İşçi Partisinin ekonomik politikası: önündeki zorluklar

UKlabour-manifesto2019-crBirleşik Krallık’da 12 Aralık seçimlerinden sonra hangi hükümet kurulursa kurulsun, muazzam bir zorlukla karşılaşacak. Britanya ekonomisi bir karmaşa içinde ve toplum bölünmüş durumda.

Muhafazakâr/Liberal Demokrat hükümetler döneminde on yıl süren tasarruf tedbirlerinden sonra kamu hizmetleri ve sosyal yardımlarda artık bıçak kemiğe dayandı. Britanya’da devletten alınan emekli maaşı Avrupa'nın en düşüğü! Ulusal Sağlık Hizmeti (NHS, National Health Service) −içi taşeronlaştırma ve iç özelleştirmeyle oyulduktan ve ardından fonlardan mahrum bırakıldıktan sonra− yerlerde sürünüyor. Yaşlılar ve düşkünler için sosyal bakım büyük ölçüde yok edildi ve/veya korkunç pahalı. Okullarda sınıflar hiç olmadığı kadar dolu, yüksek öğretimde üniversiteler iflasa gidiyor ve öğrenciler aşırı derecede borçlanıyor. Konut sıkıntısı o kadar büyük ki, gençler evde aileleriyle kalıyor ya da kalabalık, uygun olmayan özel kiralık konutlarda yaşamak zorunda bırakılıyorlar. Ulaşım pahalı bir kâbus: demiryolu, enerji ve yakıt fiyatları Avrupa'nın en yüksekleri arasında.

Devamını oku: İşçi Partisinin ekonomik politikası: önündeki zorluklar

Bolivya'da darbeden bir hafta sonra, hâlâ seçimde hile yapıldığının kanıtı yok

bolivya-yerliprotesto-bw10 Kasım günü Bolivya Devlet Başkanı Evo Morales askerî bir darbeyle devrildi. Morales’in istifasını isteyen ve giderek şiddete başvuran protestolar, tartışmalı başkanlık seçimlerinin ardından ülkeyi üç haftadır sarsıyordu. Büyük şehirlerdeki polis gücünün başkaldırması daha da büyük bir kargaşaya yol açmıştı. Sonunda, ordu komutanlığı Morales'in görevi bırakması için diretti. O da buna uydu ve daha sonra hayatının tehlikede olması karşısında −Andrés Manuel Lopéz Obrador hükümetinin kendisine iltica önerdiği− Meksika'ya kaçtı.

Merkezi Washington’daki Amerikan Devletleri Örgütü (OAS) –sloganı “Barış, güvenlik ve kalkınma için demokrasi”dir−, Morales’in düşüşüne yol açan olaylar zincirinin kıvılcımlarını çakmada hiç de küçük bir rol oynamadı.

Devamını oku: Bolivya'da darbeden bir hafta sonra, hâlâ seçimde hile yapıldığının kanıtı yok

Venezuela: darbe ya da anayasal geçiş?

guaido-crVenezuela’da olup bitenlerin ABD’nin başını çektiği küstah bir iktidar gaspı mı, yoksa uluslararası toplumun yardımcı olduğu anayasal bir iktidar devri mi olduğu konusunda uluslararası medyada birçok yanlış bilgi var.

Yasama meclisine 5 Ocak'ta seçilmeden önce Venezuela'da neredeyse bilinmeyen Ulusal Meclis Başkanı Juan Guaidó, 23 Ocak günü kendini Güney Amerika ülkesinin “geçici başkanı” olarak ilan ederek yemin etti ve anında Washington ve müttefikleri tarafından tanındı.

Guaidó, kendine biçtiği makamın unvanının Venezuela’nın 1999 anayasasının 233. maddesiyle tamamen uyumlu olduğunu iddia ediyor. Gerçekten böyle mi?

Devamını oku: Venezuela: darbe ya da anayasal geçiş?

Soğuk savaş!

carter-brejnev-saltII-crABD ile Rusya nerede karşılaşıp selamlaşsalar küreselleşme deniyor, dünya barışı deniyor.

Karşılaştıklarında birbirlerine yan baksalar, küskünmüş gibi yapsalar, soğuk savaşa geri dönüldüğü söyleniyor.

Besbelli çok sevmişiz “soğuk savaş”ı…

İlgisi yok. Soğuk Savaş başka bir şeydi.

Kapitalizm ile sosyalizm arasında bir savaştı.

Bir tür sınıf savaşıydı.

Devamını oku: Soğuk savaş!

Avrupa krizi

europe-titian-detay-bwAVRUPA’NIN ÖNEMİ

Avrupa kendini dünyanın merkezi sayar. Dünya ise Avrupa'yı sanayileşmenin, aydınlanmanın, modernleşmenin ve medeniyetin beşiği olarak görür.

Avrupa aynı zamanda kendi medeniyetini zoraki ihraç eden sömürgeci bir merkezdir. İngiltere, Fransa, İspanya, Portekiz, İtalya, Hollanda, Danimarka, sömürgeci ülkeler olarak asırlarca dünyanın dört bir yanında üretilen zenginlikleri Avrupa'ya taşımışlardır.

Avrupa'ya insanlığın ortak birikimi diye, kıskançlıkla sahip çıkılır. Avrupa ayrıca, ekonomik dünyanın üçte biri ve entelektüel dünyanın yarısı olduğu için küresel bir güçtür ve Avrupa öksürdüğünde bütün dünya sıtma olur dense abartı sayılmamalıdır.

Devamını oku: Avrupa krizi

Kutsallık

filistin-bwC.Başkanı Erdoğan “Kudüs’e dokunmayın” derken konuştuğu kitle “Kahrolsun İsrail!” diye slogan attı; susturmadı, hatta memnun göründü.

Kudüs tartışması “kutsallık” üzerinden alevlenecek görünüyor.

Benim hiçbir kutsalım yok, ben bu tartışmaya katılmayacak mıyım?

Katılıyorum:

Çözüme kim daha yakın; Filistinliler mi, İsrail mi?

İsrail daha yakın.

Devamını oku: Kutsallık

MST ve Brezilya’nın İktidar Yapısını Değiştirme Mücadelesi: Gilmar Mauro ile röportaj

mst-bw-cr1960'lı yıllarda, rivayet o ki, vali José Sarney bir grup sığır yetiştiricisi kafadarıyla ve Kuzeydoğu Brezilya'daki Maranhão eyaletinin hava fotoğraflarıyla bir masaya oturdu. Gruptakiler fotoğraflar üzerinde kalemle sınırlar işaretlediler ve araziyi böldüler. Sonrasında, on yıllar boyunca bu çiftlik sahipleri Brezilyalıların grilhagem dediği, arazilere el koymak üzere belgeleri değiştirme suçunu işlediler. Sarney ve şürekâsı milyonlarca hektarlık araziyi çitle çevirdiler, sonra ya orada yaşayan köylüleri kovdular, yol ile çit arasındaki kerpiç kulübelerden yerleşimlere mahkûm ettiler, ya da onları işçi olarak tuttular, çoğu zaman da ücretlerini kendi dükkânlarında geçen kuponlarla ödediler ve kimsenin kaçmaması için araziye silahlı devriye saldılar. Sarney'in denetimindeki Maranhão eyaleti ormansızlaştı ve çoğunluğu afro-brezilyalı ve yerli olan nüfusunun yaklaşık yarısı Güneydoğu'daki büyük şehirlere göç etti ve bunların bazılarının, örneğin São Paulo’nun, nüfusu birkaç on yılda beş kat arttı. José Sarney olayı, ki sonradan Brezilya başkanı (1985-89) ve üç kez Senato Başkanı olacaktır, kırsal alanlardaki büyük toprak sahiplerinin Brezilya'nın politik ve ekonomik hayatına nasıl hükmettiğini anlatan 500 yıllık hikâyenin sadece bir bölümüdür. Bugün onları temsil eden Brezilya Kongresi'ndeki en büyük siyasi grup, ruralistas, daha yeni, mevcut Başkan Michel Temer'le ilgili büyük çapta yolsuzluk suçlamalarını çoğunluk oylarıyla devre dışı bıraktılar. [i]

Devamını oku: MST ve Brezilya’nın İktidar Yapısını Değiştirme Mücadelesi: Gilmar Mauro ile röportaj

Suriye Irak’ı da düzeltir

sdg-daes-bw-crABD, Rakka’da kıstırılmış DAEŞ’çıları öldürmedi, şehri boşaltıp Doğu’ya gitmelerine izin verdi ve

bu “tahliye anlaşmasını”, hâlen Rakka’da olup DAEŞ ile savaş halinde olan YPG’lilerin ölmemesi için  yaptığını duyurdu.

Kızılcık’da yazageldik; “YPG, DAEŞ ile barışmalıdır, bu barışma Suriye’de iç savaşı sona erdirmenin yanı sıra Irak’da da Sünni Arap’ları siyaseten güçlendireceği için ‘akla’ en uygun yaklaşımdır” diye.

Devamını oku: Suriye Irak’ı da düzeltir

Atatürk ve Stalin (5)

istiklalmahkemesi-crEkim Devrimi’nin 100. yılı diyoruz ya,

“Alaka” kurup, istediğimizi yazabiliriz.

Benim aklıma Atatürk ile Stalin benzerlikleri geliyor.

Çok benziyorlar.

Tabi şu var:

Atatürk’ün “iyi” yanları ile Stalin’in “kötü” yanları birbirine benziyor.

Devamını oku: Atatürk ve Stalin (5)

Kuran da “Parti”, yıkan da (4)

zwei-plus-vier-vertrag-bw-crEkim Devrimi’nin 100. yılı, bugün 101. yılına girildi.

Ne yazmalı?

Ekim Devrimi’ne ilişkin kullandığımız bütün kavramlar, içerikleri itibarıyle o günkü dünyanın ürünüdürler.

O kavramları bugün kullanırken dikkatli olmazsak, hepimiz birer “Yoldaş Pançuni”* olabiliriz.

Ekim Devrimi’nin ürünü olan Sovyet Sosyalizmi, yıkıldı, çözüldü, dağıldı vs. her ne ise bugün yoktur artık.

Sorulacak iki soru vardır:

- Sovyet Sosyalizmi hangi sebeplerle yıkıldı?

- Sovyet Sosyalizmini kim, niçin yıktı?

Devamını oku: Kuran da “Parti”, yıkan da (4)