Arşivden

Demokratik özerklik önerisiyle bir diyalog
Kızılcık, Sayı 45 (Kasım-Aralık 2011)

TİP yeniden kurulurken

behice-boran-crSol kamuoyuna 150 imzalı bir çağrı metni açıklanarak Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP) yeniden kurulduğu duyuruldu. Birbirinin devamı olduklarını varsayarsak, kurulan 3. TİP oluyor. Önceki TİP’lerde yönetici veya üye olarak siyaset yapanlardan halen hayatta olanları, –birkaç isim dışında– kuruluş çağrısına sıcak bakmadılar; yapılanı eleştirenler, öfke duyanlar, ilgisiz kalanlar, “anılarımız bize kalsın” diyenler çoğunluktaydı.

1960 sonrası Türkiye solunun neredeyse tamamının içinden çıktığı TİP’in ismi, siyasal miras tartışmasının konusu olamaz; hepimiz mirasçısıyız. Ancak, TİP’in adını üzerine alarak sosyalizm mücadelesine devam etmek isteyen genç kuşak komünistler, yaşanmış fakat kendilerine aktarılmamış bir gerçeği öğrenme hakkına sahiptirler; bu görev bana düştü. Bu gerçeklik bilinirse, kurulan “yeni TİP”in kuruluş süreci, sosyalist siyasi mücadele bakımından yeni bir başlangıç olabilir.

Böylesi özgün kararlar aynı zamanda fırsat olarak da değerlendirilebilir.

Ayrıntıları veya doğacak soruları sonradan cevaplandırmak üzere çok kısa bir TİP değerlendirmesini dikkate sunuyorum:

TÜRKİYE’DE SOVYET SOSYALİZMİ

Türkiye’de 1980 öncesinde Sovyet sosyalizmini savunan siyasi parti ve hareketler şunlardı:

1. Türkiye Komünist Partisi (TKP)

2. Türkiye İşçi Partisi (TİP)

3. Türkiye Sosyalist İşçi Partisi (TSİP)

4. Türkiye Kürdistanı Sosyalist Partisi (PSK)

5. Devrimci Doğu Kültür Derneği (DDKD)

6. Türkiye Komünist Emek Partisi (TKEP)

1980 yılı, bu siyasi parti ve hareketlerin illegaliteye geçişleri, 1990 yılı da Sovyet sosyalizminin yıkılışıdır. Bu siyasi parti ve hareketlerin her birinin kendi özgün tarihleri, 1980-1990 arasında da bir ortak tarihleri vardır. 1990 sonrasında ise ilk üç sıradaki Sovyetçi siyasi partiler kendi varlıklarına son verip SBKP’nin tanıyıp “kardeş parti” (ya da derin komintern üyesi) olarak kayda geçirdiği Sosyalist Birlik Partisi’nde birleşmişlerdir.

TİP-TSİP-TKP BİRLİĞİ

Kestirmeden bakarsak, TİP’in sosyalizm amacından vazgeçerek varlığını sonlandırdığı sonucuna varabiliriz; çünkü birleştiği TKP ve birleşilen TBKP, sosyalizm için mücadeleyi terketmiş bir partidir. TKP bu konuda 1987 yılından itibaren SBKP’nin emrine uymaya başlamıştır. TKP ve TBKP, 1987 yılından itibaren, Türkiye’de legaliteyi, serbest piyasa ekonomisini, “kapitalizmin demokratik gelişme varyantı” için mücadeleyi seçmiştir. Oysa TKP bu yolu seçtiğinde Behice Boran, Türkiye’ye dönerek “Legal Sosyalist bir kitle partisi” kurmayı Sovyetçi siyasi partilere (Sol Birlik) önermiş ve görüşünü –hatırladığım kadarıyla 1987 yılında– Gün Gazetesinde (Sami Alptekin) yayınlamıştır. Behice Boran’ın önerisi TKP dışındaki Sol Birlik partilerince sahiplenilmiş ve “Türkiye’ye toplu siyasi dönüş” kulvarına girilmiştir.

Bu gelişme TKP’yi rahatsız etmiş, birleşme görüşmeleri yürüttüğü TİP’i bu önerisinden vazgeçmeye zorlamıştır. Çünkü TKP o günlerde SBKP’den, Türkiye’de komünist mücadelenin likidasyonu emrini almış bulunuyordu. Zorlama sonuç verdi ve hem Behice Boran, hem Nihat Sargın, hem de diğer TİP yöneticileri (Can Açıkgöz, Zeki Kılıç vb.), karşı oldukları TBKP’nin kuruluşuna istemeyerek katıldılar. O sıra Behice Boran’ın bu geri adımını TKP’ye değil, “Kremlin Duvarı”na gömülme hatırına SBKP’ye verilmiş bir ödün” olarak değerlendirmiştik.

(Bu değerlendirmemiz samimi idi, Behice Boran’ın Kremlin Duvarı’na gömülmeyi hak etmiş az sayıda komünistlerden biri olduğunu düşünüyorduk.)

1980 öncesi Türkiye’de başlamış olan TİP-TSİP-TKP birleşme görüşmeleri bu kez TSİP-TBKP birleşmesi olarak sürdü fakat komünist mücadeleyi terk eden bir siyasi konsept ile bunu reddeden siyasi konseptin birleştirilmesinin imkansızlığı görüldü. TİP’li yoldaşlarımız (Can Açıkgöz ve Zeki Kılıç) bu aşamada “TSİP’i dışlayarak TBKP’yi kurmak şeklindeki TKP dayatmasına razı olmakla yanlış yaptıklarını” ortaya, projenin yürütücüsü olan (V. Sarısözen) arkadaşa açıkça söylediler.

Bu gelişme 1987 Kasım’ında Nihat Sargın ve Haydar Kutlu’nun Türkiye’ye dönüşleri ile başka bir mecraya girdi. “Türkiye’ye toplu siyasi dönüş” kararı bozguna uğradı ve bu olup bitenleri manipüle edenin SBKP olduğu, çağrıldığımız Moskova’da bize bizzat SBKP tarafından söylendi.

SBKP PLANI NE İDİ?

Komünist siyasi mücadelenin terk edilmesi dünya çapında bir projeydi, TBKP bunun Türkiye versiyonu idi. SBKP’nin Akdeniz Partileri sorumlusu “şef”ten dinlediğimiz şudur: “Haydar Kutlu ve Nihat Sargın’ın dönüşlerini sağlamak için ‘ticaret heyeti’ görünümü altında Türkiye’ye gittik. Adnan Kahveci ve Turgut Özal ile görüştük. TBKP’nin serbest piyasa düzeni ve kapitalist demokrasi için çalışacaklarına ikna ettik. Devlet himayesinde dönüşü kabul ettiler. İstanbul’a geçtik. İshak Alaton ve Cem Boyner ile görüştük. Sahiplenecekleri sözünü verdiler. Biliyorum; TSİP’liler olarak siz karşı çıkmıştınız, ‘işkence görürler, hapse atılırlar’, demiştiniz. Niçin böyle oldu?”

Cevabımız, “Siz Türk devletini tanımıyorsunuz” şeklinde oldu.

(Birkaç ay sonra –1988– Köln Radyosu’ndan Aydın Şenesen canlı yayında Adnan Kahveci’ye bağlanarak, “sözünüzde niçin durmadınız?” diyecek, “Türk devletini ben mi yönetiyorum lan?” cevabını alacaktır.)

Birleşme ve dönüş sürecinin YDH’ya (Cem Boyner) uzanmasının nedeni bu anlattıklarımdan çıkarılabilir.

Sonuç: Behice Boran komünist öldü, Haydar Kutlu komünist ölemeyecek!...