Kadın hakları mücadelesinde Sufrajet hareketi

İnsan hakları kavramı burjuva devrimleriyle başladığı için, o mücadeleler kapitalizmin öncüsü Avrupa’da geçti. Çeşitli Batı dillerinde insan sözcüğü, erkek sözcüğüne eşittir. Kazanılan insan hakları da daha çok erkek haklarıydı. Örneğin, kadınlara hiç bir siyasal hak tanınmamıştı. Kadınlar siyasal ve sosyal hakları için çok uzun mücadeleler vermek zorunda kaldılar.

İngiltere’de kadınların genel oy hakkı (general suffrage) için verdikleri mücadeleler, “sufrajet (sufragette) hareketi” olarak anılır.

1832’de Mary Smith adlı bir kadın, mülkiyetli sınıftan kadınlara oy hakkı tanınması için Parlamentoya bir dilekçe verir ve bu istem Avam Kamarası’nda kahkahalarla karşılanır. On yıllar boyunca birçok kadın aynı yolu izleyerek, benzer dilekçeler sunmaya devam ederler. Ama çabaların bir kadın hareketi biçiminde gelişmesi 20. yy. başlarında başlar. Kadınlar Şehir Meclisleri’nde ve okulların yönetim kurullarında görev almak, fabrika müfettişi olmak, hatta belediye başkanı seçilmek gibi talepler ileri sürerler. O zamana kadar bütün bu kurullar ve mevkiler salt erkeklerin elindedir. Bu arada, Anne Knight’ın başkanlığında Siyasal Kadın Derneği kurulur. 1906’da 125.000 sufrajeti temsilen seçilen 300 kadın ve erkek delege oy hakkı için başbakan Campbell-Bannerman‘la görüşür. Liberal Başbakan, mücadeleye devam etmelerini öğütler.

Çok geçmeden hareket iki ayrı derneğe bölünür: ılımlılar Millicent G. Fawcett başkanlığında, militanlık yanlısı olanlar ise Emmeline Pankhurst (ve kızı Sylvia) liderliğinde örgütlenirler. 1908’de davalarını duyurmak için pencereden taş attıkları gerekçesiyle 300 kadın tutuklanır. 1909’da Marion Wallace hapiste açlık grevine başlayan ilk kadın olur. Diğer kadınlar onu izler. Hareket basında geniş yankı bulur. Cezaevi yetkilileri, grevdeki kadınların boğazlarına çelik boru sokarak onlara zorla besin verince, kamuoyu büyük tepki gösterir. Kadınlar “zayıf cins” sayıldığından, tepki, “kadına işkence yapılması”nadır. Muhafazakâr milletvekilleri bile Parlamentodaki protestoya katılırlar.

EmilyDavison-sc1910-12 arasında 150’yi aşkın yerel konsey karar tasarıları geçirerek sufrajet hareketini destekler. 1913’te uzlaştırıcı bir yasa tasarısı parlamentoya getirilirse de, reddedilir. 18 Kasım 1918’de Sylvia Pankhurst polisle çatışarak, tutuklanır. 4 Haziran 1913’te bir olay, harekette dönüm noktası olarak kabul edilmiştir. Olayı yaratan Emily Davison’dur.

Davison 1872’de doğmuştu. Üniversitede iki yıl edebiyat okurken, dul annesi dönem harcı olan 20 sterlini yatıramadığı için üniversiteden atılmış, Emily de öğretmenlik yaparak para biriktirmiş, Londra Üniversitesi’nde öğrenimini tamamlamıştı.

1906’da Sosyal ve Siyasal Kadın Birliği’ne ve İşçi Eğitim Derneği’ne katılan Davison, 1909’da başbakan Asquith’in eline dilekçe vermekten tutuklanır, çıkınca Lloyd George’un konuşma yaptığı salona girmek istediği için tekrar tutuklanır. Açlık grevi yapınca serbest bırakılır. Aynı yıl pencereden taş atması nedeniyle, 2 ay daha hüküm giyer, ama açlık grevi yapınca, gene serbest bırakılır. Çıkınca, New Castle’da Lloyd George’un arabasını taşlamaktan −Mary Leigh ve Constance Lytton adlı arkadaşlarıyla− bir kez daha tutuklanır. 2 ay ağır iş cezasına çaptırılır.

Kendisini hücresine içeriden kilitlediği için gardiyanlar içeriye hortumla su verirler, hücre suyla dolunca, basınç kapıyı patlatır, mahkûm boğulmaktan kurtulur. Serbest kalınca, 1911’de bu kez 6 ay hapis cezası alır. Daha sonra, sufrajetlerin sesini duyurmak için 10 m. yükseklikteki bir ızgaradan atlamak ister, ama aşağıya ağ gerdikleri için sadece belkemiği incinir.

4 Haziran 1913’te Kral V. George’un atının yarıştığı bir derbide, barikatları aşarak atın üstüne koşup geminden tutmak ister, fakat hızla çarpan at onu da jokeyini de savurur. Emily Davison kaldırıldığı hastanede ölür.

Dünya Savaşı sufrajet hareketini yavaşlatırsa da, önceki mücadeleler nedeniyle kadınlar önemli sivil hizmetlere verilirler. Bunun kazandırdığı prestijle kısmi oy hakkı tanınır (1918). Erkeklerle eşit oy hakkı ise 1928’de gerçekleşir. Demek ki, bu kazanım 100 yıllık mücadelenin ürünüdür.

Kadınlara ilk oy hakları: ABD Wyoming Eyaleti 1869, Y. Zelanda 1893, Avustralya 1902, Finlandiya 1906, Norveç 1913, Danimarka, İzlanda 1915, Sovyetler Birliği, Hollanda 1917, Avusturya, Çekoslovakya, Polonya, İsveç 1918, Almanya, Lüksemburg 1919, ABD 1920, Britanya 1928, İspanya 1931, Brezilya, Siyam (Tayland) 1932, Seylan (Sri Lanka), Küba, Türkiye, Uruguay 1934, Burma, Romanya 1935, Filipinler 1937, Fransa 1944... BM Siyasal Kadın Hakları Sözleşmesi 1952. (Bazı sömürgelerde hakkın metropol Britanya’dan önce gerçekleşmesi de ilginç bir olay değil mi?)

Ülkemizde siyasal ve sosyal hakların tanınmasında Tanzimat (1839) ve Islahat (1956) fermanlarından beri, Batı’daki kazanımların rolü olmuştur. 2003 Haziran’ında bile, Uyum Yasaları diye onlardan ithal demokratik kuralların monte edilmesine çalışılıyor. Ve tutucu kurumlar karşı koyuyorlar.

Kızılcık, sayı 17 (Haziran/Temmuz 2003).