MST ve Brezilya’nın İktidar Yapısını Değiştirme Mücadelesi: Gilmar Mauro ile röportaj

mst-bw-cr1960'lı yıllarda, rivayet o ki, vali José Sarney bir grup sığır yetiştiricisi kafadarıyla ve Kuzeydoğu Brezilya'daki Maranhão eyaletinin hava fotoğraflarıyla bir masaya oturdu. Gruptakiler fotoğraflar üzerinde kalemle sınırlar işaretlediler ve araziyi böldüler. Sonrasında, on yıllar boyunca bu çiftlik sahipleri Brezilyalıların grilhagem dediği, arazilere el koymak üzere belgeleri değiştirme suçunu işlediler. Sarney ve şürekâsı milyonlarca hektarlık araziyi çitle çevirdiler, sonra ya orada yaşayan köylüleri kovdular, yol ile çit arasındaki kerpiç kulübelerden yerleşimlere mahkûm ettiler, ya da onları işçi olarak tuttular, çoğu zaman da ücretlerini kendi dükkânlarında geçen kuponlarla ödediler ve kimsenin kaçmaması için araziye silahlı devriye saldılar. Sarney'in denetimindeki Maranhão eyaleti ormansızlaştı ve çoğunluğu afro-brezilyalı ve yerli olan nüfusunun yaklaşık yarısı Güneydoğu'daki büyük şehirlere göç etti ve bunların bazılarının, örneğin São Paulo’nun, nüfusu birkaç on yılda beş kat arttı. José Sarney olayı, ki sonradan Brezilya başkanı (1985-89) ve üç kez Senato Başkanı olacaktır, kırsal alanlardaki büyük toprak sahiplerinin Brezilya'nın politik ve ekonomik hayatına nasıl hükmettiğini anlatan 500 yıllık hikâyenin sadece bir bölümüdür. Bugün onları temsil eden Brezilya Kongresi'ndeki en büyük siyasi grup, ruralistas, daha yeni, mevcut Başkan Michel Temer'le ilgili büyük çapta yolsuzluk suçlamalarını çoğunluk oylarıyla devre dışı bıraktılar. [i]

Amerika'daki diğer eski Avrupa kolonilerinin aksine, Brezilya hiç toprak reformu yapmadı. Dünyanın en eşitsiz toprak bölüşümüyle, nüfusun yüzde 3'ü ekilebilir arazinin yaklaşık üçte ikisinin sahibi. [ii] Eski başkan João Goulart 1964'te toprak reformu yapmaya kalkıştığında, ABD destekli bir askerî darbeyle görevden uzaklaştırılmıştı. [iii] Akabinde gelen diktatörlük 1980'lerin başında sonlanırken, Rio Grande do Sul eyaletinde Movimento de Trabalhadores Rurais Sem Terra (Topraksız Tarım İşçileri Hareketi, MST) denilen köylü tabanlı yeni bir sosyal hareket ortaya çıktı. Kurtuluş teolojisi ile Paulo Freire, Marx ve Gramsci gibi aydınların kuramlarını alıp uygulayan topraksız tarım işçileri, çalınan arazileri zaptetmek, tahliyelere karşı koymak (bazen hayatları pahasına) ve çiftçilik yapmak üzere gruplar halinde örgütlendiler. [iv]

MST, aile, köy, bölge, eyalet ve ülke düzeylerinde gönüllü meclisler vasıtasıyla yukarı ve aşağı doğru demokratik hesap verebilirliği sağlayan yenilikçi bir örgütlenme yapısıyla hızla ülke çapında yaygınlaştı. Şimdi 26 Brezilya eyaletinin hepsinde ve "MST’nin Dostları" gruplarıyla dünya çapında faaliyet gösteriyor. Toprak reformunu yasalaştırmak ve sosyalist bir toplum inşa etmek hedeflerine henüz ulaşamamış olsa da, hâlen ülke genelinde MST’nin toprak reformu köylerinde yaşayan ve çiftçilik yapan 400 bin aile var ve hareket hükümete bir dizi yenilikçi politika oluşturmak için başarıyla baskı yapıyor; örneğin eski Başkan Lula’nın imzaladığı, kırsal alanlardaki bütün devlet okullarının ve hastanelerin yemek programları için tüm gıdayı sübvansiyonlu fiyatlarla yerel aile çiftçilerinden almalarını şart koşan Programa de Aquisição de Alimentos (Gıda Alım Programı, PAA) gibi.

MST’nin 26 eyalet meclisinin her birinde belirli aralıklarla seçilen ikişer kişiden oluşan, cinsiyet açısından dengeli 52 kişilik bir ülke yönetimi bulunuyor. Gilmar Mauro, São Paulo eyaleti temsilcisi olarak ülke yönetiminin bir üyesi. Onunla 25 Ağustos 2017'de São Paulo'daki MST ülke sekreterliğinde, güncel siyasi durum ve küçük çiftçiler üzerindeki etkileri hakkında görüştüm.

Brezilya'da, yiyeceklerin çoğu hâlâ çiftçi aileler tarafından üretiliyor. Güncel siyasi koşullarda küçük çiftçiler hangi güçlüklerle karşılaşıyorlar?

Brezilya'nın tarımsal üretimin çoğu gerçekten çiftçi aileler tarafından gerçekleştiriliyor, ancak Michel Temer'in yönetimindeki mevcut darbe hükümetinin uyguladığı kesinti politikası ve programından en çok etkilenen grup da onlar. Buna örnek olarak kredilerden ve yatırımlardan mahrum kalmaları verilebilir. Bununla birlikte, Brezilya tarım sistemi Brezilya'nın ticaret açığını dengeleme stratejisinin bir parçası olarak ihracatı, özellikle de büyük ölçekli tarımı desteklemek üzere düzenlenmiştir. Ödenecek borçları da içeren hükümet harcamalarında büyük bir açık bulunduğundan, genel olarak emtia üretiminin tamamı, ister tarımda, isterse madencilikte olsun, ticaret dengesini istikrara kavuşturmak üzere bir ticaret fazlası hedefleyerek ihracata yönelmiştir. Dolayısıyla, yiyecek üretimiyle hayatta kalan milyonlarca aile çiftçisinin aleyhine, öncelik büyük sermayededir. Bu durumu değiştirmek zorundayız. Sanmıyorum ki, bu sadece Brezilya için geçerli olsun, fakat tarımsal üretim modelini değiştirmede büyük bir zorlukla karşı karşıyayız. Mevcut model hem çevreyi, hem de nüfusu zehirlemektedir. Bu tarımsal üretim modeli doğal kaynakları ve biyolojik çeşitliliği yoketmektedir. Tarım reformunun rolünü ele almak için toplumsal bir tartışma yürütmemiz gerekir, ve “Ne tür yiyecekler yemek istersiniz?” ve “Toprak, su ve doğal kaynakları nasıl kullanmak isteriz?” sorularını tartışmalıyız. Sermayenin işleyiş biçimi böyleyse işler eskisi gibi devam edecek, ancak bu nesil ve gelecektekiler üzerinde çevresel etkileri yaşanacaktır. Gıdayı büyük süpermarket zincirlerinden almaya devam ederseniz, sağlığınız ve onları üretenlerin sağlığı etkilenecektir. Ayrıca, çevreye zarar vermeyen, Brezilya’da ve dünyada tarımda kullanabileceğimiz teknolojiler ve teknolojik paradigmalar üzerine tartışmalara geri dönmeliyiz; tarım ekolojisinin (agro-ekoloji) şu anda yaşamakta olduğumuz modelden çok daha sürdürülebilir bir ekonomik ve toplumsal alternatif sunduğunu düşünüyoruz.

İngilizce basın –görünüşte ilerici gazeteler bile– MST'yi tanımlamak için Brezilya medyasında hâkim muhafazakâr dili benimsedi. Örneğin, MST'nin birkaç plantasyonu "istila ettiğini" (invade) belirten yeni bir Guardian makalesi gördüm. MST neden bu faaliyetleri tanımlamak için "işgal" (occupation) kelimesini kullanıyor?

"İşgal", kullandığımız bir terimdir, çünkü Brezilya toplumunun çeşitli sektörleri tarafından yasa dışı olarak el koyulan geniş arazi varlıklarıyla ilişkili bir terimdir, hem kamu parasını arazi almak için kullanan rüşvetçi politikacıları, hem de grilhagem denilen büyük arazilere el koymak üzere sahte evrak düzenlenmesini kapsar. Sana São Paulo eyaletinden belirli bir örnek verebilirim. ABD'de de faaliyet gösteren bir portakal suyu üreticisi olan Cutrale, aslında 1908'de veya 1909'da federal hükümet tarafından yeni gelen Avrupalı göçmenlere tahsis edilen topraklara el koymuştur. Köyler hiçbir zaman yapılmamış, ve araziyi, doğal kaynaklarını yok eden ekonomik gruplar yasadışı olarak gaspetmiştir. Biz “işgal” sözcüğünü, büyük ölçekli çiftlik sahipleri ve çiftçilerin kullandığı, yasadışı yollardan ele geçirilmiş, fakat toplumsal işlevlerini yerine getirebilecek olan, yerine getirmeleri gereken topraklara el koyulmasını tanımlamak için kullanıyoruz. Bizce, MST'ye ve toprak reformuna karşı çok büyük güçlükler çıkarılmasının sebebi de budur. Konuya tarihi bağlamında bakalım. Araziyi düzenleyen ilk yasamız 1850'de kabul edildi ve kölelik 1888'de kaldırıldı. 1850'den önce arazi kamuya aitti ve köle emeği ile çiftçilik yapılıyordu. 1850'de arazi satın alınabilir ve satılabilir hale geldi ve 1888'de kölelik kaldırılarak emekçiler özgürlüklerine kavuştu. Kölelerin Brezilya'da arazi satın alacak parası yoktu. Ve toprak reformlarının kırsal alanda kapitalizmi geliştirmenin bir yolu olarak gerçekleştirildiği dünyanın çoğu yerinden farklı olarak (örneğin Fransız Devrimi sırasında burjuvazi ile köylüler arasında, şehirlerdeki işçiler için hammadde ve gıda üretmek üzere kurulan ittifakın hikayesi, böylelikle endüstri, tarımı pazara dönüştürebilecekti), Brezilya’da hiç toprak reformu yapılmadı. Brezilya, toprak bölüşümüne miras yoluyla kalan idari birimlerle (capitanias hereditárias, ç.n.) başladı; daha sonra, sesmarias denilen büyük arazi hibeleriyle plantasyon ekonomisi Brezilya'daki mevcut durumuna geldi ve pekişti. Bu nedenle, toprak ve tarım reformu mücadelesi, Brezilya'da tarihî ve temel bir mücadeledir. Biz [MST] işgalleri tarım reformuna yönelik bir baskı biçimi olarak örgütlüyoruz. Brezilya'da toprağa yerleşmeye izin veren bir kanun var. Bir arazi toplumsal işlevini yerine getirmezse, teorik olarak, istimlak edilebilir. Arazinin toplumsal işlevini yerine getirmesi için, çevreye ve federal iş yasalarına saygılı biçimde makul bir üretim yapılmalıdır. Çoğu plantasyon ve çiftlik sahibi çevreye veya iş yasalarına uymazlar, ve verimsiz arazilerini bile nadiren yeniden bölüştürürler. Başka bir deyişle, tarihî siyasi bir sorunumuz var. Bu yüzden, tarım reformu için verilen mücadele, Brezilya'nın iktidar yapısını değiştirmek için verilen mücadeledir diyoruz. Brezilya'da siyasi iktidarın kökleri, tarihte ve bugün, topraktadır. Tarım reformu, ülkemizin tarihî siyasi sorunlarından birini çözmenin bir yoludur.

MST, Partido dos Trabalhadores'in (İşçi Partisi, PT) güçlenmesinde önemli bir aktördü. PT’nin üç tarihî çağrısı Siyasal Reform, Kentsel Reform ve Tarım Reformu idi. 13 yıllık iktidarda, ne Lula, ne de Dilma Rousseff yönetimi bu vaatlerden hiçbirini yerine getirmeyi başaramadı. MST neden eski başkan Lula'ya ve PT’ye destek vermeye devam ediyor?

İyi bir soru, bu Brezilya’daki siyasi mücadeleyle ilgili. Doğrudur. Brezilya'da tarım reformu gerçekleşmedi. Yerleşim politikalarımız var. Bu yerleşim politikaları, Brezilya kırsalında çok fazla mücadele ve ölümün sonucudur. PT'nin çözmediği, Brezilya'da kimsenin çözmediği tarihî bir sorun var, ve biz siyasi güç dengesini köklü tarımsal ve kentsel reformlardan yana perspektifleri geliştirmek üzere değiştirmeliyiz. MST her zaman kendisini Brezilya siyasetinde özerk bir sosyal hareket olarak konumlandırmıştır. Siyasi özerkliğe sahiptir. Organik olarak hiçbir siyasi partiye bağlı değildir ve Brezilya solundaki tüm siyasi partilere saygı duyuyoruz. Fakat Brezilya'da ve dünyada bir gerileme durumunu yaşıyoruz, sadece neo-liberal değil, tam bir neo-faşist ideolojiye sahip güçler, başka tarihî kriz dönemlerinde olduğu gibi büyüyor. Brezilya'da bir darbe ile karşı karşıyayız — siyasi bir darbe. Bu siyasi darbe, son yıllarda işçi sınıfının elde ettiği, Lula ve Dilma hükümetleri dönemindekiler de dâhil, kazanımları yok etmek üzere iktidarı ele geçirmeyi ve bir dizi geriye dönüş önlemini almayı amaçlıyor. Açıkçası köklü yapısal reformlarda ilerleme kaydedemiştik, ama önemli toplumsal ileri adımlar atılmıştı; şimdi [mevcut yönetimin altında] yürürlükten kaldırılıyorlar. Brezilya’ya da özel değil bu. Dünyanın farklı yerlerinde yaşanıyor, çünkü değerlendirdiğimiz kadarıyla kısa vadede bir çıkış yolunun gözükmediği uzamış bir kriz var. Doğrusu, kapitalist çerçeve içinde ekonomik krizden çıkmanın bir yolu var mıdır, bilmiyorum. İnsanlığın bir kısmının artık bu üretim tarzında yeri yok. İktidarın karşısına çıkıyoruz ve yenilgilere direniyoruz. İşte bu nedenle şu anda Lula'yı destekliyoruz. Direnişi şekillendirmek için eylemlerde bulunuyoruz, toplumsal reformlarla ilerlenmesi için onu başkanlığa seçmek de dâhil buna. Yine de Brezilya toplumu için istediğimiz bu değil. Bir toplumsallaşma perspektifiyle ilerlemek istiyoruz. Sosyalizmi yalnızca Brezilya için değil, insanlık için siyasi ve ekonomik bir alternatif olarak savunuyoruz. Bununla birlikte, MST'nin bunu tek başına gerçekleştireceği koşullar yok. MST, tarım reformunu zorlayacak kadar güçlü değil. Tarım reformu ve tarımsal model değişiklikleri, tüm Brezilya işçi sınıfı içinde yapılacak bir tartışmaya ve iktidar yapısında değişikliklere bağlı. MST önemli bir aktör, ama bir dizi aktörün içinde yalnızca bir aktör. Birlikte, çok sayıda farklılık barındıran Frente Brasil Popular’ı (Brezilya Halk Cephesi, FBP) oluşturduk. Oysa ortak düşmanlarla karşılaşmak zorunda olduğumuzu ve birleşik bir siyasi kültür oluşturmamız gerektiğini anlıyoruz. Brezilya seçimleri için bir siyasi birlik kültürümüz var, ancak orta ve uzun vade için geniş cepheler oluşturma konusunda bir siyasi kültürümüz yok. Ve şimdi bu süreç içindeyiz. Bu ittifakları hep bir düğünle karşılaştırırım. İki kişi evlenirler. Farklıdırlar, aynı cinsiyetten olsalar bile, gene de ortak projeleri vardır ve onları birlikte geliştirirler. Bu evlilikte bir kişi diğerine hükmetmeğe başlarsa, hiçbiri gelişemez, ve çoğu kez evlilik dağılır. İşte siyasi ittifaklar da böyle. Ortak projelerin ortak hedefleri vardır, ve bu hedefleri birlikte oluşturmalıyız. Statik hedefler ve stratejik hedefler vardır. Taktiğimiz, Brezilya'da ve uluslararası düzeyde tüm ilerici aktörlerle faşist ideolojiye ve gerilemeye karşı koymak için ittifak peşinde koşmaktır. İttifakların bu gökkuşağı birçok insana uyar, bizim de cömert ve sabırlı olmamız lazım. Çocuk yetiştirmek gibi bir şey. Birçok insan gibi, benim de çocuklarım var. "Yıkandın mı? Odanı temizledin mi?” demeliyiz. Sol, koalisyon kurmada tarihî bir sabra sahip olmalıdır. Bizim bakış açımıza göre, kimse mutlak gerçeğin sahibi değildir, ancak herkesin hedefleri vardır. Hepimizin fikirleri var ve ortak düşmanlara karşı koymak için ortak fikirlerimiz hakkında konuşmalıyız. Bazıları neo-liberal düzenin üstesinden gelmek isteyebilir, diğerleri darbeye ve neo-faşist fikirlere karşı koymak noktasına gidebilir, ama sosyalizme kadar tüm yolu katetmek istemez. Bu bahsi süreç ortaya çıktıkça görüşeceğiz ve tartışacağız, ancak hegemonya arayışı içinde olarak veya başkalarının bizi homojenleştirmesine izin vererek değil. Bundan dolayı, PT müttefikimizdir, Central Unica de Trabalhadores (Birleşik İşçiler Merkezi, CUT), CUT işçi federasyonu müttefikimizdir, Brezilya'da halkın sosyal hareketleri müttefiklerimizdir, ve diğer sol siyasi partiler de tarihin bu anında müttefiklerimizdir. 

Uzun yıllardır yaşanan en büyük genel grev 28 Nisan'da gerçekleşti. [Sendikalara göre 35 milyonun üzerinde çalışan katılmıştır, ç.n.] Ertesi ay, Brasilia'da, bu şehrin tarihindeki en büyük protesto gösterisi yapıldı. O sırada darbe hükümetine karşı mücadele hız kazanıyor gibiydi. İkinci genel grev, Belo Horizonte ve Brasilia gibi bazı şehirlerde etkili olmasına rağmen, ilk grev kadar büyük değildi. Ve Michel Temer'e karşı yolsuzluk iddialarının Kongre tarafından reddedildiği gece sokaklarda pek fazla protesto görülmedi. Örgütlü sol, şu an için güç kaybediyor gibi görünebilir. Bu analiz doğru mu? 2016 darbesinin daha da pekişmesine karşı mücadelede bundan sonra atılacak adımlar nelerdir?

Muhtemelen bizler için ve tüm dünya için temel mesele bu. Yapısal bir sorun var. Bazen sol, açıkça var olan ideolojik farklılıklara odaklanır –sol kesimlerin kooptasyonu da göz ardı edilemez, var olan bir şey çünkü–, ama dünyada süregelen yapısal bir sorunu unutur. Kapitalist üretken yapı içerisinde tüm dünyada değişen bir süreç var. 1950'lerde ve 1960'larda başlayan üretken yapılaşma, bugün kullanılan yeni teknolojiler ve malzemeler nedeniyle değişiyor. Fordist üretim modeli büyük çapta stok yarattı, üretim hattı mantığını kullandı ve devamlı devresel aşırı üretim krizleri üretti. [v] Tüm dünyada bu, kısmen Toyota üretim modelinin kullanılmasıyla değişti, ki dünya genelinde mükemmel hale getirilmektedir. Daha ileri gitmeyeyim, çünkü cevabım çok uzun ve karmaşık hale gelebilir, ama dünyanın en büyük taksi şirketinin tek bir taksi sahibi olmadığı bir zamanda yaşamaktayız. En büyük otel şirketi tek bir odaya sahip değil. Büyük işletmelerin artık resmî çalışanları yok. İşyerindeki bu zayıflama ve dış kaynak kullanımı süreci tüm dünya için bir gerçekliktir. Neden bunu söylüyorum? Çünkü bu işçi sınıfının örgütsel araçlarını etkiliyor. Fordist model zamanında grev düzenlemek bir şeydi. Bir fabrikanın bir bölümünü kapattığınızda, diğerlerini de tamamen bloke ediyordunuz. Günümüzde pek çok sektör emek ve finans açısından birbirine bağlıdır. Şirketler bazı faaliyetlerini merkezîleştirmiş ve diğerlerini dünyanın dört bir yanında çeşitli yerlere dış kaynaklara vermiştir. Çoğu işçi şimdi özerktir, herhangi bir işçi hakkı da yoktur. Dolayısıyla, uzun süredir işçi sınıfı için temel olan grev aracı, ekonominin birçok sektöründe artık imkân dâhilinde değildir. Çoğu özerk işçi grev yapamaz, çünkü üretmeyi bırakırsa, bir şey alamaz, maddi ya da fiziksel güvenlikleri yoktur. Dolayısıyla, burada bence temel bir mesele var, ve bunu sol içinde tartışıyoruz. İşçi sınıfının tarih boyunca ürettiği araçlar mevcut siyasi sorunlarla yüzleşmek için yeterli değildir, çünkü bunlar, genel olarak konuşursak, savunma önlemleridir. Kapitalist gelişmenin hâlâ işçi sınıfının ilerlemesine izin verdiği, tarihin belirli bir döneminde üretildiler. Kapitalist gelişmenin işçi sınıfını gerilettiği yeni bir tarihî evreye geçiyoruz, ve bu modele karşı hücuma geçmek zor. Bu durum sendikal hareketi etkiliyor. PT’nin doğduğu yere, São Paulo'nun ABC bölgesindeki metalurji işçilerine bak. [vi] 1960'lı yıllarda bölgede muazzam sayıda metalurji işçisi vardı. Bugün ABC'de 13.000 metalürji işçisi var. 1960'lar ve 1970'lerde 90.000 kişi vardı. Ve bugün 13.000 ile öncekinden çok daha fazlasını üretiyorlar. Muhtemelen metalürji işçilerinin bugünkü sayısı artmayacak, azalacak. Aynı şeyi, bilgisayarlaşma sürecinde büyük işten çıkarmaların sıkıntısını çeken bankalardaki gişe elemanları ve işçi sınıfının tüm diğer sektörleri için de söyleyebilirsin. Bu, işçi sınıfının siyasi mücadelesini etkilemiştir. Tek gerekçesi bu mu? Hayır, ama önümüze zorlu bir görev koyuyor; işçi sınıfının örgütlenmesi ve temsili için yeni biçimler oluşturmak, işçi sınıfıyla nerede yaşıyorsa orada iletişim kurmak, ki yerleşimi de içerir, bölgeleri etkili karşı koyma imkânı tanıyacak şekilde bir araya getirerek bir bütün oluşturmak. Solun birkaç hatasından bahsetmek için de bir dakikanızı alacağım. Biri, ekonomik ve siyasi mücadeleleri birbirinden ayırmaktı. Ekonomik mücadeleyi toplumsal hareketlere ve emek hareketlerine, siyasi mücadeleyi de partiye devretme ciddi bir hataydı. Toplumsal ve sendikal hareketler sonunda korporatizm ve ekonomiye varmış, parti halkın günlük hayatından kopmuş ve bir bürokrasiye dönüşmüştür. Ekonomik mücadeleyi siyasi mücadeleden ayıramazsınız. Ekonomik mücadele aynı zamanda siyasi bir mücadeledir, çünkü şimdiyi gelecekten ayıramazsınız. Hâlen önemli bir çatışma içerisindeyiz, ama gelecekte ne istiyorsak onu şimdiden yetiştirmek zorundayız. Açıklamak için tarımı kullanacağım. Avokado hasat etmek için, bir avokado ağacı dikmeniz gerekir. Başka yolu yoktur. Yani, daha fazla dayanışmayla daha adil bir toplum istiyorsak, dayanışmayı hemen ekmeliyiz. Erkeklerin ve kadınların eşit derecede katıldığı bir toplum istiyorsak, eşitlik alanlarını derhal açmalıyız, kendi evlerimizin içi de dâhil. Yeni değerlere sahip yeni tip bir toplum istiyorsak, bu değerleri örgütlerimizin bağrında derhal işlemeli ve üretmeliyiz. Teori pratikten koparılamayacağı için, şöyle geliştirilmelidir: yeni hareketler inşa edilmeli ve somut ekonomik mücadele insanların günlük hayatlarıyla sıkı bağlar kuracak şekilde kapsanmalıdır. Tabanının somut ihtiyaçlarına cevap vermeyen bir örgütün varlık nedeni ortadan kalkar. Somut ihtiyaçlar, siyasi mücadelenin ihtiyacıyla bütünleştirilmelidir. Günlük yaşamla, hayatta kalmayla ilgili konuşmalar, gelecekte nasıl bir toplum istediğimiz konusundaki diyaloglarla tamamlanmalıdır. Ortada olan zorluklar bunlardır. Fakat soruna cevabımı bitirmek için — iyi de, bu yeni araçlara sahip değilsek, işçilerin şimdiye dek ürettiği her şeyi çöpe mi atacağız? Hayır, zira elimizden gelenin en iyisini ürettik. Ne var ki, bu araçlar bugünün tüm zorluklarını aşacak kadar güçlü değiller. Araçları değiştirmeli ve yeni zorlukları karşılayacak yeni araçlar üretmeliyiz. Solun bazı kesimleri, tarihsel olarak inşa edilmiş araçları ve taktikleri ihmal ederek kitleler içinde yeni bir dayanak noktası oluşturmak istiyorlar. Kuşkusuz eleştirel olmak lazım, ama başka bir aracı ortadan kaldırarak popüler bir dayanak için araç oluşturmuş olmazsınız. Solun eski öncücülük sorunudur bu. Solda birçok kesim, diğer sol kesimlerin yenilgisini kutluyor. Bu devrimci değil, karşı-devrimcidir. Yeni araçlar, sorunlar ve sınırlamalarla dolu olsalar bile, diğer araçların tahrip edilmesiyle yaratılmamalıdır. Hiç sorunu olmayan ilk taşı atabilir. Dolayısıyla mütevazı olmalısın ve hepimizin tek tek zayıf olduğumuzu, bütün solu birleştirirken bile savaşı kaybetmekte olduğumuzu anlamalısın. Yenilmekteyiz. Bu nedenle, çoğunun Brezilya’daki siyasi mücadeleye katılmadığı işçi sınıfını örgütlemek için önümüzde bir çok zorluk olduğunu anlamalıyız. Çok önemli olduğunu göstermiş bir işçi sınıfı militanlığımız var. Eğer onu sokaklara indirmemiş olsaydık, darbe Brezilya solunu yok etmek üzere pekişecekti, ve direniyoruz. Fakat bu hâlâ Brezilya'daki büyük sermayenin topyekûn saldırısına karşı koymak için çok küçük. Gerçi bence durum değişmeye başladı; Brezilya'da bir siyasileşme süreci yürüyor ve umarım tarihî sabrımız olur da, bir yandan insanların katılımını artırmak, hep aynı insanlarla konuşmamak, solun ve örgütlerimizin içindeki yöntemleri değiştirmek için girişimde bulunarak, önce tarihî momenti kavramak, sonra Brezilya’daki darbe hükümetini yenmek için halkı hücuma geçirmek üzere Brezilya halkıyla, işçi sınıfıyla iletişim kurabiliriz.

Şu anda Amerika Birleşik Devletleri'ndeki siyasi konjonktür berbat, ve “alternatif sağ” (alt-right) denilen akım büyüyor, faşizm ve neo-nazizm yükseliyor, Beyaz Saray'da bile. Bazı insanlar kendilerini bu eğilimlere karşı koyan Antifaşist hareketin saflarına geçiyorlar. Amerika Birleşik Devletleri'nde faşizme karşı mücadele eden insanlara söylemek istediğiniz bir şey var mı?

Faşizm insanlık için bir tehlikedir, ve onu burada da görmüyor değiliz... çok iyi anlıyoruz. Tüm tarihî kriz dönemlerinde seçenekler belirir, savaş gibi, ama burada bir çelişki var. Krizler, sistemler ve çelişkileri hakkında tartışmak için elverişli zamanlardır. Siyasi tartışmaya yardımcı bir momenttir, ama kriz sırasında faşizm gibi gerici fikirler her zaman zuhur eder, bunlarla savaşılmalıdır. Her kesim mücadele için bir araya gelmelidir. Bu bir ideoloji meselesi bile değil. Eğer insansanız, faşizme, gerici düşüncelerine karşı savaşmalısınız ve herkes birlik olmalıdır. Kim öndedir, kim arkada veya yanda, beni ilgilendirmiyor, tüm kesimler bunu karşı koymak için birleşmelidir. Dolayısıyla belli bir ölçüde cömertlik ve sabır gerekiyor. İnanıyorum ki, ABD işçi sınıfı bununla karşılaşacak ve galip gelecektir, tıpkı bizim Brezilya'da ve dünyanın başka yerlerinde olacağı gibi. Zorluklarımızdan biri, uluslararası düzeyde nasıl bir araya geleceğimizdir. Sadece Brezilya'da mücadele etmek yetmez, ancak Amerika Birleşik Devletleri'nde ve dünyanın her yerinde gerektiği gibi, Brezilya'da da mücadele gereklidir. Yerel eylemler gereklidir, ancak eylemler tüm dünyadaki mücadelelerle bağlantı kurmalıdır. Bu faşist fikirlere karşı koymak ve dünya için yeni fikirler üretmeyi hedefleyerek gerileme ile yüzleşmek zorundayız. Açlık ve aşırı yoksulluk sorunlarını çözmek ve bizden sonra gelecek kuşaklara uygun nasıl bir dünyaya gerek duyduğumuzu düşünmek üzere yeni ekonomik ve sosyal sürdürebilirlik fikirlerine ihtiyacımız var. Size Birleşik Devletler’de başarılı bir mücadele ve bol şans diliyorum. Bak, temel bir rolünüz var. Birleşik Devletler'deki mücadeleler Brezilya ve tüm dünya için temel önemdedir. Sizi destekliyoruz ve tüm gezegene pratikte hâkim olan en büyük şirketlere etkili bir şekilde karşı koyabileceğinize inanıyoruz. Her zaman dayanışmamıza güvenebilirsiniz.

[i] “Após anistia de R$ 8,6 bilhões, 2/3 da bancada ruralista votam a favor de Temer – Notícias.” Política. Erişim: 6 Eylül 2017. https://noticias.uol.com.br/politica/ultimas-noticias/2017/08/03/apos-anistia-de-r-86-bilhoes-23-da-bancada-ruralista-vota-a-favor-de-temer.htm.
[ii]“The real Brazil: the inequality behind the statistics.” (Gerçek Brezilya: istatistiklerin arkasındaki eşitsizlik.) Christian Aid. Erişim: 6 Eylül 2017. http://www.christianaid.org.uk/whatwedo/eyewitness/americas/brazil-inequality-statistics.aspx.
[iii] “US Role in 1964 Brazilian Military Coup Revealed: National Security Archive.” (1964 Brezilya Askeri Darbesi'nde ABD’nin Rolü: Ulusal Güvenlik Arşivi) Dominion Full. Erişim: 6 Eylül 2017. http://www.dominionpaper.ca/international_news/2004/04/06/us_role_in.html.
[iv] Julio, Menezes Neto Antonio. “The Catholic Church and the Rural Social Movements: the Liberation Theology and the Movement of the Landless Rural Workers.” (Katolik Kilisesi ve Kırsal Toplumsal Hareketler: Kurtuluş Teolojisi ve Topraksız Tarım İşçileri Hareketi) Caderno CRH. Erişim: 6 Eylül 2017. http://www.scielo.br/scielo.php?script=sci_arttext&pid=S0103-49792007000200010.
Schwendler, Sonia. “A pedagogia de Paulo Freire inserida no contexto dos movimentos sociais.” Erişim: 6 Eylül 2017. http://www.paulofreire.ufpb.br/paulofreire/Files/seminarios/mesa13-c.pdf.
“Em nota, MST se despede do filósofo marxista Leandro Konder.” Movimento dos Trabalhadores Rurais Sem Terra. 13 Kasım 2014. Erişim: 6 Eylül 2017. http://www.mst.org.br/2014/11/13/em-nota-mst-se-despede-do-filosofo-marxista-leandro-konder.html.
Rosa, Leandro Amorim, and Ana Paula Soares Da Silva. “Práxis política no MST: uma leitura a partir de Vigotski e Gramsci.” Psicologia: teoria e prática. Erişim: 6 Eylül 2017. http://pepsic.bvsalud.org/scielo.php?script=sci_arttext&pid=S1516-36872016000100006.
[v]“Photo journal: Rise and fall of mass production, Fordism.” (Fotoğraf günlüğü: Seri üretimin yükselişi ve düşüşü, Fordizm.) BBC News. Erişim: 6 Eylül 2017. http://news.bbc.co.uk/1/shared/spl/hi/picture_gallery/07/business_rise_and_fall_of_mass_production/html/1.stm
[vi] ABC bölgesi, São Paulo’nun bir dizi endüstriyel banliyösünden oluşur, yaklaşık 3 milyon nüfusa sahiptir ve geleneksel olarak Brezilya sanayi üretiminin merkezidir. Adını (ABC) üç büyük banliyöden alır: Santo André, São Bernardo ve São Caetano.

Söyleşi: Brian Mier, Council on Hemispheric Affairs (Yarıküre İşler Konseyi) Brezilya birimi yazarı.

Kaynak:MST and the Fight to Change the Brazilian Power Structure: An interview with Gilmar Mauro”, Council on Hemispherics Affairs, 6 Eylül 2017. Çeviri: Kızılcık.