Ülkemizde kadın hareketinin 100 yılı aşkın geçmişi var. Kadınlara yönelik ilk periyodik yayın 1870’e kadar giderse de (Terakki-i Muhadderat), bizzat kadınlar tarafından (Arife Hanım) çıkarılan ilk kadın dergisi “Şükûfezar” (Çiçek Bahçesi) adıyla 1887’de yayınlanmıştır. İki yıl sonra yine kadınların (Hatice Semiha ve Rabia Kâmile hanımların) çıkardığı “Parça Bohçası”dır. 1895-1906 arasında 580 sayı yayınlanan ve zamanın ünlü kadın kalemleri Fatma Aliye, Şair Nigâr ve Makbule Leman hanımların yazdıkları “Kadınlara Mahsus Gazete” dönemin bir başka önemli kadın yayınıdır.
Kadın haklarını savunan ilk gazete 1913-21 yılları arasında Nuriye Ulviye Melvan ve Emine Seher Ali hanımların değişik periyotlarda çıkardığı “Kadınlar Dünyası”dır. Amacını: “Kadınlık hukuk ve menafiini [hak ve çıkarlarını] müdafaa eder musavver [resimli] gazetedir. Sehaifimiz [sayfalarımız] cins ve mezhep tefrik etmeden Osmanlı hanımlarının âsârına küşadedir [eserlerine açıktır]” diye betimlemiştir. Kadınlar Dünyası, ilk kadın örgütlenmesi olarak 1913’te Başkan Ulviye Mevlan, Sekreter Pakize Sadri, Sayman Aziz Haydar Hanım, Şükûfe Nihal, Nimet Cemil, Belkıs Şevket ve arkadaşlarınca kurulan, feminist nitelikli Müdafaa-i Hukuk-i Nisvan [Kadın Haklarını Savunma] Cemiyeti’nin yayın organıdır. Aziz Haydar, Belkıs Şevket, Mükerrem Belkıs, Nimet Cemil gibi birçok kadın yazılarıyla kadınların kıyafetinin değişmesinden eğitim hakkına, görücü usulüyle evlenmenin yadsınmasından kadınların boşanma, çalışma ve siyaset haklarına kadar birçok demokratik talebi dile getirmişlerdir. Kadınların her alanda geri olmadıklarını göstermek için, Belkıs Şevket Hanım uçağa binen ilk kadın olmuş (Kasım 1913), Bedra Osman Hanım ve arkadaşlarının Telefon Şirketi’nde işe alınmaları için eylem yapmışlardı. Hareketin çok bilgili mensuplarından Fatma Nesibe Hanım’ın konferanslarını yaklaşık 300 kadar kadın izlerdi (1911). Teali-i Nisvan Cemiyeti kurucusu Halide Edib Hanım veya Nakiye Hanım da başka yerlerde konferanslar verirlerdi.
Kadın haklarına yönelik bu çalışmalar dışında, Balkan ve I. Dünya Savaşları’nda hayırsever örgütlenmelere de girişmişlerdir.
Kadınlara yardımcı olmak, onlara eğitim vermek, çalışma hayatına sokmak için yapılan girişimlerden Osmanlı Türk Hanımları Esirgeme Derneği (Sabiha Süleyman, Nezihe Muhiddin, Hamiyet Hulusi, Settare Ahmed Ağaoğlu), 1879’da Matmazel Zabel Hancıyan’ın kurduğu Azkaniver Hayuhyaç İngerutyan (Azkaniver Ermeni Maarifperver Kadınlar C.) ve Harbiye Nazırı Enver Paşa himayesinde kadınlara iş bulmak için kurulan Osmanlı Kadınları Çalıştırma Cemiyet-i İslamiyesi, yerli malı kullanmayı teşvik amacıyla kurulan Mamulât-ı Dâhiliye İstihlâk-ı Kadınlar Cemiyet-i Hayriyesi (Melek Hanım, 1913) vardır.
Kültür amaçlı derneklere gelince; Asri Kadın C., Musiki Muhibbi Hanımlar C., Osmanlı Kadınları Terakkiperver C., Osmanlı Kadınları C., Nisvan-ı Heyet-i Edebiyesi, Çerkez İttihad ve Teavün C., Teali-i Nisvan C. (Hayriye Melek Hunç, 1919) sayılabilir.
Bu örgütlülük kadınların Kuvay-ı Milliye hareketine organize biçimde katılmalarına olanak vermiştir. Nitekim Kasım 1918’de Kuvay-ı Milliye amacıyla toplanan Milli Kongre’deki 50 örgütün 16’sı yukarıda adları anılan kadın kuruluşlarıydı.
Cumhuriyet’teki ilk kadın örgütü Nezihe Muhiddin başkanlığında 7 Şubat 1924’te kurulmuştur. (Nimet Remide, Şükûfe Nihal, Mutlube Ömer, İbrahim Zeliha, Faize, Seniha hanımlar, vb.) Önce “Kadın Yolu” sonra “Kadın Sesi” adlı dergiler çıkaran Birlik’in başlardaki en önemli ve ısrarlı eylemi kadınlara oy hakkı talep eden kampanya yürütmesidir, toplantı ve mitingler yapmasıdır. 1933’te Marsilya’daki Dünya Kadınlar Kongresi’ne ve 1935’te İstanbul’daki 12. Feminizm Kongresi’ne katılmıştır.
Kemalistler her çağdaşlaşma hareketini Mustafa Kemal ve Cumhuriyet’le başlatırlar. Özellikle de kadınlara bütün hakları onun “bahşettiği”ni söylerler. Tıpkı sosyal demokratların, işçi haklarını 1963’te Çalışma Bakanı Bülent Ecevit tarafından ihsan edildiğini söylemeleri gibi.
Oysa sosyal gelişme bir devamlılıktır, her kazanım, her ileri adım onun gerçekleştiği dönemden çok öncesine dayanan sosyal süreçlerin, mücadele ve çabaların ürünüdür.
Toplumsal kesimlere haklar, olanaklar bahşedilmez, kazanılır. Dönüşümler mutlaka ondan yararı olan sosyal kesimlerin mücadeleleri sonucu ve uluslararası tarihsel koşulları çerçevesine oturarak gerçekleşir.
Cumhuriyet ve dönüşümlerine gelince: Onlar da 19. yy. başlarında II. Mahmud ıslahatıyla başlayan, oğlu II. Abdülmecid’le süren, 1839’la açılan Tanzimat’tan, 1859 Islahat Fermanı’ndan, Jön Türk kuşaklarından, yeniliklerinden, Meşrutiyet’lerden geçerek gelen bir sürecin vardığı aşamadır.
Kızılcık, sayı 15 (Ocak/Şubat 2003).
(Fotoğraf: Osmanlı Müdafaa-i Hukuk-i Nisvan Cemiyeti Üyesi Belkıs Şevket Hanım.)