Küçük Stalinler ve Stalinizm (3)

rcp9thcongress-crTroçkistlerin Stalin eleştirisi “kan davası”dır. Bu nedenle ciddiye alınmalı, saygı duyulmalıdır.

Ama hepsi bu kadar.

Eğer Stalin eleştirisi Ekim Devrimi’ni ve Sovyet Sosyalizmi’ni anlamaya çalışmak veya anlatmak bağlamında yapılıyorsa, iş değişir. Bu durumda objektif olmak bile yetmez,

aynı zamanda “hassas” olmamız gerekir.

Şu nedenle:

Sosyalizmi “kötülük” olarak görenler de, “Sosyalizm iyidir, Sovyet Sosyalizmi kötüdür” diyenler de çoğunlukla sosyalizm düşmanlığını Stalin üzerinden yürüttüler. Başka ve doğru eleştiriler de yapılmadı değil, ama akıllarda sadece STALİN kaldı.

Ve bugün sosyalizm yıkılmış, çözülmüş veya çökmüş bulunuyor. Bundan istifade, sosyalizmin ölüsüne kurşun sıkanlar bunu hâlâ Stalin üzerinden yapmaya devam ediyorlar. Elbette sosyalizmi Stalin’e dayanarak savunmak akıl kârı bir iş değildir. Ama öyle bir duruma gelindi ki sosyalizm denilince Stalin anlaşılıyor.

***

Doğru yöntem “Tarihsel Materyalizm” olmalı. Böyle bakınca Stalin yoktur artık, “Stalinizm” vardır.  Stalinizm terimi de uydurmadır ama bir şey anlatıyorsa kabul edebiliriz.

Bana doğru gelen bakış şudur:

SBKP siyasi bir partidir. “Monolitik” denmiştir, ama “çoğulcu” bir partidir. Devrimci mücadelede parti içinde gruplar, platformlar, farklı görüşler vardır. Bunlar birbirleriyle mücadele ederek birlikte varolmuşlardır.

SBKP 1917 Ekim Devrimi’nde iktidar olmuştur. Yetmemiş, bir süre sonra devlet olmuştur.

Devrimci mücadelede parti içindeki farklı görüşlerin birbirleriyle olan  mücadelesi,

“fikir mücadelesi”, farklı görüşlerin çatışması, “parti içi iktidar mücadelesi” idi.

Ancak parti iktidar (devlet) olduktan sonra bunların mücadelesi, ister istemez “ülkede iktidar mücadelesi”ne dönüştü.

SBKP Devrim’den önce 250 bin üyeli idi. Parti içi görüşlerin taraftarları onbinlerle sayılıyordu.

Parti iktidar olunca her bir farklı görüş, onmilyonlarca sayıda insanın çıkarlarını ifade eder olmuştu. Artık “görüş faklılıkları” devlette, “çıkar farklılıkları”na dönüşüyordu.

Parti devletteki bu çatışmalar “akıl yolu” ile, “yoldaşlıkla” önlenemez miydi?

Önlenemezdi. SBKP devlet idi. Sovyet ülkesinde sınıflar ve çatışan sınıf çıkarları vardı.

Partideki görüş farklılıkları zenginlik sayılabilir, polemik ve tartışmalarla taşınabilirdi.

Ancak devlet olunca bu farklılıklar kırılmalara yol açardı. Başka türlüsü hiç yaşanmadı.

Koyarız Stalin’i Rusya’daki sınıf çatışmalarında ait olduğu yere. Sonra da eleştiririz. Hiç değilse niçin eleştirdiğimiz anlaşılmış olur.

***

Şunu da kaydedelim: Türkiye’de, 100 yıl sonra, Stalin adını duyunca tüyleri diken diken olanlara yakından bir bakınız. Yüzlerce Stalin göreceksiniz. Bu nedenle Stalin’i eleştirenlerde ayrıca bir de “samimiyet” ararsak, doğru yapmış oluruz.