Siyasetin sırrı

kukla1-crHDP Onursal Başkanı Ertuğrul Kürkçü, Selahattin Demirtaş ile Partisi’nin ilişkilerini sorgulayan bir soruya şöyle cevap veriyor:

"Kimileri Demirtaş’ı, HDP’nin merkezi konsensüsünü aşan arzularının nesnesi olarak görme eğilimindeler. Ancak biz partide beraber çalışan insanlar olarak daha başka bir hayat tahayyül ediyoruz."

Güzel bir cevap ve “sorunu” anlatıyor. Şöyle bakalım: “Dışarı”dan sorulmuş, “içeriden” cevap verilmiş. Demirtaş-HDP ilişkisi bir “iç ilişki” varsayılmış. Oysa bir de HDP’nin sayıları milyonlarca seçmeni var, seçmenle HDP ilişkisi burada dış ilişkidir, Ertuğrul Kürkçü’nün cevabı bunu da kapsamalıydı.

Devamını oku: Siyasetin sırrı

Hangi Mustafa?

mesrutiyet-1908-bw-cr29 Ekim’deyiz. Yeniden “Cumhuriyet Mitingleri”ndeyiz. Bu kez şu farklı, Ergenekon artık Erdoğan’ın arkasında.

Laf Cumhuriyet’ten açılmışken sürdürelim.

Konuya Marksist açıdan (Troçki) bakılsa daha sağlıklı olacak gibi. Cumhuriyet 1908’de, “hepimizin” olan genel cumhuriyet olarak kuruldu. Peltemsi idi, aramızda çıkan büyük –derin– kavgalarda şekillendi ve nihayet 1923’de “Zümre Cumhuriyeti” olarak başı bağlandı. Elimizde olandır.

Devamını oku: Hangi Mustafa?

İstanbul siyaseti

istanbul-kusbakisi-bw-crÖnümüzdeki yerel seçim İstanbul’da “yerelliği” aşmıştır.

Dananın kuyruğu İstanbul’da kopacak, bize sadece kuyruk kalacaktır. Sebebi, siyaseti aritmetik görmemizdir, oysa cebirdir.

CHP önümüzdeki yerel seçimde İstanbul’da kırılacaktır. Ne yana gitse bundan kaçınamaz, çünkü rant yemenin siyasette birbirini yemekten başka biçimini bilmeyen bileşenlerden oluşmaktadır. CHP’de de siyaset zenginleşmenin en kestirme yoludur, parti içi iktidar kavgalarını şekillendirmektedir. CHP bütün olarak AKP’ye karşı, bileşenlerine ayrıştığında ise tümü bin razıdır.

Devamını oku: İstanbul siyaseti

Bilip yazmak

tip-geliyor-bw-crTİP’li iki genç adam HDP’den milletvekili seçilip sonra kendi partilerine dönmüş. Sol soruşturma başlıyor: “Sizin TİP ismini almanız meşru değildir.”

Niye?

“Bakınız, Tarık Ziya Ekinci de bu yaptığınıza karşı çıkıyor.” (Ersen Olgaç ve görüşüne katılanlar.)

Neredeyiz ve hangi devirdeyiz?

Devamını oku: Bilip yazmak

Sırtında yumurta küfesi…

behiceboran-tip-crFacebook’da gördüm, İrfan Aktan yazmış; Behice Boran’ın ve arkadaşlarının 12 Mart TİP duruşmalarında Partinin “Kürtlerin varlığı”nı kabul ettiğine dair kongre kararının arkasında durmadıklarını söylüyor.

Doğrusu bu değildir. “Kürt meselesi” bağlamında TİP’in kurumsal kimliği yargılandı. Behice Boran siyasetçiydi ama aynı zamanda sosyologdu, bilim insanıydı. Savunmasında Misakımillî hudutları içinde “tek bir millet oluşturulamadığını” bilimsel analiz yaparak ortaya koymuştu. Ünlü dünya tarihçisi Eric Hobsbawm da dava dosyasına gönderdiği görüşleriyle Boran’ın savunmasına destek vermişti. Savunması bittiğinde Hâkim, "sizi tanımak şerefi de sizi yargılamak bedbahtlığı da bize nasip oldu" demişti. Bu sözünden dolayı o hâkim hemen görevden alınmıştı. TİP yöneticileri ise 141-142’den yargılanıp mahkûm olmuşlardı. Gerçi anılan kongre kararını yanlış değil “zamansız” bulan birileri olmuştu ama bu sonraki zamanlardaydı. Kürt hareketi hakkında yazanların, bu hareketle sosyalistlerin nasıl ilişki kuracaklarını tayin etme tekeli ellerindeymiş gibi yazmaları, Kürt halkının mücadelesine zarar verir.

Baltayı taşa vurmak

inonu-mecliste-crSon zamanın moda sözü: “Namusluların da en az namussuzlar kadar cesur olması lazım."

Niye?

Tayyip Erdoğan’a Kılıçdaroğlu “Amerikancı” demiş, Erdoğan da İsmet Paşa’nın Amerikan Bayrağı salladığı fotoğrafını çıkarıp milletin gözüne tutmuş… Al sana solu da kapsayan bitmez tükenmez bir “bağımsızlık” tartışması.

Tayyip Erdoğan’ın “Amerikancı” olduğunu saklamak olanaksız; bunu kendisi de zaten övünerek her zaman açık ediyor; sadece İsmet Paşa için kullandığı yöntem ilkel. Gerçeğe bakmak lazım.

Devamını oku: Baltayı taşa vurmak

HDP kimliği oluşturmak

tip-bas-atay-bw-crHDP milletvekilleri Erkan Baş ve Barış Atay’ın ayrılıp kendi partileri TİP’e geçmesi eleştirildi.

Eleştirinin biçimi ve dozu kapsayıcı olmayan bir HDP kimliğinin oluşma ihtimalini ima etti; “Kürt oyları ile seçildiniz, bu yaptığınız oldu mu?” gibisinden. Ersen Olgaç’ın eleştirisi ise çocukça; “Hapsolmaktan mı korktunuz?” Doğan Özgüden ise iki milletvekilinin HDP yönetimi tarafından TİP’e uğurlanışını yadırgamış. Bana göre bu da eksik bir değerlendirme. Bu arkadaşların, HDP’nin temsiline talip olduğu sosyal –ve sınıfsal– mücadele alanının dışında bir yere değil, aynı alanda yer alan kendi “kapsayıcı” partilerini örgütlemeye gittiklerini düşünmemiz daha isabetli bir bakış olur gibi geliyor.

Devamını oku: HDP kimliği oluşturmak

Oportünist olalım!

tcmb-bw-crMali politikalar Erdoğan’ındır, para politikası TCMB’nin…

Erdoğan faiz düşük olsun ister, TCMB, TÜSİAD’ın gözünün içine bakar.

TÜSİAD ‘PARA’nın sahibidir; Parası’nın KÂR’ı FAİZ’dir; elbette en yükseğini isteyecektir.

Şimdi bugün, Erdoğan ile TÜSİAD arasına giren kara kediyi tartışmaktayız.

Bu tartışma ile sınırlı bir soru; Erdoğan’dan yana mıyız, yoksa TÜSİAD’dan mı?

Devamını oku: Oportünist olalım!

Durum berbat

erdogan-uniforma-bw-crSiyasette, ekonomide, işte uğraşta Türkiye’nin durumu berbat. Kötü olan her şeye AKP Genel Başkanı R. Tayyip Erdoğan’ın inatla izlediği “popülist” politikaların yol açtığında birleşiyoruz. “Popülizm” sandığımız kadar kötü bir şey değil, unutuyoruz.

Hasan Cemal F-16 gürültüsü duymuş, “darbe mi oldu?” diye çok korkmuş. Oysa darbe hâlâ ve ancak yerde, öyle ise mutlak tank ile mümkündür; F-16 ile olsa olsa “suikast” yapılabilir, bunu da zaten deneylerimizden biliyoruz; ama artık yerli İHA’lardan sonra buna da gerek kalmadı. Ama biz, F-16 korkusunu ha bire açık etmenin “genç subaylar huzursuz” demekle eşdeğer olduğunu, 2. Cumhuriyet efradı özelinde bakarsak “darbe beklentisine” karşılık düştüğünü biliriz; bunu aynen bu şekilde, üstelik “Yeni Demokrasi (H)” naraları atılırken Kızılcık’da yazmışlığımız da vardır. Salgın bir “huy”dur bu, demokrasi onların beklediğini vermezse eğer, kanında “Kemalizm” taşıyanlarda görülür.

Devamını oku: Durum berbat

Tahtakurusu imiş

albayrak-yep-bw-crİşçiler tahtakurusu içinde uyumakta imiş.

Şükretsinler, Kırım-Kongo kanamalı ateşli “kene” de olabilirdi.

Şaka değil, sorun daha büyük.

Mikro ölçekte doğal ayrıca.

“Sermaye saldırısı” diyoruz.

Peki “işçi-emekçi saldırısı” nerede?

Devamını oku: Tahtakurusu imiş