Fransa’da Devrim döneminde ve 19. yy. başlarında insan haklarının ilk kadın sözcülerinden, kadın özgürlüklerinin ilk savunucularındandı. Edebiyatta Neo-klasik akımdan Romantizme geçiş çağının tanınmış bir Romantik kuramcısıydı, siyaset, tarih, felsefe, edebiyat üzerine yazıları, piyes, şiirleri vardı.

MadamedeStael-sc1866’da Anne-Louise Germaine Necker adıyla doğdu. Babası Paris’e yerleşmiş Cenevreli banker Jacques Necker, annesi devrin entelektüellerinden Suzanne Corchod’ydu.

Babası 1777’den Devrim öncesine kadar Kral 16. Louis’nin Maliye Bakanlığını yaptı, Rousseau’cu ve Aydınlanmacı fikirlerle yetişti. Kız çocukları için okul olmadığı için eğitimini aileden ve özel öğretmenlerden aldı, yabancı dil öğrendi, çokça kitap okudu. Çok genç yaşında annesinin entelektüel çevresinde sohbetlere katıldı, zekâsıyla ve konuşmalarıyla dikkati çekiyordu. 1786’da “Sophie, ou les sentiments secrets” (Sophie ya da Gizli Duygular) adlı ilk piyesini yazdı. 1788’de “Lettres sur les ouvrages et le caractère de J.-J. Rousseau” (Rousseau’nun Eserleri ve Karakteri) adlı çalışmasını yayınladı. 1790’da gene bir kadını konu alan “Jane Gray” isimli trajediyi yazdı.

Aynı yıl İsveç Büyükelçisi Baron de Staël-Holstein ile evlendiği için sonraki yıllarda yazarlık kariyerinde Madame de Staël olarak tanındı (okunuşu Madam Destel). Boşandıktan sonra da aynı ismi kullanmaya devam etti.

Doğurduğu ilk çocuğu 2 yaşındayken öldü. Bir süre sonra Baronla evliliği kâğıt üzerinde kaldı. Devrin tanınmış bazı erkekleriyle ilişkileri oldu, onlardan çocuk bile doğurdu.

1789 Devrimini coşkuyla karşıladı, başlangıçta meşruti bir rejimi savundu, Kraliçe Marie Antoinette’in idamına karşı çıktı.

Devrim’in git-gelleri arasında 1792’de kendisini güvende görmeyerek İsviçre’ye Leman Gölü kıyısındaki aile şatosuna gitti. Sonra siyasi mülteci olarak Londra’ya yerleşti. 1994’te Paris’e döndü.

Germaine de Staël’in asıl yazarlık kariyeri bu dönemde başladı. Yazıları arasında kadınların durumu ve çektikleri önemli bir yer tutuyordu. Germaine de Staël 1796’da Dışişleri Bakanı Talleyrand tarafından General Napoleon Bonaparte’la tanıştırıldı. Başlangıçta Napoleon’u “devrimi ileriye taşıyacak adam” olarak gördüğü halde, onun 1. Konsül olmasından ve diktatörleşmeye başlamasından sonra aleyhine döndü, uyarı ve tehditlere rağmen susmayı reddetti. 1802’da yazdığı −ve tekrar bir kadının adını taşıyan− “Delphine” romanında Devrimden sonra kadınların durumunun düzelmediği, tersine daha da gerilediği görüşünü işledi.

1804’te Almanya gezisine çıktı, Goethe ve Schiller, Wieland ve Schlegel ile tanıştı. Almanya’yı çok beğendi, bu ülkenin sadece besteciler, filozoflar ve romantik edebiyat kültürünün ülkesi olmadığını, aynı zamanda fikirlerin eyleme geçirildiği bir toplum olduğunu söyledi. Ertesi yıl İtalya’yı gezdi. 1807’de ünlü “Corinne ya da İtalya” kitabını yazdı. Otobiyografik bir roman olan yapıtında kadının bireysel ve cinsel özgürlüğünü savunuyordu.

1810’da yayınladığı “Almanya Üzerine” başlıklı kitabının Bonaparte tarafından yasaklanması ve toplatılması üzerine “Her şey tek bir adamın kontrolü altındaysa, hiç kimse kendi başına adım atamaz ya da onsuz her hangi bir talep ileri süremez” sözü ona aittir ve dünyanın pek çok ülkesinde siyasi kudreti tekelinde toplamış tüm politikacıların tanımlanmasıdır.

Üzerindeki baskılar ve gizli polis raporları o kadar arttı ki, kendisini sıkça ziyaret eden konuklarından ikisinin rejim tarafından sürgüne bile gönderildiği oldu. 1811’de kendisi de Fransa’yı terk etmek zorunda kaldı, genç bir İsviçreli subay olan de Rocca’yla evlendi. Aynı yıl Londra’ya gittiler, ama İngiliz yöneticiler kendisini istemedikleri için o da önce Rusya’ya, oradan İsveç’e geçti.

1814’te imparator tahttan indirilip sürgüne gönderilince Paris’e döndü. 1816’yı tekrar İsviçre’deki şatosunda geçirdi. Kışın Paris’e gitti ve 1817’de Paris’te öldü.

Bugün yapıtları çok bilinmese de, Germaine de Staël devrinin ünlü bir yazarıydı ve Napoleon’a karşı sürdürdüğü uzlaşmaz mücadelesi nedeniyle önemli bir politik şahsiyetti, ama daha da önemlisi günün koşullarında feministti. Yukarıda andığımız roman ve piyeslerinde kadınların toplumsal baskılardan çektikleri sıkıntıları dile getirdi.

Germaine de Staël’den görüşler

  • Bilimsel ilerleme ahlaki ilerlemeyi de zorunlu kılıyor, çünkü insanın kudreti arttıkça, o gücün kötüye kullanılmasını önleyecek mekanizmalar da güçlendirilmelidir.
  • Eski bir önyargıyı yıktığımız zaman, onun yerine mutlaka yeni bir erdemi koymalıyız.
  • Zekâ farklı olan şeyler arasındaki benzerlikleri ve benzerler arasındaki farklılıkları bulmaktır.
  • Hayatı şairlerden öğreniyorum.
  • Akıl daimi bir gelişme içindedir, ama bu gelişme helezon şeklinde bir ilerlemedir.

Kızılcık, sayı 50 (2012 Eylül-Ekim).