnilen Ekoloji Mücadelesinde en güçlü adımı Çevre Kültür Girişimcileri Derneği’nin kuruluşu ile attı. Trabzon’da sürdürülen çevre mücadelesinin; Artvin-Rize-Gümüşhane-Giresun-Ordu’yu da kapsayacak biçimde oluşturulan DOKÇEP’in (Doğu Karadeniz Çevre Platformu) mücadelesi ve DOKÇEP’i Türkiye ile bütünleştirip oluşturulan TURÇEP’in (Türkiye Çevre Platformu) mücadelesi aracılığıyla, ulusal boyutta örgütlenmesinin öncülerinden oldu.
Şairin dediği gibi, “Biz böyle ayakta öleceğiz besbelli / Deniz gibi durmadan bir kıyıya çarparak” aramızdan ayrıldı. Yokluğunu hep hissettik, hep hissedeceğiz sevgili öğretmenim, değerli yoldaşım.
Av. Ömer Faruk Altuntaş, 24.09.2024.
* Kızılcık’ın notu.