Geleceği öngörmek için geçmişi ölçmek (1)

c150Bu yılın başlarında tasarladığımız ve King’s College (Londra) öğretim üyeleri Alex Callinicos ve Lucia Pradella ile birlikte düzenlediğimiz Capital.150 sempozyumuna yaklaşık 230 kişi katıldı. Amaç, Eylül 1867'de ilk kez yayımlanan Marx'ın Kapital’inin günümüzle ilgisini tartışmaktı.

Elbette bu orijinal bir fikir değildi ve tüm dünyada bu konuda zaten birçok konferans düzenlenmişti. Gene de Capital.150 bazı önde gelen Marksist akademisyenlerin katılımını ve bildiri sunmalarını sağlayabildi; katılanların ilk tepkilerinden de konuşmacıların sunumlarının iyi olduğu, ancak izleyicilerin tartışmasına yeterli zamanın kalmadığı anlaşılıyor. Evet, özellikle de katılanlar Marx ve Kapital söz konusu olduğunda ne dediklerini bildikleri için katılıyorum. Gelecekteki (eğer olursa!) bu gibi toplantılar için çıkarılacak ders: daha az konuşmacı, daha az oturum ve her birinde daha fazla zaman.

Sempozyum ilk gün, Marx'ın kriz teorisi ve bunun modern kapitalizme uygulanması üzerine bildirilerle başladı. Guglielmo Carchedi sempozyuma uzun bir bildiri iletti (The old and the new, Eski ve yeni), ancak hastaydı, bu yüzden elimden geldiğince ben sunmak durumunda kaldım.

Carchedi, 1945 sonrası kapitalizmin tükenmişliğini, finansal krizlerin ve çöküşlerin 20. yüzyıl sona ererken artmakta olan sayısı ile ölçebileceğimizi savundu. Burada neden ve ne zaman çöküş yaşanacağını ortaya koyan göstergeleri tanımladı.

Carchedi, analizini, kapitalist üretimin düzenli ve mükerrer çöküşlerinin arkasındaki etmen olarak Marx'ın kâr oranının düşme eğilimi yasasına dayandırdı. ABD ekonomisinin verilerini kullanarak, şirketler sektöründe, sömürü oranındaki herhangi bir artış etkisini çıkararak bakılan kâr oranında (CE-ARP) 1945'ten bu yana, sermayenin organik bileşimindeki artışla ters yönde ilerleyen uzun soluklu bir düşüş yaşandığını gösterdi. Değişmeyen sömürü koşulunu gevşetseniz bile (VE-ARP), ABD ekonomisindeki ortalama kâr oranı hâlâ uzun soluklu bir düşüş çizgisi etrafında dalgalanıyordu.

c150-I-t1-carchedi-tablo

CE-ARP (Sabit Sömürü-Ortalama Kâr Oranı) ve VE-ARP (Değişken Sömürü-Ortalama Kâr Oranı)
(RHS, LHS: sağ ve sol eksenler; ancak grafik iki değişkeni de sol eksene göre gösteriyor, ç.n.)

Carchedi ayrıca, Marx'ın düşen kârlılık eğilimi yasasına karşı işleyen başlıca üç eğilim olduğunu gösterdi: bu eğilimler, yani artık değer oranının artması; üretim araçlarının ve teknolojinin maliyetinin azalmasıyla değişmez sermayenin ucuzlaması; ve neo-liberal çağda, kârlılığı artırmak üzere üretken yatırımlardan finansal yatırıma geçiş, Marx'ın yasasını tersine çevirmeye yetmedi. Eğilim, savaş sonrası ABD'deki karşıt eğilimlerin üstesinden geldi.

Şimdi bu sonuçta yeni bir şey yok, pek çok bilim adamı da benzer sonuca varmışlardı. Carchedi'nin bildirisinde yeni olan şey, kârlılığı aşağı çeken bazı ek eğilim güçlerini VE krizlerin fiilen ne zaman gerçekleşeceğini gösteren kilit göstergeleri saptamasıydı.

Carchedi'nin tali eğilim faktörleri olarak adlandırdığı bu etmenler: toplam yatırıma oranla istihdamdaki istikrarlı düşüş, ve toplam değer içinde yeni değerin payının durmadan azalması. Carchedi'ye göre, kapitalizmin bugünkü evresinde gittikçe büyüyen tükenişini gösteren bu faktörlerdir.

Bunun da ötesinde, Carchedi, krizlerin ne zaman gerçekleştiğini ortaya koyan üç gösterge saptadı: kârlılık (CE-ARP), istihdam ve yeni değerdeki değişimlerin tümünün aynı anda negatif olması. Ne zaman bu gerçekleştiyse (12 kez), ABD'deki bir kriz veya üretimin çökmesi ile çakıştı. Bu çok yararlı bir göstergedir –örneğin, ABD’de istihdamın ve de yeni değerin (ancak) arttığı 2017’de bu gerçekleşmemekte. Dolayısıyla, Carchedi’nin kıstasıyla, çok yakında bir çöküş olmayacak.

c150-I-t2-carchedi-tablo

Krizler: kriz öncesinden son kriz yıllarına yüzde düşüşü (CE-ARP % değişim – Yeni değer % değişim – İstihdam % değişim)

Carchedi'nin yeni bildirisindeki diğer büyük yenilik, finansal krizlerin, üretken sektörlerdeki kârlılık krizinin bir ürünü olduğuna işaret etmesidir; “finansallaşma” teorisyenlerinin iddia ettiği gibi, tersi değil. Mali krizlerin, finansal kârlar düştüğünde gerçekleştiğini, ama daha önemlisi, bunun üretken sektör kârlarındaki düşüş ile aynı ana denk gelmesi gerektiğini ortaya koyuyor.

c150-I-t3-carchedi-tablo

Finansal krizler (finansal kârlarda % düşüş – gerçek kârlarda % düşüş)

Carchedi'nin belirttiği gibi, "ABD’de kapitalist gelişmenin İkinci Dünya Savaşı sonrası ilk 30 yılı ekonomik krizlerden muaftı". Ne zaman ki 1970'lerde üretken sektörde kârlılık düştü, sermaye finansal üretken olmayan alana göç etti, neo-liberal dönem boyunca daha fazla finansal krizler yaşandı. "Kriz öncesi yıllarda üretken kesimdeki kötüye gidiş böylece hem finansal, hem de finansal olmayan krizlerin ortak sebebidir... dolayısıyla, finansallaşma tezinin aksine, üretici sektör finansal sektörü belirler."

Carchedi, krizlerin sebebinin, ücret talebindeki eksiklik veya Keynesçilerin iddia ettiği gibi kamu harcamalarının artırılamaması olmadığını göstererek devam ediyor – savaş sonrası 12 krizin on birinin öncesinde ücretler yükselmiş ve hükümet harcamaları artmıştı!

Böylece Carchedi, Marx'ın kârlılık yasasının kapitalizmdeki krizlerin en iyi açıklaması olarak kaldığı ve kârlılığın, özellikle de üretken sektördeki uzun soluklu düşüşünün, kapitalizmin üretken potansiyelini tüketmekte olduğunu ortaya koyduğu sonucuna varıyor. Bu durumun değişmesi için, İkinci Dünya Savaşında olduğu gibi, sermaye değerlerinin büyük oranda tahrip edilmesi gerekecek. Bundan sonra ne olur sorusu, açık uçlu. Bildirisinin başlığındaki gibi, Gramsci’den alıntıyla, eski ölüyor, ama yeni de doğamıyor – ve başka bir ifadeyle: yeni olan, ne olacak?

Burada Carchedi'nin bildirisinin üzerinde kapsamlı biçimde durdum, çünkü Marx'ın modern kapitalizmdeki krizlerin anlaşılmasına katkısını destekleyen çok sayıda kanıtla bize bir çok şey anlattığını düşünüyorum – bir nedeni de bu oturumda tartışmacı olan SOAS'dan (Doğu ve Afrika Araştırmaları Okulu, ç.n.) Profesör Ben Fine’ın buna neredeyse hiç değinmemesi. Gerçi Ben, Marx'ın kâr oranının düşme eğilimi yasasına "katıldığını” ifade etti, ancak modern “sermayenin yapısının” “finansallaşma” yoluyla çok değiştiğini düşündüğü için, Carchedi'nin bildirisinin önemini görmezden geldi. Ben'in açıklamasına zaman kalmadı, fakat muhtemelen kapitalizmin değişen mali yapısının Marx'ın kârlılık yasasının krizlerle alakasını ortadan kaldırdığını söylemek istiyordu.

Bu oturumdaki diğer katılımcı, Paul Mattick Jnr idi (Mattick, Abstraction and Crisis, Soyutlama ve Kriz), o da Carchedi'nin bildirisi üzerine bir şey söylemedi, ama farklı bir nedenle. Paul’a göre, kâr oranını Marx'ın usülüyle tahmin etmeye çalışmak bile imkânsız ve gereksizdir. İmkânsızdır, çünkü Marx’ın kategorileri değer terimleriyledir ve modern burjuva ulusal hesapları bize Marx'ın yasasını sınamak için ayrıntılandıracağımız değer ölçütleri tanımlamamıza imkân vermemektedir. Ve gereksizdir, çünkü kapitalist üretimde düzenli finansal krizlerin ve çöküşlerin olması gerçeği bile bize Marx'ın haklı olduğunu göstermektedir. Marx, Kapital’de, krizlerin somut gerçeğini açıklamamızı sağlayan soyutlamalar sunuyor. Bu krizleri hâlâ betimleyebiliriz, ancak Marx'ın yasalarını çarpık burjuva verileriyle bir tür sözde doğal bilimler yolundan “sınamaya” çalışamayız, buna gerek de yok.

Şimdi Paul, Marksist bilimsel analiz üzerine bu görüşü, New York'ta tartışmacı olarak katıldığı Left Forum'da, Uzun Bunalım (The Long Depression) adlı kitabımın eleştirisiyle bağlantılı olarak da dile getirmişti, yakında konuyla ilgili yeni bir kitap da yayımlayacak. O zaman cevapladığım gibi, "Bir yasanın geçerliliğini 'tasvir etmek’ için genel olayları veya eğilimleri kullanmak yardımcı olabilir. Ancak bu yetmez. Marx'ın kârlılık yasasını haklı çıkarmak için, bilimsel olarak daha ileri gitmemiz gerektiğini düşünüyorum. Bu da,  kârlılığın ölçülmesi, ve iş yatırımlarıyla, büyüme ve çökmelerle nedensel olarak ilişkilendirilmesi anlamına geliyor. O zaman gelecekteki krizleri öngörmemiz veya tahmin etmemiz bile mümkün olacaktır. Ve ancak o zaman Marx'ın yasasını destekleyen bir dizi deneysel kanıtla diğer teoriler yadsınabilir." Kolay olmayabilir, ama imkânsız değil. Dahası, gerekli. Aksi takdirde, Marx'ın teorisine alternatif teoriler geçerli olduklarını ileri sürmeye ve hükmetmeye devam edeceklerdir. Bu da kötü haber, çünkü bu alternatif teoriler, kapitalizmi değiştirmek yerine onu "yönetmek" veya "düzeltmek" isteyen politikalar üretiyorlar. Dolayısıyla çoğunluğun (işçi sınıfının) çıkarları doğrultusunda bir etkide bulunmayacak, bunun yerine kapitalizmin adaletsizliklerini ve dehşetini idame ettireceklerdir.

Üstelik, deneysel (ampirik) sınamanın Marx'ın görüşü olduğunu düşünüyorum, hiç değilse bu oturumda başka bir bildiri sunan Rolf Hecker'in gösterdiği kanıtlara göre bu böyle (Hecker, 1857-8 Crisis, 1857-8 Krizi). Rolf, Marx'ın orijinal yazıları ve defterleri üzerinde çalışan en iyi bilim insanlarından biridir. Marx'ın 1857-8 genel ekonomik kriziyle ilgili analizini incelerken, onun 1857 krizinin yönünü ve derinliğini tayin için ampirik göstergeler ararken, kredi, faiz oranları ve üretim ile ilgili detaylı veriler (a la excel) derlediğini bulmuştu (Hecker, Crisis PP).

c150-I-t1-hecker-tablo

Rolf, Marx'ın çalışmasını modern grafik biçiminde yeniden üretti.

c150-I-t2-hecker-tablo

(Külçe altın - Rezerv - Özel mevduatl - En düşük iskonto faizi [sağ eksen])

Öyle görünüyor ki, Marx, teorilerini ampirik olarak sınamanın zaman kaybı olduğunu düşünmüyordu. Ve şimdi Marx'a göre büyük bir avantajımız var. Onun açtığı yoldan ilerleyebilir ve son 150 yıllık krizleri ve veriyi Marx'ın yasalarını gerçeklerle sınamak için kullanabiliriz. Carchedi'nin bildirisi, bu göreve açıklayıcı bir güç katmıştır.

Capital.150'deki diğer bildiriler de öyle. Ancak daha fazlası sempozyum notlarımın ikinci bölümünde.

Kaynak: Capital.150 part one: measuring the past to gauge the future (Capital.150 birinci bölüm: geleceği öngörmek için geçmişi ölçmek), Michael Roberts, Michael Roberts Blog, 21 Eylül 2017. Çeviri: Kızılcık.