ABD İran'ın kültürel sit alanlarını yok ederse, Başkan Trump uluslararası hukuk açısından cezaî sorumlu olacaktır

persepolis-crABD kültürel varlıklara karşı her türlü düşmanca eylemi yasaklayan Lahey Silahlı Çatışma Halinde Kültür Mallarının Korunması Sözleşmesi'nin imzacısıdır.

ABD Başkanı Donald Trump, ABD vatandaşları veya varlıkları İran tarafından vurulursa bir misilleme biçimi olarak doğrudan İran'ın kültürel mirasını tahrip etmekle tehdit etti. 4 Ocak’ta attığı tweet şöyle:

“Eğer İran Amerikalılara ya da Amerikan varlıklarına saldırırsa, 52 İran hedefi belirledik (yıllar önce İran’ın rehin aldığı 52 ABD vatandaşını temsilen), bazıları İran ve İran kültürü için çok üst düzeyde ve önemli, ve bu hedefler ve bizzat İran ÇOK HIZLI VE ÇOK SERT VURULACAKTIR. ABD artık tehdit istemiyor!”

Ertesi gün Airforce One'da gazetecilere konuşurken düşüncesini şöyle açıkladı, “İnsanlarımıza işkence yapmalarına ve sakat bırakmalarına izin var; yol kenarına bomba yerleştirmelerine ve insanlarımızı havaya uçurmalarına izin var. Ve bizim onların kültürel sit alanlarına dokunmamıza izin yok. Bu böyle yürümez."

Bir devlet başkanı siyasi ve askerî bir çatışmanın bir parçası olarak kültürel mirası en son 24 Nisan 1942'de açıkça hedeflemişti. Alman şehirlerini İngilizlerin bombalamasına öfkelenen Nazi hükümeti, "İngiltere'de Baedeker Rehberi’nde üç yıldızla gösterilen her binayı bombalayacağız", diye ilan etmişti, o yüzden tarihî Exeter, Bath, York, Norwich ve Canterbury şehirlerini vuran operasyona "Baedeker Saldırıları" dendi. İngiliz ve Müttefiklerin bu saldırılara verdiği tepki de son derece yıkıcıydı; Almanya'nın binden fazla tarihî şehri savaşın sonunda moloz yığınına dönmüştü.

persepolis-2-scMamafih kültürel miras son zamanlarda da ilan edilmemiş savaşlar sürecinde hedef alındı. 1991'de bir Sırp milis gücünün Dubrovnik'i bombalaması Dünya Mirası şehrin 300'den fazla binasına zarar verdi. Bu eylem için, Amiral Miodrag Jokiç, BM Eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından yedi yıl hapse mahkûm edildi.

Timbuktu anıt mezarlarının 2012’de Selefiler tarafından tahrip edilmesini Uluslararası Lahey Ceza Mahkemesi inceledi ve 2015’de bu eylemlerin failleri dokuz yıl hapse mahkûm edildi.

Kültürel mirasın hedeflenmesi, İslam Devleti'nin veya bilinen adıyla DAEŞ'in propaganda aracı olarak büyük bir etkiyle kullanıldı. Palmira'nın Bel ve Baal Şamin tapınaklarının 2015’de havaya uçurulması, bu kasıtlı yıkım eylemlerinin en sarsıcı olanıydı.

İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra, Avrupa, Asya ve diğer bölgelerde kültürel mirasın kitlesel imhasıyla karşı karşıya kalan uluslararası topluluk, ilk olarak 1930'larda Rus ressam ve filozof Nicholas Roerich’in ortaya attığı bir fikri, çatışma durumunda kültürel mirasın korunması için Sanatsal ve Bilimsel Kurumlar ve Tarihî Anıtların Korunması antlaşmasını (Roerich Paktı) görüştü. O dönemde, bu anlayış ABD hükümeti tarafından sıcak karşılanarak desteklendi ve ABD 1935’de bunu onaylayan ilk ülke oldu.

Savaştan sonra, UNESCO resmî bir uluslararası anlaşma için harekete önderlik etti ve 1954'te Lahey'de Silahlı Çatışma Halinde Kültür Mallarının Korunması Sözleşmesi kabul edildi.

Halen 133 ülkenin imzaladığı ve ABD’nin 2009’da, İran’ın 1959'da onayladığı bu sözleşme, taraf devletlerin yükümlülüklerini açıkça belirtmektedir:

“1. Yüksek Âkıd Taraflar, gerek kendi ülkeleri üzerinde gerek diğer Yüksek Âkıd Tarafların ülkelerinde bulunan kültür mallarıyla bunların korunma tesislerini ve civarlarındaki yerleri, silâhlı bir çatışma halinde bu eserleri tahribe veya bozulmaya maruz bırakabilecek maksatlar için kullanmaktan sakınmak ve bu mallara karşı her türlü düşmanca davranıştan kaçınmak suretiyle işbu mallara riayeti taahhüt ederler.”

yezd-tarihi-sehir-scBu nedenle ABD başkanı tarafından ifade edilen tehditler, ülkesinin imzalamış olduğu bu uluslararası sözleşmenin şartlarını doğrudan ihlal etmektedir ve gerçekleştirilmesi durumunda suç teşkil edecektir.

Modern İran toprakları, tarih öncesinden klasik antik döneme oradan da modern zamanlara kadar insanlığın en büyük medeniyetlerine ev sahipliği yapmıştır. İran'ın bugün UNESCO Dünya Mirası Listesinde 24 sit alanı vardır. Kasıtlı bir saldırı muhtemelen tarihî şehirleri ve anıtları veya arkeolojik alanları hedef alacaktır.

İsfahan, Tebriz ve Yezd Dünya Mirası Listesindedir, ancak Şiraz gibi büyük öneme sahip başka tarihî şehirler de bulunmaktadır.

İsfahan'da iki yer vardır: 17. yüzyılın başında Büyük I. Şah Abbas tarafından yaptırılan geniş İmam Meydanı ve cami mimarisinin on iki yüzyıllık evrimini gösteren MS 841'de başlayan Mescid-i Cuma.

Tebriz’in tarihî çarşısı, şehrin Safevî krallığının başkenti olduğu 13. yüzyılda ünlenen bir dizi birbirine bağlı, üstü kapalı, tuğla yapılar ve binalardan oluşuyor. İran platosunun ortasındaki Yezd Tarihî Şehri, çölün sert koşullarına uyarlanmış bir şehrin en etkileyici örneklerinden biridir. Toprak mimarisiyle inşa edilmiştir, geleneksel bölgelerini, kehriz (yeraltı su kanalları) sistemini, evleri, çarşıları, hamamları, camileri, sinagogları ve Zerdüşt tapınaklarını korumuştur.

tebriz-tarihi-carsi-scKüresel öneme sahip başka bazı anıtlar, büyük Pers imparatorluğunun arkeolojik kalıntıları da dâhil, örneğin Persepolis sit alanı, Pasargad'daki Büyük İmparator Kyros'un mezarı, Behistun’daki Büyük I. Darius’un MÖ 521’den harika yazıtları.

Diğer anıtlar, örneğin Elam krallığının kutsal şehri (MÖ 1259), Çoğa Zenbil zigguratı [tapınak kulesi, ç.n.] veya İlhanlılar (Moğol) döneminde (13. yüzyıl) kısmen yeniden inşa edilen ana Zerdüşt tapınağını ve Anahita'ya adanmış bir Sâsânî dönemi (MS 6. ve 7. yüzyıllar) mabedini içeren kuzeybatı İran'daki Taht-ı Süleyman arkeolojik alanı, İran'ın uzun ve karmaşık tarihini sergiler.

İlhanlılar hanedanının başkenti Sultaniye’de 1302-12 yılları arasında inşa edilen Olcaytu Türbesi, Fars mimarisinin başarısının olağanüstü bir örneği onun İslam mimarisindeki gelişiminin temel bir anıtıdır. Son olarak, Tahran'daki ihtişamlı Gülistan Sarayı, Kaçar döneminin bir başyapıtı olarak önceki Fars el sanatları ve mimarisinin Batı etkileriyle başarılı bir şekilde bütünleşmesini cismeder.

ABD gerçekten insanlık mirasının bu olağanüstü örneklerini yok edecek mi? Trump’ın tweet'i abartılı bir laf olarak kalabilir, ancak tek başına ABD başkanının böyle bir tehdit savurabilmesi olgusu bile çok büyük bir endişe konusudur.

* Francesco Bandarin, bir mimar ve UNESCO’da eski bir kıdemli görevlidir, Dünya Mirası Merkezi  direktörlüğü (2000-2010) ve kültür konusunda genel müdür yardımcılığı (2010-18) yapmıştır.

Francesco Bandarin, “If the US destroys Iranian cultural sites, President Trump will be criminally liable by international law”, The Art Newspaper, 6 Ocak 2020.
Çeviri: Kızılcık.