Sınıfa karşı sınıf

1mayis2019-bwTürkiye’de yeni bir döneme girildi. Birkaç şey söylemek gerekirse:

Olaylar keskin bir siyasi krize doğru gelişecek.

AKP gidicidir, fakat gitmeyecek.

Siyasi kriz 3-5 yıl kadar sürecek.

Bu öngörümü olgularla güçlendirebilirim.

Türkiye’de hâkim sınıf mali sermayedir (TÜSİAD).

Bu tekelci burjuvazi mevcut siyasi partilere eşit uzaklıktadır.

Devamını oku: Sınıfa karşı sınıf

24 Nisan

almanaskerigorevliler191324 Nisan Ermeni diasporası tarafından “soykırımın başlangıç günü” olarak sembolleştirilmiştir ama Türkiye’de bilinmez. Son yıllarda bilinir oldu ve hararetle anılıyor. Soykırım kolektif bir suç olduğu için utanıyoruz, yerin dibine batıyoruz, nerde bir Ermeni görsek ellerine sarılıp “affet bizi” diyesimiz geliyor.

O hale gelindi ki, “Türk kimdir?” sorusuna “canavar bir yaratıktır” demediğimiz kaldı.

Bu saçma durumu Türkiye solu yarattı. ”İnkârcı“ olmamak için Ermeni milliyetçiliğinin çizgisine savruldu. Perinçek’in AİHM’de almayı başardığı sonucu bile fark etmedi. Bu karar, “Yetkili bir mahkeme kararı yoksa ‘soykırım’ denilemez” diyordu. Ancak, “Soykırımdır” diyen devletlerin veya parlamentoların hiçbiri, böyle bir mahkemenin kurulmasına yönelik bir çaba göstermiyordu.

Devamını oku: 24 Nisan

Bilmiyoruz

kukla2-crHDP ve Türkiye Solu olarak:

“Kaybettirdik”, “kazandırdık” belli, biz ne kazandık, bu belli değil. Kazandırdıklarımız (CHP-İYİP) “Demokrasi kazandı” diyor, emin misiniz?

***

İstanbul’u CHP’ye verecekler mi, heyecanla bunu tartışıyoruz. Verirler, vermezler, kendi aralarındaki bir mesele, ama bizde heyecan onlardan fazla; burada bir sorun var, ama ne?

***

TÜSİAD 24 Ocak Kararları kıvamında bir ‘reform’ koydu AKP’nin önüne, unutalım seçimi işimize bakalım dedi bir de. Bu kararlar Kenan Evren demokrasisine götürecek, biz hâlâ Binali-Ekrem kavgasındayız.

Devamını oku: Bilmiyoruz

31 Mart=7,5 Haziran

grosz-milyonerler-bwHDP şekli parti olan siyasal bir hareket olarak görülmelidir. Hareket –rejimin değil– siyasal sistemin içine girmeye çalışmaktadır. HDP siyasal sistemin içine adım atmayı sadece bir kez, 7 Haziran 2015 genel seçiminde başardı.

Kıyamet koptu; çünkü sistem dışı bu partinin sistemin içine girmesi, her şeyi altüst etmeye yetti; sistem bozuldu.

31 Mart Mahallî İdare seçiminde benzeri bir sonuç doğdu. HDP yine sistemin içine girdi. Bunun somutu İstanbul’dur ve siyasal sistem yine bozulacak.

Devamını oku: 31 Mart=7,5 Haziran

İlginç bir başlık: CHP İŞÇİ DÜŞMANIDIR

kavel-crBaşlığı ben attım, “ilginç” dedim, bana ilginç gelmiyor elbette. Ama HDP’nin CHP’yi desteklemesini “normal” ve hatta “gerekli” ve dahası “stratejik” bulanlara muhakkak ilginç gelecektir! Uzatmayalım, “HDP desteklediği için CHP’yi destekleyenler, işçi düşmanı bir siyasi geleneği desteklemiş olacaklar,” diyorum.

Devamını oku: İlginç bir başlık: CHP İŞÇİ DÜŞMANIDIR

Anhası minhası

putin-erdogan-crPutin Türkiye’ye, “Adana Mutabakatı”nı hatırlattı. Cumhurbaşkanı sayın Erdoğan da “Bize Suriye’ye girmenin yolunu açıyor” dedi. Girilecek yer Kuzey Suriye’nin Doğu kesimi; Kürtler “Batı Kürdistan” diyor.

Adana Mutabakatı’na güvenilerek girilir mi bilmem, fakat Putin’e güvenilmeyeceği kesin. Şükrü Saracoğlu ve Numan Menemencioğlu’nun anılarını okuyan bilir, Stalin İngilizlerin de (Eden) onayını aldıktan sonra Kuzey Irak ve Kuzey Suriye’nin savaştan sonra Türkiye’ye verileceğini Saracoğlu aracılığıyla İnönü’ye iletmiş ve teklifinin karşılığının “Türkiye’nin savaşa katılması” olmadığını da bildirmişti; üstelik 1939 ve 1942 yıllarında olmak üzere iki kere. İnönü, “Stalin bize verdiğinden fazlasını bizden isteyecektir” diyerek teklifi reddetmişti. Putin’in Stalin’den daha cömert olduğunun garantisi olmadığı gibi şu günün dünyasında bu işin anhası da minhası da bulunmamaktadır.

M. Suphi 2019

suphi-nejat-crAnılıyor. Her 24 Ocak’da: “Unutmadık!” “Öldürten”i de unutma o zaman.

Şunlar bilinir:

1) Kazım Karabekir ile ilgisi yoktur.

2) Kâhya Yahya uygulayıcıdır.

3) SSCB Trabzon konsolosu Bagirof olaydan haberdardır, ilgilenmemiştir.

Devamını oku: M. Suphi 2019

CHP fenomeni

kukla1-crCHP “Sol”dur, 1966’dan beri, İnönü’den, Ecevit’ten, Baykal’dan beri. Bu sol kimlik Erim, Melen, Feyzioğlu gibi faşistleri de kapsar. Sorgulanması gereken “SOL” kavramının kendisidir, bunun için zaten sayısız “sol etiket” üretilmiştir.

Öyledir, değildir tartışması ile işin içinden çıkılamaz. Olgulara bakmak lazım. CHP’lilik kimliğine istikrar kazandıran en güçlü kavram antikomünizmdir.

TİP’li (1970 öncesi) iken kendimize paye için kendimizi kandırırdık; “TİP güçleniyor, CHP korktu, sol kisveye büründü” derdik. CHP devlet kurmuştur, “kendi sentezi bir devlet” kurmuştur; kurduğu İngiliz hesabınadır; Komünizm ile Batı arasına giren “tampon”dur ve bunun böyle olmasının “Bağımsız Türkiye!” ile çelişen hiçbir yanı yoktur.

Devamını oku: CHP fenomeni

İşimize bakalım

kukla2-cr“Alaturka” artık bilimsel bir terim, Türkiye’yi açıklıyor. Dünkü her şey bugün de yerli yerinde, sadece “anayasasızlık” durumu var.

Neredeyse seçime katılan bütün partiler birer “suç örgütü” gibi çalışırken, tümü birden sözbirliği etmiş, aynı yasal mevzuata tabi olan HDP’yi “gayrimeşru” ilan ettiler. HDP’li olmaktan da ileri, HDP seçmeni olmak bile hapsi boylamak demek. “Anayasasızlık” durumunda bunlar normal.

Normal olmayan, HDP’nin de kendine biçileni normal sayması. Bütün partiler, kanuni olmadığını da ilave ederek binbir türlü ittifaklar kurarken HDP “Bölge harici!”nde buna cesaret edemiyor. “Türkiye’nin Batı illerinde ‘güçlü’ olduğu yerlerde kendi adayları ile seçime katılma” kararını açıklıyor. Bu karar sözü, “CHP-İYİ Parti ittifakına oy verelim”e götürüyor. Hem de yerel seçimde!

Devamını oku: İşimize bakalım

Türkiye Fransa’ya çok benzer (IV)

kastamonu-cr1906 KASTAMONU AYAKLANMASI

1906 yılına gelindiğinde durum büsbütün kötüleşmişti. “Şahsi Vergi”nin kaldırılması için 14 Ocak 1906'da Kastamonu'dan merkeze telgraflar gelmeye başladı. Gelen telgraflara sinen isyankâr dil ve arkasında yatan kararlılık, padişah Abdülhamit'i endişeye sevketti. Ve 1906 yılının ilk ayaklanması Kastamonu'dan başladı. (Aktaran: Muammer Demirel, s. 11.)

Kastamonu'da düzene karşı duyulan derin öfkeyi Ocak ayında yapılan belediye seçimleri dışavurdu. Şehir halkı, seçimi boykot etti. Halk kendi içinden bir heyet seçip askerî komutana gönderdi ve belediye harcamalarının askeriye tarafından denetlenmesini istedi. Halk ayrıca, harcamaları kontrol için, güvendiği kişilerin belediye meclisine seçilmesi şartını da koştu. Halkın öfkesinin özellikle “Şahsi Vergi”ye yönelmesi nedensiz veya rastlantı değildi. Çünkü tüm yüksek rütbeli ve yüksek gelirli devlet memurları bu vergiden muaftı. Kastamonu halkının başkente çektiği telgraflarda şehrin tüm şahsi vergilerin, çok zengin olduğu halde tek kuruş vergi vermeyen Vali Enis Paşa'dan alınmasını istemesinde herhangi bir mantıksızlık bulunmuyordu. (Başbakanlık Arşivi, YM, Nr.11-440 ve Nr. ll-438. akt: M.D. s.10.)

Devamını oku: Türkiye Fransa’ya çok benzer (IV)