Ahmet Hamdi Dinler'e veda

ahmet-hamdi-dinlerAhmet Hamdi Dinler'i 18 Ağustos 2018'de kaybettik.

Kızılcık yazıları:

İstikrar programı ve tarımda tekelleşme, Sayı 8, Haziran/Temmuz 2001.

"Yeni Ekonomi": Bir mitin çöküşü, Sayı 9, Ekim 2001.

Yerel ve uluslararası sermaye kıskacında tütün ve şeker yasaları, Sayı 18, Kasım/Aralık 2003.

Demokratik özerklik önerisiyle bir diyalog, Sayı 45, Kasım/Aralık 2011. (Demet Dinler ile birlikte)

“Ölümden Hayata” üzerine bir deneme

winter-bw-cr“Ölümden Hayata” adlı hikâye kitabı 1952 yılında Tektaş Ağaoğlu tarafından yazılmış. Okura ulaşması için 2018 yılının başlarını beklemesi gerekmiş. O zamandan bu yana hazine gibi, saklana saklana değerini artırmış. Kitap on üç hikâyeden ibaret. Her biri manzumeler şaheseri. “Manzumeler” dedim, çünkü şiirsel özellikler taşıyorlar. Hınca hınç imge dolular. Okurken, çok kaygan bir buz pateni platformunda buz dansı yapar gibi diliniz sözcükler üzerinde kayıp gidiyor. Sizin estetik figürler yapmanız gerekmiyor, kelimeler zaten estetize edilmiş…

22 yaşındaki bir insanın böyle bir profesyonel eser vermesi; onun nasıl köklü bir kültür ve edebiyat temellerine sahip olduğunun kanıtı. Hayal gücünün ne derece yaratıcılığa sahip olduğunu yeterince kanıtlıyor. Tektaş abimiz romanlar da yazmaya fırsat bulsaymış; kim bilir bize nasıl başyapıtlar, edebiyatın köşe taşları sayılabilecek nice eserler armağan edecekti. Kullandığı kelimeler çok sade ve dile hâkimiyet kazanmış. Abartı hiç yok. Sıradan insanları anlatmış. Öğretmen, öğrenci, gençler, köylüler ele aldığı kişiler arasında yer almış. İnsan betimlemelerinde dış görünüş az yer tutar. Onun yerine doğa, ağaçlar ve çiçekler, en çok da insanın iç dünyası ağırlık kazanmış. Zaman zaman geriye gidişler (çocukluk dönemlerine kadar) oluyor. Geçmişle içinde bulunulan zaman bağı ve birlikteliği sağlanıyor, diyalektik olarak.

Devamını oku: “Ölümden Hayata” üzerine bir deneme

Tektaş Ağaoğlu hakkında

tektas-agaoglu-veda2Ömrü boyunca düşündü ve yazdı; hakkında hak ettiğinin çok azı yazıldı. Komünist mücadele hem düşük frekanslı güncel, hem de yüksek frekanslı gelecek mücadelesidir; fakat Tektaş Ağaoğlu hesapsızdı, her an “en son hesaplaşma” için mücadele edecek bir komünistti.

Tektaş Ağaoğlu’na çevirileri, denemeleri, dili, kültürü, üslubu ve yaşama adabı açısından bakanların, onu “en yüksek mertebeye” oturtmaktan başka yapabilecekleri bir şey zaten yoktur; çünkü hakkı odur. Mihri Belli onun için “Türkiye’nin yaşayan tek gerçek sosyalist entelektüeli” demişse, onu yüceltmemiş, bilen ve tanıyan herkesin ortak görüşünü yansıtmıştır.

Ayağı hiçbir zaman yerden kesilmemiştir. Türkiye’nin en yetkin birkaç çevirmeninden biriydi ama aynı zamanda kasap çırağı idi. Oxford Üniversitesi’nde hukuk okumuştu fakat  hukuk tanımazın biriydi; yıllarca geçimlik ücretli işçi olarak çalışmıştı.

Devamını oku: Tektaş Ağaoğlu hakkında

Tektaş Ağaoğlu’nu örnek almak

tektas-agaoglu-veda2Tektaş Ağaoğlu’nu sonsuzluğa uğurladık. Yakınları, dostları, yoldaşları onu saygı ve özlemle yolcu ettiler.

Tektaş Ağaoğlu, ardından dile getirilen veya getirilemeyen tüm olumlu duygu ve düşüncelerden daha fazlasını hak etmişti 84 yıllık yaşamında. Yaşamına, anılmaya değer çok sayıda anı sığdırmıştı. Onu anlatmaya çalışanlar ne söylerse söylesin bir şeyler eksik kalır.

Yazarlığı, çevirmenliği, sosyalist kimliği üzerine çok şey söylendi. Bıraktığı miras kutsandı. Onun yerini doldurmanın ne kadar olanaksız olduğu daha iyi anlaşıldı bu ayrılık sayesinde. Ne çok dost ve yoldaş biriktirdiği ortaya çıktı ölümünün ardından.

Tektaş Ağaoğlu, bir arkadaş sohbetinde Mihri Belli’nin de ifade ettiği gibi “Türkiye’de gerçek komünist olan belki de tek aydın”dı.

Devamını oku: Tektaş Ağaoğlu’nu örnek almak

Yetmişli yıllarda bir çevirmen

tektas-tanoral-rsz

Tan Oral. t24.com.tr, 10 Ocak 2018.

Sosyalist gerçekçilik

kollwitz-muetterBu konuda yazmak, en son bana düşer. Biri kuyuya taş attı, kolektif çıkarılmalı.

“Sanat” dedi “çok katmanlı”dır. “Stalin sanatı baskıladı, öldürdü” dedi.

Jdanov’u suçladı. “Türk solu sanattan anlamaz” demeye getirdi.

Bu tür cümlelerin topunun hedefi “sosyalist gerçek”liktir. Sosyalist gerçekçiliğin yakın evreni “toplumsal gerçekçilik”tir. Bayat bir numaradır bu sanat eleştirisi. “Sanattan toplumsal ya da politik beklenti, sanatçının yaratma özgürlüğünü sınırlamaktır” demeye getirir.

Devamını oku: Sosyalist gerçekçilik

1939 Polonya'da Çocuklar Seferi

kinderkreuzzug-bw1939 yılı Polonya’da
Bir savaş koptu ki,
Kızılca kıyamet!
Issız viraneye döndü
Binlerce köyle kent…

Bacı kardeşinden habersiz,
Kadın yitirmiş kocasını.
Yıkıntılar, alevler arasında
Boşuna aramakta çocuk
Anasını babasını.

Bütün Polonya gömülmüş
Derin bir sessizliğe,
Ne gazete, ne bir mektup..
Derken doğuda bir garip hikâye
Gezindi dilden dile:

Kar yağıyordu durmadan
O doğu ilinde,
Polonya’da başlayan
Bu çocuklar seferinden
ilk sözedildiğinde.

Devamını oku: 1939 Polonya'da Çocuklar Seferi

Tan Oral - Kızılcık Çizgileri (2009-2014)

sayi50-eylul-ekim-2012KIZILCIK (Nisan 2001 - Bahar 2008) ... KIZILCIK (Kış 2009 - Mayıs/Haziran 2014)

Devamını oku: Tan Oral - Kızılcık Çizgileri (2009-2014)

Tan Oral - Kızılcık Çizgileri (2001-2008)

sayi7-nisan2001KIZILCIK (Nisan 2001 - Bahar 2008) ... KIZILCIK (Kış 2009 - Mayıs/Haziran 2014)

Devamını oku: Tan Oral - Kızılcık Çizgileri (2001-2008)

Akay Sayılır aramızdan ayrıldı

akay-sayilir-bw-cropAkay Sayılır arkadaşımızı 25 Ağustos 2015’de kaybettik. Akay son 50 yıldır sosyalist mücadelenin içindeydi. Kendisini 1971 yılında Ankara’da, kurucusu ve sahibi olduğu Ekim yayınevinde tanımıştım. Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’ın idam cezalarının durdurulması amacıyla yapılan imza kampanyasında Trabzon bölgesinde çalışmış, Ankara’ya gelişlerimde onun da aynı kampanyanın yürütücülerinden olduğunu öğrenmiştim. Hatta 3 Mayıs 1972’de, idamları önlemek amacıyla bir grup genç THY’nın “Boğaziçi” uçağını Sofya’ya kaçırmış, devlet ise bu eylemin arkasında gizli örgüt aramış ve bulmuştu! Örgüt idamlara karşı kampanya açanlardı. Akay Sayılır bu göstermelik örgüt davasından yargılandı. Davanın sanıkları arasında Altan Öymen, Emil Galip Sandalcı, Uğur Mumcu, Zülfü Livaneli, Erdal Öz de vardı.

Devamını oku: Akay Sayılır aramızdan ayrıldı