Teori ve politika

kukla3-crSüzme akıl gidişatın tüm dünyada diktatörce siyasi rejimlere doğru gidildiğini görüyor. Aptallık da var; otoriter siyasete “popülizm” deniliyor. Korkut Boratav “yükselen neofaşizmin ‘popülizm’ denilerek aklanmasına” işaretle bu aymazlığa dikkat çekiyor.

Uyanmış değiliz. Türkiye’de devlet kendini değiştiriyor, biz değiştiremiyoruz. Önümüzde yerel seçim var; bu seçimi “Neo-faşizme geçit yok!” sathına dönüştüremiyoruz. Asıl kendimize şaşmamız gerekirken eline geçen her şeyi kırıp döken AKP iktidarının yaptıklarına şaşırıyoruz.

Temel sorun bildiğimizdir; “Emperyalist paylaşım”.
Şu farkla: Her ülke artık emperyalist; ya da heveslisi. Çin ve Rusya da…

Gücü yetmeyen kendi içine dönüyor; ezeceği, en azından koruyacağı bir pazarı varsa şahinleşiyor. Türkiye özelinde “Kürt” dendiğinde bu Pazar zaten var ve Türkiye bu nedenle “Ortadoğu bataklığı!”na sulanıyor. Burnumuzun dibinde Yunanistan. “Doğu Akdeniz”de doğmamış çocuğa don biçmek vâri bir siyasetle TSK çullanıyor; ucu tüm dünyayı gıdıklamaya varan bir cesaretle…

TÜSİAD darda; çökeceği bölgesel pazarları AKP siyaseti ile birlikte arıyor. TÜSİAD’ın içinde “iç Pazar mahkûmu” bir güç var; henüz buraya çomak sokacak bir siyaset ortaya konulabilmiş değil.

Sola bakınca şu görünüyor: Teori mi, politika mı?

Uzun ve derin bir bahis. Her ikisi de taş taş üstüne konularak yapılacak iştir. Kimse kendi üstünde bir tuğla istemediği için tuğla üstüne tuğla konulamıyor. Baş mesele ise “Kürtler”; sanki neo-faşizm Kürtleri arkalayacak ve bizi boğacakmış gibi, ya da biz Kürtleri keyfimizce boğazlamaya yetermişiz gibi bir “gerçek üstücülük” hepimizin bir yanını ısırmaktadır.

Elimizde bir HDP var. Basiretsizliğimizden, neredeyse AKP onu da elimizden alacak! Bir antifaşist politika geliştiremeyen Sol’umuz devreye aklın girmesini de olumsuz tefsir ederek celladının işini kolaylaştırıyor.

Siyasette telafisi mümkün hatalar elbette vardır fakat burada sözünü ettiğimiz hata hemen fark edilip düzeltilemezse, düzeltemezsek, ….

Düşünmesi dahi ürkütücü.